Ustalara saygı kuşağı

Ustalara saygı kuşağı
Ustalara saygı kuşağı
Dünya modası tarihine sahip çıkıyor. Global bir bellek oluşturmak adına arşivlere giriliyor, kaynaklara ulaşılıyor, referanslarla görüşülüyor. Kimi müzeler ön ayak oluyor ve sergiler açılıyor. Peki herkes Mersin'e giderken tersine gitmek ne kadar doğru?
Haber: BARIŞ ÇAKMAKÇI - baris.cakmakci@gmail.com / Arşivi

Moda dünyasının konuştuğu, gündemdeki birkaç etkinliğe hızlıca göz atarak başlayalım:

Dior And I
John Galliano’nun sansasyonel ayrılığının ardından Dior modaevinin kreatif direksiyonunu ele alan Raf Simons’un imzasıyla hazırlanan ilk haute couture koleksiyonunun perde arkasında yaşananları anlatan bu film gerek atölye ve işçilik, gerek prodüksiyon, gerekse de güncel Dior stilinin nasıl şekillendiğini anlatması açısından önemli bir rol oynuyor. Dünyada pek çok festivalde gösterimi yapılan filmin Türkiye ’deki vizyon tarihi henüz bilinmiyor.

Saint Laurent
Fransa’nın ikon moda tasarımcılarından Yves Saint Laurent üzerine çekilen ikinci biyografik yapım. Tasarımcının 1965-1976 yılları arasındaki dönemini ele alan filmin başrolünde genç oyuncu Gaspard Ulliel yer alıyor. Son yıllarda başarılı projelerde adından söz ettiren Léa Seydoux’nun da yer aldığı 150 dakikalık filmin yönetmeni Bertrand Bonello. Film 8 Mayıs’ta Amerika Birleşik Devletleri’nde gösterime giriyor.

Gaultier Retrospektif 
Moda dünyasının haşarı çocuğu Jean Paul Gaultier’nin San Francisco’dan Madrid’e, Londra’dan Rotterdam’a kadar yaklaşık bir milyon kişinin izlediği restrospektif sergisi 10'ncu durak olarak modanın başkenti Paris’e ulaştı. Montréal Güzel Sanatlar Müzesi ve Maison Jean Paul Gaultier’nin ortaklaşa düzenlediği sergi 30 Ağustos’a kadar Grand Palais’de. Gaultier’nin 70’li yıllardan günümüze kadar çalışmalarının ve estetik kodlarının bir araya geldiği sergide tasarımcıya ilham veren çocukluk anıları, filmler ve sanatçı dostları da unutulmamış.

 

Jeanne Lanvin Sergisi
Paris’te ilk kez gerçekleştirilen Jeanne Lanvin sergisi, sadece bir moda tasarımcısının değil, yaşadığı döneme getirdiği estetik değişimlerle adından bahsettiren gizemli bir kadının hikâyesini anlatıyor. Lanvin modaevinin artistik direktörü Alber Elbaz’ın katkılarıyla hazırlanan sergide seyahat günlüklerinden saatlerine, etnik kumaşlardan sanat kitaplarına kadar bir tasarımcıya ilham verecek tüm duygusal detayları bulmak mümkün. Art-Deco döneme dair önemli bir bellek yaratan Jeanne Lanvin sergisi, 23 Ağustos’a kadar Palais Galliera’da.

Yıldırım Mayruk Müzayedesi
Buraya kadar her şey bir moda haberinde olması gerektiği gibi. Saygı duyulan bir imza, emekle bugüne ulaşmış bir modaevi, bu işten ekmek yiyen onlarca atölye çalışanı ve ustalara saygı kuşağının uzantısı olarak düzenlenmiş sergiler, çekilmiş filmler, yazılmış kitaplar...
Bizde ise Dior, Lanvin ya da Saint Laurent gibi isimlerle aynı kulvara gönül rahatlığıyla koyabileceğimiz isimlerin başında donanımı, hatıraları ve tecrübesiyle elbette Yıldırım Mayruk var. Geçtiğimiz mart ayında yayınlanan Vogue Türkiye’nin 5. Yaş Özel Sayısı için hazırlama fırsatı bulduğum Yıldırım Mayruk biyografisinden birkaç alıntı yapmak istiyorum bu noktada: “Terzi olan ablasından etkilenerek mesleğe gönül verdi. İlk elbisesini 15-16 yaşlarındayken 2,5 yaşlarındaki yeğenine dikti. Lise yıllarında şapka yapıp sattı. Çiçek Pasajı'nın karşısındaki Güney Palas'ta bir çatı katında atölyesini kurdu. Kısa sürede atölyesini de büyüttü ve önde gelen terzilerin katıldığı bir defilede 10 elbiseyle yer aldı. O defilenin ardından Yıldırım Mayruk, dönemin usta terzisi Mualla Özbek ile tanıştı. Şişli, Teşvikiye ve Gümüşsuyu’ndaki atölyelerinde başarılı çalışmalar imza attı ve Londra, Abudabi, Tel-Aviv, Alhain, Haifa gibi uluslararası merkezlerde sunma imkanı buldu. Taxim Moda Laboratuarı’nda başarılı çalışmalar yaptı. Gelirlerini başta eğitim olmak üzere hayır kurumlarına bağışladığı defileler düzenledi.”


Bugünlerde ise Dedeman Oteli’nde özel eşyalarının ve koleksiyonlarının yer aldığı bir müzayedeye hazırlanıyor. 11 Nisan Cumartesi günü Pera Mezat’ın organize ettiği bu etkinlikte tasarımcının gustosunu yansıtan koleksiyon parçaları ve ona ilham veren obje ve mobilyalar yer alıyor. Osmanlı saray ressamı Fausto Zonaro’nun Dervişler eseri gibi pek çok oryantalist tablo, Fenerbahçe kulübüne özel üretilmiş altmış altı parçalık koleksiyon, şamdanlar, sofra takımları, örtülerden oluşan tam 528 lot eser. Mayruk’un müzayede ile ilgili verdiği birkaç basın demecinde yurtdışına yerleşeceği, bu adresin Kıbrıs olabileceği, mesleği artık bırakacağı gibi alt ve üst metinleri okumak mümkün. Genel bir yorgunluk, hatta bıkkınlık havasının olduğunu da az çok kestirebiliyoruz.
Hep bahsettiğim gibi, moda kültüründen bahsetmek ve gelecek nesillere işleyen bir sistem bırakmak istiyorsak sadece merdiven altı atölyelerde fason üretimlerle bir yere gelmemiz asla mümkün değil. Kurtuluşu sadece bir moda haftasında ya da moda dergilerinde de aramamalıyız. Biraz geriye dönüp bakmak da kendimizi bulmamız adına faydalı olacaktır. Başlangıç için seçenek çok: Zühal Yorgancıoğlu, Suat Aysan, Faruk Saraç, Lütfiye Arıbal, İlhan Şerif, Mualla Özbek ve Faize&Sevim gibi moda üstatlarını onore edecek sergiler düzenlemek; olgunlaşma enstitülerinin kurulmasına ön ayak olan Refia Övüç gibi köşetaşı isimler hakkında daha fazla kaynağa ulaşabilmek; Neslihan Yargıcı, Cemil İpekçi ya da Vural Gökçaylı gibi isimlerin belgesel filmlerini izleyebilmek ya da Sümerbank gibi nevi şahsına münhasır kurumların arşivlerinden sosyolojik analizler yapabilmek…

Sözün özüyle tarihimize sahip çıkmak durumundayız. Dünle yarını kuracak belleği yaratmak hepimizin görevi.

Bitirirken: Yıldırım Mayruk Anılar Müzayedesi’nde satışa çıkacak olan tüm parçalar, 10 Nisan’a kadar geçici bir müze gibi Dedeman Otel’nde sergileniyor. Görmeye değer.