'Umudun' sesi: Şenay

'Umudun' sesi: Şenay
'Umudun' sesi: Şenay
'Sev Kardeşim', 'Hayat Bayram Olsa'... Dün sessizce son yolculuğuna uğurlanan Şenay'ın şarkıları, umudun sesiydi. 70'lerde başlayan kariyerinde hepi topu 31 şarkı söyleyen Şenay'ın bu günlere ulaşmasının sırrı bu belki.
Haber: MURAT MERİÇ - muratmeric@gmail.com / Arşivi

1973 seçimleri Türkiye açısından dönüm noktası: 14 Ekim’deki seçimin galibi, genç Ecevit’in kaptanlığındaki CHP . Bu galibiyet, büyük coşkuyla karşılandı. Sevinç uzun sürmedi gerçi ama mevzu bu değil. Seçim öncesine dönelim… CHP, bu seçimde (1965 seçimlerinde TİP tarafından denenen) farklı bir şey yaptı ve miting alanlarına şarkıları taşıdı. Alanı dolduran kalabalıklar, ‘umudumuz’ sloganıyla sahiplendikleri Ecevit’i beklerken, hep bir ağızdan pikaptan yükselen umut dolu şarkıya eşlik ediyordu: ‘Bütün dünya buna inansa/ Bir inansa/ Hayat bayram olsa/ İnsanlar el ele tutuşsa/ Birlik olsa/ Uzansak sonsuza…’ Sadece bu değil, iki yıl önce ortalığı kasıp kavurmuş bir başka şarkı da dillerdeydi meydanlarda: ‘Dünyaya geldik bir kere/ Kavgayı bırak her gün bu şarkımı söyle/ Sevdikçe güler her çehre/ Amaçlar hep bir olsun, kalpler birlikte…’
CHP mitinglerinde hoparlörlerden yükselen, Şenay’ın sesiydi. Öncesinde pek de ses getirmeyen dört plağı bulunan Şenay, 1971’de yaptığı ‘Sev Kardeşim’le adını duyurmuş, ‘Hayat Bayram Olsa’yı ise henüz piyasaya çıkartmıştı. Her ikisinin de sözlerini kendi yazmıştı ve mutlu bir geleceğe olan inancını dile getirmişti. Bu iki şarkı, onun yolunu çizdi. Sonrasında hep bu minvalde şarkılar söyledi. ‘Beyaz Ülke’, ‘Açıl Susam Açıl’, ‘Sessiz Bir Yer’ ve diğerleri Şenay’ın ütopyasını anlatıyordu; sonuncuda, siren sesleri arasında hayalindeki ‘ülke’yi şöyle tarif ediyordu Şenay: ‘Bütün istediğim, yalın yaşam için / Dünyayı saran kavgadan uzak sessiz bir yer.’ Şenay’ın son 45’liğiydi bu, 1977’de yayınlanmıştı. Sağ-sol kavgasının ayyuka çıktığı günlerdi ve Şenay safını net olarak belirlemişti. Hiçbir zaman Cem Karaca, Selda, Melike Demirağ gibi politik bir söylemi olmadı ama şarkıları hep belli bir kesime hitap etti; memleketi ‘aydınlık yarınlara’ taşıyacak insanlar için söyledi şarkılarını, hep bu özlemle. Bunun içindir ki, dönemin ‘aydınlık’ dili şarkıya sirayet etmişti: ‘Billur düşüncede oluşan erekle/ Emeğimin meyvalarıyla güzelleşen bir yer…’
Türkiye’de hepi topu onbir 45’lik plak ve bir albüm yapan (hadi, adlı adınca söyleyelim, sadece 31 şarkı söyleyen) Şenay’ın bugünlere ulaşmasının sırrı bu belki. İki büyük ‘hit’ yaptı, bu şarkılarla dillere düştü ama şarkıları söyleyenlerin çoğu, Şenay adını duymamıştı bile. Bu biraz da kendi seçimiydi: Bilinçli olarak kayboldu, unutulmayı tercih etti.
Hikâyenin başına dönelim: Şenay, İstanbul Gelişim Orkestrası’nın ilk solistlerinden. Burada Şerif Yüzbaşıoğlu ile tanıştı, 1971’de evlendiler. ‘Sev Kardeşim’ ve sonrasındaki başarılı plaklar, bu ikilinin eseri: Şenay’ın ‘özel’ sesi, Yüzbaşıoğlu’nun muazzam dokunuşlarıyla birleşince ortaya parlak çalışmalar çıktı. Birlikte yaptıkları yedi plak, Şenay ismini hafızalara kazıdı. İkilinin şahikası, 1980’de yaptıkları albüm: ‘Honki Ponki’den ‘Çirozname’ye, ‘Kent Yaşamı’ndan ‘Dalkavuk’a şahane bir funk altyapısıyla hazırlanmış bu albüm, hâlâ aşılamamış bir çalışma. Sadece müzik değil, sözler de döneminin çok ilerisinde. Fransız şair Charles Cros’dan Orhan Veli’nin çevirdiği ‘Çirozname’ ve anlamsız sözlerden oluşan ‘Honki Ponki’, albümün ‘hit’leri. ‘Honki Ponki’nin ünü memleket dışına da çıktı, Şenay şarkıyı İngilizce olarak plak yaptı, yakın zamanda da bir Japon grup (Ooioo) ‘Honki Ponki’yi Japonca sözlerle seslendirdi. Faruk K. tarafından yapılan ‘cover’ı da unutmamak gerek elbette.
Şenay, sadece Türkiye’de değil, Bulgaristan’dan Japonya’ya pek çok ülkede çalışmalar yaptı, konserler verdi, festivallere katıldı ve pek çok ödül aldı. 1980’de çıkan albümün ardından bir dizi konser vermek üzere çalışmalara başlamışken Şerif Yüzbaşıoğlu’nu kaybetti. Hayata küstü, inzivaya çekildi. Bu günlerinde, dönemin önemli dergilerinden Gong’da Şenay hakkında şöyle bir değerlendirme yapıldı: “Çerez türü şarkılara hiç itibar etmedi, mesaj veren şarkıları seçti. Bir parladı, bir söndü ama hep kabuğunu zorladı.” Zorladığı kabuğu kapatmak, bir istiridye gibi onun içine saklanmak kendi seçimiydi. Bu sessizliğini, yakın arkadaşlarının ısrarıyla birkaç kere bozma girişiminde bulundu ancak ‘kendini hazır hissetmediği için’ hep son dakikada caydı.

Popun özel ismiydi

Şenay Yüzbaşıoğlu, 4 Ocak 2013 Cuma günü 62 yaşında, Gümüşsuyu’nda yaşadığı evinde öldü. Dün, sessiz sedasız son yolculuğuna uğurlandı. Memleket popunun ‘özel’ isimlerinden biri, umudun sesiydi. Plakları ‘aydınlık yarınlar’ için dönmeye devam edecek.