'Undercovers': J.J. Abrams'tan geçmişe özlem

'Undercovers': J.J. Abrams'tan geçmişe özlem
'Undercovers': J.J. Abrams'tan geçmişe özlem
J.J. Abrams, 'Lost'tan önceki romantik casus fantezilerine geri dönüyor. Bloom çiftinin evliliklerini biraz casuslukla renklendirdiği yeni dizi 'Undercovers,' 'Tehlike Çemberi'nin 30 yıl önce yakaladığı elektriğin yanına yaklaşamıyor
Haber: EMRAH GÜler / guler.emrah@gmail.com / Arşivi

Nikah masasında terk edilen gelinler (‘Grey’s Anatomy’), tüm ülkenin gözü önünde yaşanan kaçamaklar (‘The Good Wife’), her sene sayısı çoğalan evlilik dışı çocuklarla (‘Brothers & Sisters’) Amerikan televizyonunun uzun süredir evlilik kurumuna güvenini kaybettiği ortada. Bu akşam ilk bölümünü izleyeceğimiz ‘Undercovers,’ evliliğe biraz heyecan getirmek için 1980’lerde test edilip onaylanan bir formülü ekranlara taşıyor. Ev işleri ve yatak sohbetleri arasında birazcık da dedektiflik yaparak hayatlarını renklendiren, ‘Tehlike Çemberi’nin (Hart To Hart) Hart çiftini 40 yıl sonra günümüze uyarlıyor. ‘Undercovers’ın karı-kocası Steven ve Samantha Bloom, evlere yemek servisi yaptıkları işlerinden ara sıra uzaklaşıp, sofistike casuslara dönüşüyorlar. 

J.J. Abrams eskiye dönüyor
‘Lost’un sona ermesinden sonra yazar, yönetmen ve yaratıcı ekibin neler yaptığı, hangi diziler üzerinde çalıştığı bir süredir internette dolaşıyor. Issız bir adaya düşen uçak kazazedelerinin hikâyesini beyinlerimizi sulandıran karmakarışık bir deneyime dönüştüren asıl isim ise J.J. Abrams. ‘Lost’un tohumlarını atıp aradan çekildikten sonra, hızını alamayıp paranormal fantezilerini bir başka diziye, ‘Fringe’e bocalayan Abrams yeni dizisiyle eski romantik casusluk günlerine dönüyor. 

Casusluk, hayatı renklendirir
‘Undercovers’tan yeni bir ‘Lost’ ya da ‘Fringe’ bekleyenlerin acilen beklentilerini yeniden programlayıp, Abrams’ın ‘Alias’ günlerini hatırlamaları isabet olabilir. Dizinin karı-koca kahramanları Bloom çifti, ‘catering’ işlerinde mutlu mesut hayatlarına devam ederken kapılarına bir adam geliyor. Carlton Shaw isimli bu adam, beş yıl önce CIA’den ayrılan iki eski casus Steven ve Samantha Bloom’dan kaybolan eski meslektaşlarını bulabilmeleri için son bir kez işe dönmelerini istiyor.
Bloom çifti de, ‘yalnızca bir kere’ diyerek casusluk işine yeniden bulaşıyorlar. Beş yıldır casusluktan ellerini eteklerini çekmelerine karşın en son teknolojilere hakim, vücutları hâlâ formunda ikili içlerini kıpır kıpır eden eski dünyalarına böylece dönüş yapıyorlar. Büyük devlet meselelerinin içine balıklama atlayan çift, daha önce konuşmama kararı aldıkları geçmişleriyle de yüzleşmek durumunda kalıyorlar. 

Aslında bu hikâye çok tanıdık
‘Undercovers’ türünün benzer örneklerine yeni bir şey eklemeden, tamamen bildik formülleri kullanmayı tercih ediyor. Gugu Mbatha-Raw ve Boris Kodjoe’nin canlandırdıkları çift hem yetenekli hem güzel hem de her türlü casusluk klişelerinde bir numara olduklarını gösteriyorlar. Mükemmel evleri, havalı arabaları, şık giysileriyle, ‘catering’ işinde iyi para olduğunu da görüyoruz böylece. Bloom’lardan yardım isteyen derin devlet adamı Shaw, giderek derinleşen, gizli bir gündemi olan klasik şaibeli karakteri oynuyor. Steven’a geçmiş günlerinden hayran, bilgisayar dâhisi Bill Hoyt da, dizinin komik yan karakteri rolünde karşımıza çıkıyor. 

Bloom çiftinin birkaç eksiği var
Her hafta dizi ilerledikçe, Bloom’ların neden yeniden casus işine çağrıldıklarını anlatan daha büyük bir öykü olduğu ortaya çıkıyor. Anlatım, bölümün ilerleyişi, komedi ve maceranın karışımıyla ‘Undercovers,’ ‘Chuck’ı hatırlatıyor. Maalesef, ‘Chuck’un karakterleri arasındaki sıcak ve sevimli ilişkiler, en önemlisi de esas karakterin karizması burada ortalarda gözükmüyor. İki yeni oyuncunun canlandırdığı Bloom çifti, tüm çekiciliklerine karşın diziyi sürükleyecek elektriği yakalayamıyorlar. Her an gelecek diye beklediğimiz kıvılcımın, dizi ilerledikçe pek de yakında olmadığını görüyoruz.
‘Undercovers’ tanıdık oyuncularla rayına oturabilecekken, Mbatha-Raw ve Kodjoe omuzlarına binen diziyi götürme göreviyle her bölümde daha fazla eziliyorlar. Ne zaman ciddi, ne zaman komik olacaklarına, hangi arada flört edip, hangi arada soğukkanlı davranmaları gerektiğine bir türlü karar veremiyor. Başlarda potansiyel vaat eden ‘Undercovers’ izleyiciyi sıkmadan ilerlese de, televizyon mezarlığına adım adım ilerliyor.