Üç boyutlu, heyecanlı fantezi: GI Joe: Misilleme

Üç boyutlu, heyecanlı fantezi: GI Joe: Misilleme
Üç boyutlu, heyecanlı fantezi: GI Joe: Misilleme

Gösterimde en büyük ilgi Dwayne Johnson ve Bruce Willis'e oldu.

Hollywood muhabirimiz Keith Kurman, 'GI Joe: Misilleme'nin Los Angeles'ta düzenlenen prömiyer gösterimi ve sonrasında düzenlenen partiden bildiriyor...
Haber: KEITH KURMAN / Arşivi

Uluslararası gazeteciler için etkinlikler dizisi çerçevesinde ‘G.I. JOE: Misilleme’ filminin prömiyerindeydim. İlk etkinlik Century City’deki basın gösterimiydi. Yanlarına oturduğum türün fanları, filmi gerçekten heyecanla bekliyorlardı ama benim niye beklentim olmadığını da anlıyorlardı. Fakat şaşırtıcı biçimde, filmden gerçekten keyif aldım.
Hikâyenin anafikri basit. Şer teşekkülü Kobra’nın başında şekil değiştirebilen Zartan vardır ve kaçırılan ABD Başkanı’nın görünümüne bürünmüştür. (Her ikisini de yetenekli karakter aktörü Jonathan Pryce canlandırıyor.) Komployu ortaya çıkarıp Kobra güçlerini yenmenin ve Başkan ’ı kurtarmanın üstesinden G.I. Joe ekibi gelir. Ekibi toplamak için Bruce Willis’in canlandırdığı General Joe Colton’ın emeklilikten dönmesi gerekecektir.
Filmin tahayyül boyutunda çocuklara özgü bir masumiyet var, sanki çocuklar mahalledeki inşaat sahasında ellerindeki aksiyon figürleriyle oyun oynuyor: ‘’Tamam sen Zartan ol, şimdi şekil değiştirip ABD Başkanı haline geldin…’’ ve ‘’Ben de Roadblock olacağım, ekibimle birlikte canınıza okuyacağım!…’’
Bu basit yapının 200 milyon dolarlık bir bütçeyle birleşmesi, bana üzerinde on yıllarca çalıştığım sanat biçimi ‘Grand Opéra’yı hatırlattı. Operaların çoğu son derece basit bir anlatıdan yola çıkar, talihin cilvelerinden geçip kaçınılmaz sona erer, yani Roadblock ile sahte Başkan’dan pek bir farkı yok. Oyunbozanlık edeceğim: Sonunda Dwayne ‘The Rock’ Johnson’ın oynadığı Roadblock kazanıyor.
Neyse, analojiyi daha ileri götürmeyelim, ama yoğun müzik kullanımı, çerçevesi net çizilmiş sahneler, net dramatik yükseliş, şarkı olarak söylenmese bile karmaşık olmayan ve net mesaj veren diyaloglar var. Dans da var, yani demek istiyorum ki, kavga sahneleri, tüyleri diken diken eden savaş sahneleri var ki, hepsi de kalburüstünün üstü çizgide ve karmaşık bir kareografinin ürünü. Filmin bu yönü düşünülerek, yönetmen çok iyi seçilmiş. Jon Chu bu projeye dans filmi ‘Step Up The Revolution’ ve Justin Bieber filmi ‘Never Say Never’dan geldi.
Eleştirmenlerin ‘’Bu filmde zihni harekete geçirecek bir şey aramayın’’ görüşüne katılmıyorum, tam tersine. Yazarlar, bilgece davranıp, senaryoyu çer çöp arz ve beyanla doldurmak yerine sizin alegorik bağlantılar kurmanız için alan sağlayan boşluklar bırakmış. Orjinal yazar/yaratıcılardan biri olan Stewart Beattie’yi tanıyorum. Kaydadeğer zekaya sahip Beattie ile karakterleri nasıl geliştirdiği ve ‘Karayip Korsanları’, ‘Tetikçinin Gecesi’ gibi senaryolarının nasıl bu kadar başarı kazandığı hakkında sohbet etmiştim. Şu sözleri aklımda kaldı: ‘’Mesele ne yaptıkları değil, onu niye yaptıklarıdır.’’
Sonraki etkinlik olan mülakatlarda, yapımcı Lorenzo di Bonaventura’nın film yapımının ayrıntılarına dair çok açık sözlü olmasına rağmen, Kobra’nın ‘şer’liğinin neye dayandığı sorum karşısında tereddüt etmesi ilginçti. Cevap beklenmedik bir kaynaktan, Flint’i oynayan genç aktör D.J. Cotrona’dan geldi. Güçlü bir kavrayışla, “G.I. JOE’nun uzun ömürlülüğünün ve herkese hitap etmesinin sebeplerinden biri, tüm bu tehdidin soyut olması. Dönemin en büyük tehdidi neyse, ona uyarlanabiliyor. Hangi jeopolitik düşmanlık olursa olsun, iyiye karşı Kobra gibi bir kötünün durması, eğlenceli ve oyunbaz oluyor. Kobra kolaylıkla ‘başka şeyleri insanlığın üzerinde tutan’ akılsız dev şirketleri temsil edebilir ve G.I. Joelar da tam tersini. Bu klasik hayırla şerrin savaşıdır” dedi.
Son etkinlik, Grauman’daki prömiyer ve caddenin karşı tarafında, Roosevelt Hotel’deki resepsiyondu. Filmi izlediğim için gösterimi atlayıp doğrudan partiye gittim. Tesadüfen, ben partiye erken gittiğim, gösterim de geç başladığı için kırmızı halı için muazzam bir kalabalık toplandığını görebildim. O kadar büyük bir basın ilgisi vardı ki, gösterim 1.5 saat ertelendi. Tabii sonradan öğrendim ki, hepsi Dwayne Johnson ile Bruce Willis’e yönelikti. Fırtına Gölge Byung hun-Lee’nin boy göstermesi de Asya kökenliler arasında büyük sansasyon yarattı.
Gösterime katılanların hepsinin partiye davet edilmemesi beni şaşırttı. Davet edilmeyenler hayal kırıklığına uğramıştır, ama bazı partilerin nefes alınamayacak kadar kalabalık olması yüzünden biz davetliler bu durumdan memnun kaldık. O gece sadece birkaç yüz kişinin olması sayesinde Roosevelt’in ferahfeza salonlarında rahatça hareket edebildik.
G.I. Joe ekibinde Lady Jane’i canlandıran Adrianne Palicki, Reem Acra tasarımı derin yakalı, pullu gece elbisesiyle dikkatleri üzerine çekerken, ‘The Rock’ı kalabalığın üzerinden yükselen heybetli cüssesiyle takip etmek kolaydı. Davetli listesinde çok sayıda eski tüfek asker olması enteresandı. Varlıklarıyla yeni bir hava estiren bu askerlerin, filmin danışmanları ve askeri sahnelere gerçekçilik katan figüranlar oldukları anlaşıldı.
Bu üç boyutlu, heyecanlı fantezi herkese hitap etmeyebilir. Ama ‘G.I. JOE: Misilleme’, izlemek için sinemaya gidenleri beklenenden biraz daha şiirsel şovuyla şaşırtacak.