Uzmanından 'yaratıcı girişimcilik' tüyoları

Uzmanından 'yaratıcı girişimcilik' tüyoları
Uzmanından 'yaratıcı girişimcilik' tüyoları
İngiltere'nin en önemli girişimcilik uzmanlarından Percy Emmett, British Council ve Nesta işbirliğinde düzenlenen Yaratıcı Girişimcilik Atölyesi için Türkiye'deydi. Radikal'e konuşan Emmett, "Dünyanın başarılı girişimcilerinin hepsi de iyi birer iş adamı/kadını olmayabiliyor. Bunun yerine beraber çalışacakları kişiler seçip bir ekiple hareket ediyorlar. Aslında başarıya ulaşmak an meselesi; ne var ki çoğu kişi o an gelmeden pes ediyor" diyor.

British Council ve Nesta işbirliğinde düzenlenen Yaratıcı Girişimcilik Atölyesi, girişimcilik uzmanı Percy Emmett’in katılımıyla geçtiğimiz günlerde Bursa’da gerçekleştirildi. Kariyeri boyunca İngiltere’de NCGE (Girişimcilik Ulusal Konseyi) ve NCEE (Girişim ve Eğitim Ulusal Konseyi) gibi kurumlardan ödüller alan, Coventry Üniversitesi tarafından girişim alanında onursal üye ünvanını kazanan ve Kraliçe Ödülü’ne aday gösterilen Emmett, dünyanın çeşitli ülkelerinde gerçekleştirdiği eğitimler ve yaratıcı girişimcilik hakkındaki fikirlerini Radikal okurlarıyla paylaştı.

Sizce girişimciler bu atölye çalışmalarının en çok hangi yönünden faydalanıyor? Katılımcılardan edindiğiniz izlenimler neler?Yaratıcı girişimcilik atölye çalışmalarında bir araya gelen katılımcılar için, fikirlerinin içerdiği unsurları pek çok farklı açıdan sorgulayabilecekleri, parça parça inceleyebilecekleri ve irdeleyebilecekleri bir ortam oluşuyor. Girişimcilerin çoğu bu eğitime, genel manzaraya hakim bir şekilde değil, olasılıklar arasından son derece sınırlı bir amaç tasarlayarak geliyorlar. Bu da eğitimlerin başlıca faydalarından biri. Burada katılımcılara; diğer yaratıcı girişimcilerle tanışabilecekleri bir ortam sağlanıyor, fikir alışverişinde bulunma şansı veriliyor. Katılımcılar ayrıca güvendikleri girişimcilerle iletişime geçerek ağlar kurabiliyor ve çevrelerinde ekosistemler oluşturabiliyorlar. Bu alan söz konusu işi üstlenmeye uygun kişi olup olmadıklarını anlamaları bakımından büyük önem taşıyor. Kimi yaratıcı girişimciler, yaratıcı direktörlük vasıflarına sahip olmayabiliyor; kimilerinin kendileriyle çalışacak işletmecilere ihtiyacı olabiliyor; verdiğimiz eğitimler ise onlara, bu kilit kişileri bulmak için gereken güveni kazandırıyor.
Son 15 senedir düzenlemekte olduğumuz bu eğitimler neticesinde, Birleşik Krallık’ta pek çok başarılı işletme kurulmasını sağladık ve aldığımız tepkiler olumlu yönde oldu. Tabii, bu başarılı girişimlerin yanında, bir o kadar da başarısızların olduğunu unutmamak lazım; ancak belirli mekanizmalar üzerinden destek sağlama yönündeki çabalarımız olmasaydı, bu boyutta bir başarıya ulaşılamayacağı da bir gerçek.

Yaratıcı girişimcilerin işletmelerini başarıya ulaştırmak için önceden finans alanında eğitim almış olmaları gerekiyor mu? Ya da bu konuda kendilerine yardımcı olacak birilerini bulabilirler mi?Bir yanda iş dünyası var, öte yanda yaratıcılık. Şahsen ben, herkesin iyi bir iş adamı/kadını olabileceğine inanmıyorum; kendim de değilim, benim de belli limitlerim var; ancak yine de hangi konularda iyi olduğumu biliyorum. ‘Yaratıcı girişimci her alanda iyi olacak’ diye bir kaide olmadığını belirtmek lazım; yaratıcı girişimcilik için, ille de deneyimli bir pazarlamacı ya da imalatçı olmanız şart değilse de işlerin nasıl yürüdüğünü öğrenip devrettiğiniz kişilerin atacakları adımların neticelerine hakim olmanız gerekiyor. Dünyanın başarılı girişimcilerinin hepsi de iyi birer iş adamı/kadını olmayabiliyor. Bunun yerine, beraber çalışacakları kişiler seçip, bir ekiple de hareket ediyorlar.

Girişimcilikte insanların en büyük korkusu olan başarısızlık neden oluyor ve nasıl önlenebilir?Bana göre başarısızlığa sebep olan birkaç unsur var. Bunlardan ilki, insanların düzgün bir araştırma yapmayarak işletmelerini yanlış pazarda kurmaları; bu koşullar altında, işler haliyle yolunda gitmeyecektir. İkinci olarak; gereken araştırmayı yapmış, ancak örneğin duygusal bağları yüzünden girişimlerini yine de araştırmaya göre sakıncalı bir pazarda başlatarak başarısızlığa davetiye çıkartabiliyorlar. Başarısızlığa yol açan üçüncü durum ise yaratıcı girişimcinin atması gereken o son adımı atacak güvene sahip olmaması. Ayrıca, bunu başarma aşamasına gelebilmek kimi zaman yıllar alabiliyor; dolayısıyla bir yandan da sabırlı olmanız gerekiyor. Aslında başarıya ulaşmak an meselesi; ne var ki çoğu kişi o an gelmeden pes ediyor.

Kendinizi ‘yaratıcı girişimcilik danışmanı’ olarak tanımlamanızın sebebi nedir? Yaratıcı girişimleri diğer tür girişimlerden ayıran nedir?
Fikri mülkiyet hakları. Yaratıcı iş girişimleri, son derece görsel bir yaklaşımla başlatılır; belirli bir estetikleri olur. Eğer bu estetik yönü fikri mülkiyete dönüştürebilirseniz, yaratıcı bir sektör oluşturabilirsiniz. Estetik, diğer tür iş girişimlerinin ise olmazsa olmazı değildir.

Yaratıcı ekonomi ve yaratıcı sektör kavramları Türkiye ’de ancak son birkaç senedir telaffuz ediliyor; tanımları ise halen net değil. Birleşik Krallık örneğinden yola çıkarsak; yaratıcı sektörlerin ekonomiye katkı sağladığını ve de istihdam olanağı yarattığını Türkiye kamuoyuna nasıl anlatabiliriz?
Birleşik Krallık’ta 65 milyon kişi yaşıyor; 40 milyon kişiden oluşan muazzam boyutta bir işgücümüz var ve yaratıcı sektörlerin buradaki payı % 9 (3-4 milyon kişi). Bunlardan bazıları bağımsız çalışıyor olsa da biz onları istihdam edilmiş olarak sınıflandırıyor ve elimizdeki finansmanla gereken istihdam olanaklarını sağlıyoruz. Bana göre meslek sahibi olduğu alanda ekonomik açıdan faal olan herkes, ister bir kurum için ister bağımsız çalışıyor olsunlar istihdam edilmiş sayılır; diğer bir deyişle devletten ya da sosyal hizmetlerden aldıklarıyla değil, kendi kazandıklarıyla geçinirler. Dünya genelinde muazzam boyutta üretim yapılan 2008 yılına kadar durumu pek de bu şekilde görmüyorduk. Pazara daha kolay adapte olabilmeleri, daha kolay manevra yapıp bakış açılarını değiştirebilmeleri, gider ve masraflarının daha az olması ve böylelikle finansmanlarının daha yönetilebilir olması bakımından en dirençli kesimin kendileri için çalışan bağımsız tasarımcılar olduğunu şimdi şimdi anlamaya başlıyoruz. Dolayısıyla ekonomik bir gerileme yaşamamız durumunda dahi pek de olumsuz etkilenmeyeceklerdir; ne de olsa milyonlar kaybedecek değiller, pek az şeyle varlıklarını sürdürebilir ve kolaylıkla hayatta kalabilirler; ekonomiye bu direnç ve dayanıklılıkları sayesinde katkıda bulunur, çok daha uzun süre faal kalarak istihdam olanağı sağlarlar.

Türkiye’de büyük potansiyel olduğu halde, kültür ve girişimcilik alanlarının kesişme noktasından yeterince somut örnek çıkmıyor. Sizce bunu nasıl değiştirebiliriz?
Bana göre bunun yolu, insanların neler yapabileceklerini araştırabilecekleri bir ortam yaratmak ve bununla beraber eğitimler geliştirmekten geçiyor. Bir gösteri, tiyatro ya da müzik girişimcisiyseniz örneğin, yapacaklarınızdan bir tanesi bilet vb. satışından kazanç elde edebileceğiniz bir performans sahneye koymaktır; diğeri ise topluluğunuzun bir araya gelerek katılımcıların belirli bir sorunu anlama ya da bir konuda diyalog kurmalarına olanak tanıyan atölye çalışmaları gerçekleştirebileceğinin farkına varmaktır. Kültürel ve yaratıcı sektörlerde, nihai ürün dışında belirli beceriler söz konusudur. Sahip oldukları becerileri düşünürsek farklı faaliyetlerde bulunarak kazanç elde edebilirler, geçirdikleri sürece daha yoğun katılımda bulunabilirler. İş girişimlerine yönelik fikirlerin çoğu, A noktasından başlayıp B noktasına varan düz bir yol izler; doğrusal bir seyri vardır. Halbuki, kültürel uygulamalar söz konusu olduğunda iş değişir. Bunu Londra metrosuna benzetebiliriz, bir köşeden yola çıktığınızda varış noktanıza birçok farklı güzergahtan, yolda yeni bilgiler edinerek gidebilirsiniz. Vermiş olduğum eğitimde, olasılıkları sınırlandırmamaya gayret ediyorum; çünkü eğitim genelde bunu yapıyor, yani olasılıkları sınırlandırıyor. Bizim verdiğimiz eğitimlerin ise insanların bir yandan girişimlerine yönelik faaliyetlerini sürdürürken farklı alanlara da açılmalarına yardımcı nitelikte olmasına dikkat ediyoruz.

Girişimcilik alanındaki favori fikriniz nedir?
Christian Zuzunaga harika bir adam; kendisi bana, bir yaratıcı girişimciyle çalışmanın ne demek olduğu konusunda çok şey öğretti. Girişimini başarıya ulaştırma konusundaki cesareti ve kararlılığı hayret verici boyuttadır. Kendisiyle bundan 7 sene önce tanıştığımda, tipografi ve kabartma baskı tasarımı master programını tamamladığı Royal College of Art’tan yeni ayrılmış, Central Saint Martins ve ECA adlı inovasyon merkeziyle birlikte yürüttüğüm bir eğitim programına katılmıştı. Dosyasını önüme koymuş ve “Bununla ne yapılır?” diye sormuştu; aradan geçen yedi yılın sonunda, dünya çapında bir markanın sahibi oldu. Yola elinde çok az şeyle başladı ve şu anda bulunduğu noktaya gelebilmek için her aşamada mücadele verdi; işlerini yoluna koyma amacıyla farklı imalatçı ve tasarımcılarla tanışmak için dünyanın her yerine yaptığı seyahatlere büyük zaman harcadı, sonucunda muazzam iş birlikleri geliştirdi. Ancak, ağırbaşlılığını asla yitirmedi, kim olduğunu ve nereden geldiğini hiç bir zaman unutmadı.

Son olarak yeni ve yetişmekte olan girişimcilere ne gibi önerileriniz olacak?
Araştırmanızı ve üzerinize düşenleri yapın. Kendinize ve fikrinize güveniniz tam olsun. Yaratıcı girişimcilik, yaptığınız işi mutluluk duyarak yapmak demek, kimileri bağımsız olarak evden çalışır, kimilerinin iki ya da üç çalışanlı ufak acenteleri olur, kimileri de dünya çapında markalar inşa eder, önemli olan her birinin yaptığı işten mutluluk duymasıdır.
İşler iyice zorlaştığında pes etmeyin, kendinizi bir parça daha zorlayın; kim bilir belki de harikaların gerçekleştiği o an sizi bekliyordur...