Ulu bir organizmadan mektup var

Ulu bir organizmadan mektup var
Ulu bir organizmadan mektup var
Kuzey Ormanları Savunması'nın 3. köprü güzergahında yaptığı eylemde Kuzey ormanları ve Belgrad ormanları adına birer mektup okundu.
Haber: ELİF İNCE - elif.ince@radikal.com.tr / Arşivi

3. köprünün yapımı ile tartışılmaya başlanan İstanbul ’un kuzey ormanları için Sarıyer’de eylem yapıldı. Kuzey Ormanları Savunması’nın çağrısı ile yüzlerce bisikletli ile aktivist bir araya geldi. Eylemin Belgrad Ormanı Şahin Tepesi’ndeki bölümüne paramatorlar da destek verdi. Paramotorlar, ‘katliamı durdurun’ yazılı pankart açtı. Grup üyeleri, Belgrad Ormanı ve Kuzey Ormanları adına birer mektup yazdı. Basın açıklaması ve mektuplar Maslak’taki İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü önünde okundu.

Sabah saatlerinde Sarıyer’de buluşan aktivistler, 3. köprü için yapılan bağlantı yollarını gezdi. ‘3.köprü cinayettir’, ‘Ormanıma, suyuma, İstanbul’a dokunma’, ‘köprü değil toplu ulaşım’ şeklinde sloganlar atan grup, ‘İstanbul’u büyütme, yaşam alanlarımı küçültme’ yazılı pankartın önünde 3. köprü güzergahında bir süre yürüdü. Paramotarlar da Şahin Tepesi mevkiinde uçarak süre ‘katliamı durdurun’ yazılı pankartı taşıdı. Grup üyeleri otobüslerle Maslak’taki İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü’nün önüne geldi. 

Grup üyelerinin okuduğu basın açıklaması ve mektuplarda şu ifadeler yer aldı: “Aylardır köprü inşaatı yüzünden kesilen yüz binlerce ağacın sesi kulaklarımızda. İktidarın hırsına, sermayenin doyumsuz rant hırsına, betonlaştırılmaya ve aylardır yaşadığı büyük katliama karşı direnişini sürdüren Kuzey Ormanları, geriye kalan ağaçları, hayvanları ve bitki örtüsüyle, kendi evlatları olarak gördüğü biz İstanbul halkını bağrına bastı ve kulaklarımıza; tüm İstanbul halkına ve gözünü beton bürümüş iktidara söylemek istediği cümleleri fısıldadı. Şimdi size Kuzey Ormanları tarafından kulağımıza fısıldanan sözleri iletmek istiyoruz:

BENİM ADIM BELGRAD

“Benim adım Belgrad. Bundan bin yıl önce, siz daha buralarda yokken, ben yine buradaydım. Bin yıldır türlü isimler verdiğiniz bu topraklara ben nefesimi, suyumu, ruhumu verdim. Bundan binlerce yıl önce, hatta geçen yüzyıla kadar, sizin sözlerinizle, 10 bin hektarlık uçsuz bucaksız bir ağaç deniziydim. Bu topraklarda kurulan bütün uygarlıkları, bin yıldır ismi hep değişen bu kenti sırtımda taşıdım; kurduğunuz kentlere bentlerimden temiz sular akıttım. Gürgen, kayın ve kestane ağaçlarımla 146 kuş, 20 memeli hayvan türüne, 450 değişik bitkiye ve insanlara annelik yaptım. İnsanlar ve hayvanlar için o kadar önemliydim ki, tatlı sularımın çevresinden ağaç kesilmesini yasaklayan fermanlar yazıldı; ağaçlarımdan tek bir dal bile kesilmesi yasak olan bir muhafaza ormanı olduğum ilan edildi. Ama derler ya insan soyu çiğ süt emmiş! Nefesimi, suyumu, ruhumu verdiğim insan soyunun aç gözlülüğü yıllar içinde çevremi beton yığınlarıyla kuşattı. Şimdi beni soysuz bir tabiat parkına dönüştürüp daha fazla betonlaşmaya açmak; yaşam birliğimi bozup yok oluşa sürüklemek istiyorsunuz. Ama bu yok oluşla birlikte; sizin ve çocuklarınızın ve hatta uygarlığınızın da betonda boğulup gideceğini unutuyorsunuz.

BEN KUZEY ORMANLARI

Ben Kuzey Ormanları: Bir tarafım Istrancalar, bir tarafım Belgrad Ormanları. Bir yanım Çatalca, bir yanım Kocaeli. Ben İstanbul’un akciğerleri, son verimli toprağı, son temiz suyu, son nefes kaynağı, İstanbul’un kalbiyim. Sizler beni boğaz köprülerinizle, sürekli büyüyen betondan kentinizle katletmeye başlamadan önce kentin büyük bir bölümünü kaplıyordum. Bugün beni kentin kuzeyindeki daracık bir şeride sıkıştırdınız. Kendi ellerinizle yazdığınız kent anayasasını ihlal ettiniz; çılgın bir kar ve iktidar hırsının ürünü olan, lüzumsuz, gereksiz vahşi projeler uğruna, dozerlerinizle, kepçelerinizle bağrımı parçaladınız! Ulu ağaçlarımı, gencecik fidanlarımı katlettiniz; hayvanlarımı yuvalarından kaçırdınız. Ama unutmayın, dünyaya orman denir! Ben üç-beş ağaç değilim; ağaçlarım, köklerim, bitkilerim, hayvanlarım, mikroorganizmalarım, yeraltı sularım ve rüzgârlarımla, tüm canlı ve cansız varlıklarımla ulu bir canlı organizmayım. Bu katliamı, bu vahşi makinenin dişlilerini durdurun, bırakın açtığınız yaraları iyileştireyim: Yoksa çok kısa bir zaman içinde İstanbul hepinizin cehennemi olacak. Yoksa bir parçası olduğum doğanın ve doğasından kopartılmış insanın öfkesi hiçbir zaman peşinizi bırakmayacak.”

BELGRAD YENİDEN MUHAFAZA ORMANI OLSUN

Yapılan açıklamada yetkililere de şu çağrıda bulunuldu: “Bu katliamı durdurun! Avrupa ’nın biyolojik çeşitlilik bakımından en değerli ve en acil korunması gereken 100 ormanından biri sayılan, 2 bin bitki türü, göçmen kuşlar ve tüm İstanbullular için yaşamsal bir öneme sahip olan Kuzey Ormanları’nın yaşam birliğini parçalayan 3. Köprü inşaatına son verin! İstanbul’un sonu olacak; şehre ve halka hiçbir yararı olmayan; kente 10 milyonluk büyük bir nüfus ekleyecek emlak odaklı, Yeni İstanbul, 3. Havalimanı, Kanal İstanbul gibi çılgın projeleri uygulamayı aklınıza bile getirmeyin. Belgrad Ormanlarını Tabiat Parkı statüsünden çıkartıp, yeniden muhafaza ormanı haline getirin! İstanbul halkını yalanlarla yönetmeye son verin!

22 ARALIK'TA KADIKÖY'DE
3 bin futbol sahası büyüklüğündeki bir ormanlık alanı katledecek; çocukları, kuşları, hayvanları ormansız bırakacak 3. Köprü inşaatını hukuksuz biçimde sürdüren tüm yetkili makamlara sesleniyoruz: Biz İstanbul halkı artık yalanlarınıza inanmıyoruz. Ormanlarımızın; su havzalarımızın vahşi projelere; inşaat, madencilik ve su şirketlerine kurban edilmesine hayır demek; sadece insanın değil ormanların, ağaçların, hayvanların, börtü böceğin yaşam hakkını savunmak için hep birlikte ayağa kalkıyoruz. İki elimiz yakanızdadır; ormanlar sizin satılık malınız değil, hepimizin ortak varlığı, İstanbul’un canıdır. Canımıza kıymaya çalışanlara karşı canımızı savunmaya devam edeceğiz. Tüm İstanbul halkını, bu katliama karşı onurla, isyanla, düşle, yürekle ayağa kalkmaya; ormanlarımız ve İstanbul bizimdir demek için, 22 Aralık’ta Kadıköy’de hep birlikte düzenleyeceğimiz İstanbul mitingine katılmaya çağırıyoruz.”