Uzayda seks mümkün. Peki ya hamilelik?

Uzayda seks mümkün. Peki ya hamilelik?
Uzayda seks mümkün. Peki ya hamilelik?
Uzaya iki kez çıkan Hollandalı Andre Kuipers, 'Uzayda seks mumkun mü' sorusuna "Tabii ki mümkün. Teknik olarak evet. Ama riskli" yanıtını veriyor. Kuipers, yerçekimsiz ortam ve radyasyon yüzünden hamileliğin mümkün olmadığını belirterek "Kurbağalarla bu tip testler yaptık. Embriyo doğru bir şekilde gelişmiyor. İnsanda da mümkün değil" diyor

RADİKAL -  O, dünyamızı dışarıdan, büyülü,mavi-yeşil bir küre olarak gören ender insanlardan… Ülkesi Hollanda’da bir rockstar… Kitapları yok satıyor, filmlerini milyonlarca insan seyretti. İki defa uzaya gitti, Soyuz’da 11 gün, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda beş ay yaşadı. 2012’de döndüğünde kendini dünyayı kurtarmaya adadı. İTÜ’de bir seminer vermek için Türkiye ’ye gelen Andre Kuipers Hürriyet gazetesinden Yenal Bilici’ye çarpıcı açıklamalarda bulundu. Söyleşi şöyle:

Dünyayı bir bütün olarak görebildiklerinden, astronotlar için “Biraz filozofturlar” denir, doğru mu?

- Bir perspektif kazanıyorsunuz, doğru. Şu da var, uzaya çıkan birçok astronot dindarlaşıyor.

Neden?

- Bir bütünün parçası olduğu hissi geliyor insana. Bir yandan da dünyamızın evrende ne kadar küçük, ne kadar kırılgan olduğunu görüyoruz.

Korkutuyor mu bu his insanı?

-Endişelendiriyor. Dünyanın da sınırları ve bir sonu olduğunu kavrıyorsunuz çabucak. Onun için daha çok çabalamak gerektiğini anlıyorsunuz. Ormanları kesiyoruz, suyu atmosferi kirletiyoruz, türlü şey… Bu yüzden, birçok astronot dünyaya döndükten sonra WWF (Doğal Hayatı Koruma Derneği) gibi derneklerde çalışmaya başlar.

Dünyayı ilk defa dışarıdan gördüğünüzde ne hissettiniz?

Çocukluk hayallerim geldi aklıma önce. Bütün bir hayat, hepimizin hayatı sonra… Baktım ve şöyle düşündüm: “Hepsi bu kadar işte… Üzerine titremeliyiz bunun.”

Bir çevre aktivisti mi oldunuz yani dönünce?

- Öyle de denilebilir ama ben bir karışımım aslında. Dünyaya gözümüz gibi bakmamız gerektiğini söylüyorum ama bir yandan teknolojiye de inanıyorum.  Teknolojiyi ileriye götürecek parlak gençlere, fikirlere ihtiyacımız var. Doğayla bir denge kurmalıyız. Akıllı olmalıyız.

İlk nereyi gördünüz?

- İlk nereyi gördüğümü hatırlamıyorum ama tabii ki Hollanda’ya dikkatle baktım. Kendi ülkenize ayrı bir önem gösteriyorsunuz. Ama bir yandan sınırların da önemi kalmıyor. Başka ülkelerden astronotlarla çalışırken kendinizi tam bir dünya vatandaşı olarak görüyorsunuz. Mahalle, şehir, ülke… Anlamsız. Sonra uzaya çıkıyorsunuz, evrenin vatandaşı oluyorsunuz.

Dışarıdan bakınca astronotların hayatı heyecanlı görünüyor. Peki sıkıcı tarafları da var mı?

- Hiç sıkıcı değil. Her zaman yapacak bir şey var… Bir defa dünyayla sürekli video görüşmeleri yapıyordum. Dışarıyı seyrediyordum. Filmler çekiyordum. Biraz gecikmeli olarak, maç bile seyrediyorduk orada… Ama sadece en önemli maçları.

Son Avrupa Kupası sırasında uzaydaydınız. İzleyebildiniz mi?

- İzledim ama sorma!

Neden?

- Hollanda berbattı. İlk turda elendi! Benim de tadım kaçtı (Gülüyor). Şaka bir yana, dünyada ne olup bitiyor haberimiz oluyor, haberler bize de gönderiliyor. Sizden sonra öğreniyorduk; yine de doğal olarak her şey yeni oluyordu bizim için.

Kaç kişiydiniz orada?

- Altı kişiydik. Benim dışımdakiler Rus ve Amerikalı’ydı.

Hiç yoksunluk hissi yaşadınız mı?

- Yaşıyorsunuz ama çözümlerimiz vardı! Bir plastik ormanımız vardı mesela. Bir de doğada kuş sesleri kayıtlarımız… Uzayda da cangıl ortamımız mevcuttu yani. Ama bir sıcak duş bir de yemek işini çözemedim. Yemek güzeldi ama Amerikan ve Rus mönüsüydü. 

Sıcak duş meselesi nedir?

- Sıcak suyla duş almayı severim ben; uzay istasyonunda yok bu. İndiğimizde, NASA’ya  gitmeden önce Kazakistan’da havaalanında bir sıcak duş aldım nihayet.  Ama çok tehlikeliydi.

Neden?

- Çok zayıfsınız, kan basıncınız dünyaya uyum sağlamış değil, sıcak duş da damarları genişletiyor, neredeyse yere düşecektim. “Pek iyi fikir değilmiş” dedim sonra.

Peki dünyada olmayı özlediniz mi? Şöyle bir ayaklarım yere sağlam bassın, çıkıp dolaşayım, gazete okusam, kahve içsem dediniz mi?

- Doğada yürüyüş yapsam dediğim zamanlar oluyordu. Ama bir yandan da karımla hiç konuşmadığım kadar konuştum. Günde iki defa telefonlaşıyorduk… Eğitim sırasında bu kadar fırsat yoktu mesela.

Dünyaya döndüğünde nasıl hissediyor insan?

- Fiziksel olarak çok kötü. Deniz tutması gibi. Ama bir yandan da çok mutlusunuz. Ben öyleydim. Çünkü tek parça geldim. İkincisi, hata yapmadım; astronotlar en çok bundan korkar. Bir de dönerken baskıdan dolayı ayağımda his kaybı vardı. Tekrar ayağımı hissedebildiğime sevindim. Acılar içindeydim ama bir yandan da ailem bana bakıyordu. Ben de güldüm, el salladım.

Çocuklara sorduğunuzda, büyüyünce astronot olmak istediklerini söylerler? Siz ne istiyordunuz çocukken?

- Gazeteci olmak istiyordum. Bir de arkeolog… Derken büyükannem bana bir bilimkurgu çizgiromanı verdi ve büyülendim. O roketler, uzay elbiseleri, savaşlar… Bütün paket!

Hangi çizgiromandı?

Perry Rhodan. Almanya’da 1960’lardan beri yayımlanıyor. Halen çok iyidir!

UZAYDA SEKS MÜMKÜN HAMİLELİK DEĞİL

Son bir yıldır “uzayda seks mümkün mü” diye konuşuluyor. Siz ne dersiniz?

- Tabii ki mümkün. Teknik olarak evet. Ama riskli.

Nedir risk?

- Hamilelik. Yerçekimsiz ortam ve radyasyon… Kurbağalarla bu tip testler yaptık. Embriyo doğru bir şekilde gelişmiyor. İnsanda da mümkün değil.

Peki seks yapan oldu mu bugüne dek?

- Bunun için uzaya gönderilmiş çift yok. Tanıdığım tüm astronotlar açık fikirli insanladır ama bu çok alengirli bir mesele; bu yüzden hiçbirinin deneyeceğini sanmam. Belki de yapan olmuştur ama ben bilmiyorum.

BİR GÜN MARS’A GÖÇ EDECEĞİZ

Kuipers’in diğer açıklamaları şöyle: 

- Gravity biraz abartılıydı, bazı yanlışlıklar da vardı ama iyi bir filmdi bence. Interstellar tabii başka bir hikâye… Gelecekte halen insanlık kaldıysa o film de gerçek olabilir.

- Bence uzayda hayat var ama kanıtım yok tabii… Olmak zorunda; çünkü evrende dünyamızın kumsallarındaki kum tanelerinden daha çok yıldız var. Elbette bir yerlerde hayat olmak zorunda.

- İnsanların bir gün Mars’a göç edeceğini hayal edebiliyorum. Nasıl zamanında Avrupa’dan Amerika’ya gidildiyse, Mars’ta da koloniler kurulacak.

- Çok hızlı gündoğumları görüyorsunuz, sonra farklı açıdan Kuzey Işıkları’nı, ya da bir kuyrukluyıldızı… Her şeyin bir parçası gibi hissediyorsunuz. Bu ‘kozmik’ bir his.