Velkopopovicky'den Kafka'ya selam çakmak!

Velkopopovicky'den Kafka'ya selam çakmak!
Velkopopovicky'den Kafka'ya selam çakmak!
Nedense heyecanlı planlarımın dışında kalan bir şehir oldu Prag. Bir Noel vakti sokaklarında dolaşacağım hiç aklıma gelmezdi. 2014'ün en ilginç yolculuklarından biri için gittiğim Prag'da, Velkopopovicky köyünden Kafka'ya selam çakarken suratımda beliren derin gülümseme hâlâ yerinde duruyor. Başka türlü bir Prag yazısı bu...
Haber: SARP DAKNİ - daknisarp@gmail.com / Arşivi

Noel vakti Avrupa ’ya seyahat etmek, sessizliği, yalınlığı ve yalnızlığı seven gezginler için pek cazip değildir. Eğer kendinizi (bizim gibi) ikisinin ortasına konumlandırıyorsanız seyahat planlarınızın arasına Prag’ı alabilirsiniz. Zira Avrupa’nın en turistik şehirlerinden biri olmasının yanında, kendinizi büyük kalabalıklar ve gürültüden soyutlayarak tek başınıza keşfedebileceğiniz çok fazla şey var bu şehirde. 

Gitmeseniz de görmeseniz de o şehir bizim şehrimizdir diye bilip sevdiğiniz Prag’ı bir daha baştan anlatmaya kalkmaya gerek yok. Ama yine de kendimizi sokaklarına bırakarak keşfettiğimiz bazı cevherleri madde madde anlatmak istedik. Beklemediğiniz bir anda kendinizi Prag’da bulursanız ‘turistik hediye dükkanları’, ‘mumya ve işkence müzeleri’ ve sokaklarda yolunuzu çeviren masaj dükkanları çalışanlarından kendinizi rahatlıkla soyutlayabilmeniz ve sessizce düşüncelere dalabilmek için keyifli listemize bir göz atın lütfen!

1- Shakespeare & Sons Kitabevi:

Her gittiğimiz şehirde dışarıdan minicik görünse de içi sonsuz bir hazine sandığına benzeyen kitabevleri keşfetmeye bayılıyoruz. Kafka Müzesi’nin hipnotize edici depresifliğinden koptuktan hemen sonra sokak üzerinde karşımıza çıkan Shakespeare & Sons Kitabevi, özellikle İngilizce kitaplar konusunda insanın aklını başından alabilecek yeni ve eski kitaplardan oluşan olağanüstü bir arşive sahip. İçeri adımınızı bir kez attıktan sonra en az 3-4 saat ya da daha fazla çılgınca kitap karıştırabilir ve cüzdanınızı son zerresine kadar boşaltmak isteyebilirsiniz. Çek yazarların kitaplarının İngilizce versiyonlarını da bulabileceğiniz Shakespeare & Sons’ın kocaman alt katını da didik didik kurcalamayı sakın unutmayın. Eski ahşap dolapların kapaklarını açtığınızda karşınıza nelerin çıkacağına gerçekten inanamayacaksınız.

2- Velkopopovický Köyü: 




Prag’ın hemen dışında kalan ancak erişimi oldukça kolay bu sevimli köy, adeta masal kitaplarından fırlamış gibi görünen mimarisi ile dikkatinizi çekecek. Keçileriyle ünlü Velkopopovický’nin dünya çapında neden bu kadar ünlü olduğunu anlamak için 140 yıllık bir zaman yolculuğuna çıkmak gerekiyor. Yüzyıllardır geleneksel metodlarla bira üreten bu çalışkan köy, 1874 yılında girişimci Frantisek Ringhoffer’in kurduğu bira fabrikasıyla birlikte geçtiğimiz aylarda ülkemizde Anadolu Efes tarafından lisanslanan Kozel (Çek dilinde keçi anlamına geliyor) ile kısa sürede büyük ün kazanıyor. Köy’ün en dikkat çeken yapısı kuşkusuz bira fabrikası. Özel bir tur ile gezilebilen ve üretimin tüm safhalarının takip edilebildiği fabrikada, şerbetçi otunun üretimin hem başında hem de sonunda eklenişi de belgesel tadında izlenebiliyor. Fabrika’nın hemen yanıbaşındaki Kozlovna Restaurant, özellikle et tutkunları için çok fazla seçenek sunuyor. Kendinizi ateş başındaki Asterix ve Obelix gibi hissedebilirsiniz.

3- Hemingway Bar:
 
Prag’da çok fazla bar var. Evet, gerçekten çok fazla! Seçenek ordusu çoğaldıkça seçim yapmak güçleşiyor. Her ne kadar ‘turistik’ dokudan tam olarak kopamasa da, atmosferi, çalışan ekibin cool enerjisi ve Hemingway’in evinin oturma odası gibi döşenmiş arka odasıyla ziyaret edilmeyi mutlaka hak ediyor. Ne içeceğinize karar vermek için servis elemanının önerilerine mutlaka kulak kesilin. Pişman olmayacaksınız. Bir yandan da arka odadaki eşyaları, meraklı bir misafir gibi kurcalamayı ihmal etmeyin!

4- Kubista - Barista ve Futurista Şeytan Üçgeni:

Her ne kadar Prag, turistik destinasyonu içinde kalsa da, Kubista, Barista ve Futurista adı verilen bu üç konsept dükkan özellikle Art Deco ve Kübizm tutkunlarının aklını başından feci şekilde alacak cinsten. Göz yaşları içinde eli boş ayrılmak istemiyorsanız, cüzdanınızdaki bir miktar kağıda elveda demeye hazır olun!

5- Dekoratif Sanatlar ve Narodni Müzeleri: 

Dekoratif Sanatlar ve Narodni iki ayrı küçük çaplı butik müze... Narodni’de özellikle 2015 yılı sonlarına kadar gezilebilecek olan ‘Ölüm Ritüelleri’ sergisine konunun meraklısı iseniz mutlaka gidin. Dar bütçelerle hareket edildiği belli olmasına rağmen, sergileme ve sunum konusundaki samimiyeti ile takdir ettiğimiz bu sergide, kuru kafalar, mumyalar, tabutlar ve dünyanın dört tarafından toplanmış ve ölüm teması ile ilişkilendirilmiş sanat eserleri size bu karanlık alemin kapılarını açıyor. Her ne kadar depresif olsa da kesinlikle zihin açıcı. Dekoratif Sanatlar müzesi ise Yahudi Mahallesi’nin ve Eski Yahudi Mezarlığı’nın hemen yakınında bulunuyor. Göz alıcı bir porselen ve cam koleksiyonuna sahip olan müzenin tarihten günümüze özellikle kadın kıyafetleri temalı parçaları da kelimenin tam anlamıyla olağanüstü. Çok yakında tadilata girecek ve kapılarını uzun bir süre için kapatacak olan müzeyi gezmeden Prag’dan sakın ayrılmayın!