Var mısınız önermeye?

Zaman zaman umutsuzluğa kapılsalar da, boşa kürek çektiklerini düşünseler de, sanatın pek anlaşılmadığı, sanatçının ise çabasının karşılığını alamadığı bu ülkede onlar aynı amaç uğruna savaşıyorlar.
Haber: MELİS ÇELEBİ / Arşivi

Zaman zaman umutsuzluğa kapılsalar da, boşa kürek çektiklerini düşünseler de, sanatın pek anlaşılmadığı, sanatçının ise çabasının karşılığını alamadığı bu ülkede onlar aynı amaç uğruna savaşıyorlar. Beyoğlu'ndaki Borusan Sanat Galerisi'nde dokuzuncusu düzenlenen Yeni Öneriler Yeni Önermeler sergisine katılan yedi genç sanatçının "Bizden öncekilere ne oldu? Biz ne olacağız?" sorularıyla karışan kafaları yine de sürekli yeni bir şeyler üretmekle meşgul.
İstiklal Cad. 421 - 423 Beyoğlu Tel: (212) 292 06 55
Yurt dışıyla kıyasladığınızda Türkiye'de anlaşılmadığınızı, düşünüyor musunuz? Umutsuzluğa kapılıyor musunuz?
Cemile: Evet, çok.
Işık: Türkiye şartlar açısından yurt dışıyla karşılaştırılamaz. Dünyayı en azından bir on yıl geriden takip ediyoruz. Ve piyasaya sürülen her yeni şey sancılı bir dönemden geçer.
Burak: Kamusal alanda sanat, dünyada 20-30 yıl önce yapıldı ve bitti. Bizde ise daha ilk defa, üstelik de Nişantaşı gibi bir yerde yapılıyor. Mekan olarak Nişantaşı'nın seçilmesi ise, olayın üstten bir yerden indirildiğini çok belli ediyor.
Buket: Ayrıca herkes performansa bir oda ayırır oldu. Ama performans öyle oda ayrılıp, "Haydi gel, sen de şurada birkaç perfonmans yap," denecek bir şey değil. Devlet performans yapmak istediği zaman bir performans odası yapıyor. Ha heykel koymuşsun, ha bir insanı yerleştirip "Sen de performans yap," demişsin. İkisi de aynı. Tuvalet gibi bir şey işte.
Yani bu ülke sizi beslemiyor...
Burak: Türkiye'de sanat yapılıyor aslında. Sanatçılar da var. Yalnız onları dillendiren insan sayısı çok az. Milliyet Sanat, 50 kişi okusa da Artist gibi dergiler var. Ama dergilerde çıkanlar kuramsal altyapısı olan yazılar değil. Daha çok bilgilendirici yazılar.
Eleştiri yok diyorsunuz yani.
Cemile: "Saçmalamış, kötü olmuş," desin.
Melike: Buna karşın edebiyat dergileri öyle değil.
Burak: Edebiyat dergileri bizim için çok daha besleyici oluyor.
Cemile: Perihan Mağden bir roman yazdı, her tarafta eleştirildi. Bir sergi açılıyor. O zaman nerede tüm bu insanlar?
Melike: Sanat dergilerini okumak zevkli değil. Bomboşlar. Okurken insan akşam sohbetine gitmiş gibi oluyor.
Yeni Öneriler Yeni Önermeler'in dokuzuncusu düzenleniyor. Sizce bu iyi fikir de artık kendini tekrar etmiyor mu?
Burak: Türkiye'de sanat camiasında aşağıdakiler yukarıdakileri iterek yukarı tırmanmaya çalışıyorlar. Yeni Öneriler Yeni Önermeler ilk basamaklardan biri. Ama Türkiye'de bu sergi havada kalıyor. Biz yeni mezunlar, bu sergide işlerimizi sergiliyoruz. Arkasından bizim açılacağımızı sanırsınız. Yani gelsin sergiler, gelsin bienaller... Ama yok böyle bir şey. Bir daha katılamamamızın sebebi de bu işte. İnsanlar, "Bu genç sanatçılar çıkıp kendilerini gösterdiler, artık kendi yollarını bulurlar," diyorlar. Ama böyle bir şey olmuyor tabii.
Cemile: Bu bizim gerçekten önem verdiğimiz bir sergi. Seçilmek güzel. Bundan önceki Yeni Öneriler Yeni Önermeler'den çıkan sanatçılara ne oldu, ne yapıyorlar ya da biz ne olacağız, bilmiyoruz. Onlar gibi bizim de akıbetimiz belli değil.
Genç sanatçılar arasında rekabet var mı?
Cemile: Hepimiz farklı diller kullanarak aynı yere varmaya çalışıyoruz. Ama yine de her sanatçı, beğendiği bir iş karşısında "Keşke önce ben yapsaydım," hissine de kapılabilir.
Buket: Ama bu birebir rekabet demek değil. Bu his insanı o işin eksiklerini tamamlama isteğine de itebilir.
Burak: Rekabet olması için önce ortada bir pasta olması ve insanların ondan yemesi lazım. Ortada bir pasta yok.