Uluslararası 'Alman' festivali

Uluslararası 'Alman' festivali
Uluslararası 'Alman' festivali
Berlin Film Festivali bu akşam Wes Anderson'ın son yapıtı 'Büyük Budapeşte Oteli' filminin gösterimiyle başlıyor. Festivalin resmi bölümünde Türkiye'den beş film yer alıyor.
Haber: AHMET BOYACIOĞLU / Arşivi

Bu yıl Berlin Film Festivali’ne Türkiye ’den 66 film başvurmuş. Oldukça yüksek olan bu sayıya uzun metrajlı filmlerin yanı sıra, belgeseller, kısa filmler ve ortak yapımlar da dahil. Berlin’e başvuruda bulunan Türkiye-Japonya ve Türkiye-Mısır ortak yapımları da sinemamızın dünyaya açılmasının kanıtı olarak gösterilebilir. Buraya küçük bir parantez açıp Kutluğ Ataman’ın filmi ‘Kuzu’nun Almanya yapımı olarak festivale başvurduğunu belirtelim. Nedenini bilmiyoruz ama Berlin’de, festival sırasında öğreniriz.

Festival’in resmi bölümlerinde beş filmimiz yer alıyor. Kutluğ Ataman’ın yönettiği ‘Kuzu’, Panorama’da; Melisa Önel’in ilk yönetmenliği ‘Kumun Tadı’, Forum’da, Zeynep Dadak ve Merve Kayan’ın ortak çalışmaları ‘Mavi Dalga’ ve Hüseyin Karabey’in ‘Sesime Gel’i de Festival’in Gençlik Bölümü Generation’da gösterilecek. Hasan Serin’in yönettiği ‘Ağrı ve Dağ’ adlı kısa film de Generation Kısaları’na seçilme başarısını gösterdi. 

Yirmi film yarışacak

Generation bölümünde iki yıl önce Reis Çelik’in yönettiği ‘Lal Gece’ büyük ödül Kristal Ayı’yı almıştı. Geçen yıl da Reha Erdem’in filmi ‘Jin’, bölümün açılış filmi olmuştu. Sanırım önümüzdeki yıllarda da Generation bölümü filmlerimize ilgisini sürdürecek. Yarışmada Türkiye’den bir filmin olmamasına karşın beş filmimizin resmi bölümlere seçilmesini bir başarı olarak kabul etmek gerekiyor. Cannes ve Berlin gibi büyük festivallerin yarışmalı bölümlerine seçilebilmek her geçen yıl daha da zorlaşıyor. Geçen yıl Cannes Film Festivali’nde birçok insanı rahatsız edecek sayıda Fransız filmi boy gösterdi, festivalin farklı bölümlerinde 130’un üzerinde Fransız filmi vardı. Bu konuyu Fatih Akın ile konuşurken “Normaldir, Fransızlar da kendi sinemalarını dünyaya tanıtmak için uğraşıyorlar” demişti. Bu da şüphesiz bir görüş ve doğal olarak her ülke kendi sinemasını tanıtmak ister ama ‘uluslararası’ olduğu söylenen ve dünyanın en büyük festivalleri olarak değerlendirilen Cannes ve Berlin’de filmlerin seçiminde uluslararası dağılımın iyi gözetilmesi gerekiyor. 

Berlin’de bu yıl yarışmalı bölümde 23 film yer alıyor, bu filmlerden yirmisi Altın Ayı için yarışacak, diğerleri yarışma dışı gösterilecek. Yarışmada beş Alman yapımı film var, ayrıca altı filmde de Almanya küçük ortak. Fransa üç, Çin Halk Cumhuriyeti, İngiltere ve Arjantin de ikişer film ile yarışmada yer alıyor. Anlayacağınız nasıl Cannes’da Fransız filmlerine öncelik veriliyorsa artık Berlin’de de Alman filmleri aslan payını alıyor. Fazla söze gerek yok. Biz yine de festivalin çeşitli bölümlerine kabul edilen beş filmimizle iyi durumdayız. Gördüğünüz gibi saha çok çamurlu, oynamak zor, hakemlerin de hangi yöne baktığı, nasıl karar verdiği belli değil.

Bizim cephemizde bir değişiklik yok. Geçen yıllarda olduğu gibi, festival kapsamında düzenlenen Avrupa Film Pazarında, Ankara Sinema Derneği tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü’nün katkılarıyla Türkiye Standı açılacak. Kataloglarımız, DVD’lerimiz, posterlerimiz, Kurukahveci Mehmet Efendi kahvemiz, Kafkas kestane şekerimiz, Sinop’tan gelen model teknelerimiz, kısacası her şeyimiz hazır. 

Türkiye etkinlikleri

İstanbul Film Festivali, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Berlin’de bir resepsiyon düzenleyecek. Bu yılın önemli bir yeniliği ise SEYAP’ın özel sektörden bulduğu bir sponsor sayesinde Türkiye sinemasının yüzüncü yılı temalı bir parti düzenleyecek olması. Hiçbir ülke bizim gibi yüzde 58’e varan bir yerli film izlenme oranını yakalayamıyor. Sinema Türkiye’de bu kadar çok seviliyorsa, özel sektör de sinemaya para yatırmaya, sinema için sponsorluğa alışmalı. Umarım Berlin’de başlayan bu sponsorluk girişimleri sürekli hal alır.
16 Şubat’a kadar festivalin mutfağından dedikodularla birlikte olacağız. Berlin’den sevgilerle.