'Ursa'lara göğüs geren...

'Ursa'lara göğüs geren...
'Ursa'lara göğüs geren...
Will Smith ile oğlu Jaden Smith'i yeniden bir araya getiren Night Shyamalan imzalı 'Dünya: Yeni Bir Başlangıç' distopik bir evrende geçen büyüme hikâyesi. Shyamalan kariyeri biraz toparlamışa benziyor.
Haber: ŞENAY AYDEMİR - senay.aydemir@radikal.com.tr / Arşivi

Will Smith, evlatlarını çekirdekten yetiştirip sinemaya kazandırmaya kararlı görünüyor. Kızı Willow’u 2007 tarihli ‘Ben Efsaneyim’de kameraların önüne atmıştı. Ama görünen o ki Willow için vakit henüz erken. Oysa oğlu Jaden, babasıyla birlikte kamera karşısına geçtiği 2006 tarihli ‘The Pursuit of Happyness/Umudunu Kaybetme’den sonra epey bir mesafe kat etti. 1998 doğumlu oyuncu ‘Dünyanın Durduğu Gün’ ve ‘Karate Kid’de evi terk etmiş gibi görünse de bugün gösterime giren ‘After Earth/ Dünya : Yeni Bir Başlangıç’ ile yine baba kucağına dönmüş gibi görünüyor.
İlginç bir şekilde Jaden Smith’in dört filmlik kariyerinde canlandırdığı bütün karakter ciddi ciddi ‘baba’ sorunundan mustarip. ‘Umudunu Kaybetme’de babası tarafından velayeti alınan bir çocuğu canlandırırken, ‘Dünyanın Durduğu Gün’ ve ‘Karate Kid’de ise babasızlığı yerine başkalarını koyarak aşmaya çalışıyordu.
Jaden, bu baba sendromunu, öz babasıyla bir rolde yer alarak bitirmek istemiş belli ki! Çünkü ‘Dünya: Yeni Bir Başlangıç’ her ne kadar insanlığın geleceğine dair distopik bir evren kursa da asıl olarak bir büyüme ve ‘adam olma’ hikâyesi.
Bildiğimiz Dünya yok olduktan ve insanlar Dünya’yı terk edip başka bir gezegene yerleştikten bin yıl kadar sonrasındayız. Yeni gezegende uzaylılar tarafından insanları ortadan kaldırmak amacıyla üretilmiş ‘Ursa’ adlı yaratıklar vardır. İnsanların korkularından beslenen ve izlerini süren bu yaratıkların zayıf tarafı ise korkuyu yenenleri görememektir. İnsanlar da ‘korkusuz’lardan kurulu özel birlikler kurmuş ve Cypher bu alanda bir efsane haline gelmiştir. O kadar korkusuzdur ki Ursa’lar için adeta bir hayalettir! Oğlu Kitai ise ‘korucu’ olma sınavını geçemez. Cyper, bir seyahati için oğlunu da yanına almaya karar verir ancak işler karışır. Astroid yağmuruna tutulan gemi rotasından çıkar ve Dünya’ya düşer. Tabii ki baba-oğul kurtulurlar. İnsanoğlu bin yıl sonra yeniden Dünya’ya dönmüştür. Ama bir sorun vardır; Cypher yaralandığı için Kitai geminin dağılan bir parçasını bulmak, 100 kilometrelik mesafeyi tek başına kat etmek ve yardım sinyalini göndermek zorundadır. Ve tabii gemide bulunan bir Ursa da serbest kalmıştır.
Bundan sonrasında Kitai’nin bu mesafeyi kat ederken karşılaştığı güçlükler, giderek olgunlaşması ve tabii ki finalde Ursa’ya göğüs germesi yani korkularını yenmeyi (Anlaşılması için: Gezi direnişinde TOMA’lara göğüs gererek yapılan mücadele sonrası korku duygusunun ortadan kaybolması gibi bir şey!) başarması anlatılıyor. Tabii bunu yaparken babasından yoğunca destek alıyor, arada tek başına kararlar vermesi gerekiyor vb.
Açıkçası 2004 tarihli ‘Köy’den sonra eli yüzü düzgün bir film çektiğini düşünmediğim, hele hele bir önceki filmi ‘Son Hava Bükücü’ ile tam bir hayal kırıklığı yaratan M. Night Shyamalan’dan fazla bir beklentim yoktu. Evet, bildik Hollywood klişelerine fazlaca yaslansa da yerli yerinde kullanmayı başaran, ‘aile’ vurgusunu örneğin ‘Dünya Savaşı Z’deki gibi bıkkınlık verecek kadar kullanmayan, özellikle Dünya’da geçen sahnelerinin görsel olarak oldukça iyi tasarlandığı bir film var karşımızda. Kendi adıma Shyamalan’ın ‘Köy’den sonraki en iyi filmi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bitirirken Jade Smith için bir cümle edelim: Artık baba meselelerini hallettiğine ve korkularını da yendiğine göre, kendi başına yol almasının vakti gelmiş görünüyor. Will Smith belki son olarak suratına arada bir oturan ‘ağlak’ ifadeyi yok etme dersi verebilir!


    ETİKETLER:

    Dünya

    ,

    Hollywood

    ,

    TOMA

    ,

    Bugün

    ,

    Aile

    ,

    Gemi

    ,

    Köy

    ,

    Hava

    ,

    film

    ,

    karakter

    ,