Umut onun ekmeği

Umut onun ekmeği
Umut onun ekmeği
Atalay Taşdiken'in ikinci filmi 'Meryem', temiz bir iş olmasına rağmen, gelgitlerden yoksun hikâyesiyle 'tekrar duygusu'na çarpmaktan kurtulamıyor.
Haber: MURAT ÖZER / Arşivi

İlk filmi ‘Mommo: Kız Kardeşim’le iyi bir açılış yapan, sinemasını ‘duygu’ üzerine inşa edeceğinin işaretlerini veren Atalay Taşdiken, ikinci filmi ‘Meryem’le bizi yanıltmıyor ve gerçeklerden beyazperdeye taşıdığı hikâyesiyle bir kez daha yüreğe seslenmesini biliyor. Ancak, ikinci çalışmada ilk filmin güçlü motivasyonu bir miktar törpülenmiş biçimde karşımıza geliyor.
Büyük kentteki kocasını beklerken umudunu yitirmemeye çalışan Meryem’in hikâyesini izliyoruz filmde. Askerden dönen eski yavuklusunun ısrarını da bertaraf etmeye çalışan genç kadının ‘küçük’ dünyasını, yalnızlıkla örülü gündelik yaşamını minimal dokunuşlarla yansıtan Atalay Taşdiken, bu noktada doğru bir yaklaşım sergiliyor ve hikâyeyi büyütmek için ekstra bir çaba harcamıyor. Ancak, belli bir aşamadan sonra bu yaklaşımın ‘tekrar duygusu’na çarptığını da söylemek gerek. Meryem’in ‘umut’ kavramıyla kurduğu ilişkinin yavaş yavaş altüst oluşuna dair sağlam ipuçları vermeyen hikâye, ‘düz’ bir rotayı takip ediyor olmanın dezavantajlarını yaşıyor giderek. Ona kafayı takmış görünen eski sevgili de yeterince iyi çizilemediği için, Meryem’in durumunu netleştirecek iniş çıkışlardan mahrum kalıyor film.
Başlangıç noktasıyla final arasında herhangi bir gelgitin olmaması, ‘Meryem’in en büyük sorunu gibi duruyor. Seyircinin duygularını tetikleyecek birkaç sahneyle ilgiyi ayakta tutuyor yönetmen ama kocasının annesi ve babasıyla yaşayan başkarakterin yol haritasına ‘hikâye oluşturacak’ etkin doneler yerleştirmiyor. Yine de ‘temiz’ bir iş çıkarıp filmini belli bir aşamaya getirmeyi başarıyor. Daha fazlası için malzemesi de var ama frenlemeyi uygun görüyor nedense!


    ETİKETLER:

    Kız

    ,

    Final

    ,

    film

    ,

    ,

    genç