WikiLeaks ABD'nin demokrasi nefretini gösterdi

WikiLeaks ABD'nin demokrasi nefretini gösterdi
WikiLeaks ABD'nin demokrasi nefretini gösterdi

NOAM CHOMSKY: Massachussetts Teknoloji Enstitüsü nde dilbilim profesörü. Dilbilimsel çalışmalarının yanı sıra Amerika nın en önemli solcu entelektüellerinden biri. Vietnam Savaşı ndan itibaren Amerika nın dış ve ekonomik politikalarının sert eleştirmeni. Kasım 2005 te Amerikan Foreign Policy dergisinin anketinde Dünyanın İlk 100 Entelektüeli listesinde birinci seçildi.

Dünyayı sarsan WikiLeaks'in kurucusu Julian Assange'ın tutuklanmasından sonra bilgi edinme özgürlüğü ve devletin gizlilik hakkı tartışmaları sürüyor. Dünyanın en önemli entelektüellerinden Noam Chomsky'ye göre Assange'ın belgeleri sızdırmasında etik dışı bir şey yok. Profesöre WikiLeaks etkisini sorduk
Haber: Derya Lawrence - lawrence.derya@gmail.com / Arşivi

Noam Chomsky WikiLeaks’in sızdırdığı belgelerin yarattığı etkiye yabancı değil. 1971’de Lyndon Johnson hükümetinin Vietnam Savaşı sırasındaki gizli işlerini Pentagon’dan sızdıran Daniel Ellsberg’in raporlarının editörlerinden biriydi. ‘Pentagon Raporları’ adıyla yayımlanan belgeler Lyndon hükümetinin halka söylediği yalanları ortaya koydu. 39 yıl sonra Julian Assange’ın kurduğu WikiLeaks internet sitesi ABD ’nin diplomatik sırlarını açığa çıkardı. Bu kritik dönemde, geçmiş tecrübesi ve bilgisinden faydalanmak üzere Chomsky’yi aradık. 

Geçen pazartesi, İsrail Başbakanı Netanyahu, WikiLeaks’in açığa çıkardığı diplomatik yazışmaların İsrail’in suçsuzluğunu gösterdiğini ve İran’ın komşularınca bir nükleer tehlike olarak görüldüğünü açıkladı. Netanyahu’nun bu açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Netanyahu’nun açıklamalarını saçma buluyorum. Belgelerin en aydınlatıcı unsuru, bize Batı liderleriyle ilgili söyledikleri. Benjamin Netanyahu elbette Arap dünyasının İran ile ilgili ne düşündüğünü biliyor. Brookings Institute (Bağımsız Araştırma Kurumu)’ün yaptığı anket, Arap ülkelerinde halkın öncelikle (yüzde 80) İsrail’i, ardından ABD’yi (yüzde 77) en büyük tehdit unsurları olarak gördüğünü rapor ediyor. Ayrıca yüzde 57’lik kesim, İran’ın nükleer teknoloji geliştirmesini Ortadoğu bölgesi için pozitif bir değişim olarak görüyor. 

Yani, bu araştırmaların sonuçları, Arapların WikiLeaks’ten sızan Amerikalı diplomatların ve İsrail hükümetinin fikirlerini yansıtmıyor. Bunu zaten biliyorduk değil mi?
Evet. Ama İsrail’in ve ABD diplomatlarının Ortadoğu ile ilgili görüşlerini, Ortadoğu ülkelerinin İsrail ve ABD ile ilgili görüşleriyle karşılaştırdığımız zaman, yazışmaların belki de en çarpıcı ve önemli noktasına parmak basmış oluyoruz. Bu da, Amerikan liderlerinin ve diplomatlarının demokrasiye karşı duydukları acı nefret ve acımasızlık. Bütün dünyanın İran’ı bir tehdit olarak gördüğüne kendilerini inandırıyorlar, İran’ın bombalanmasını istiyorlar. Bu doğrultuda, Arap liderlerinin düşüncelerini de kendi bakış açılarını desteklemek için kullanıyorlar. Oysa ki Arap dünyası için esas tehdit ABD ve İsrail. Kısaca, kendilerine satmakta oldukları yalanları konuşuyoruz. 

Sizce, WikiLeaks tarafından açıklanan bilgi, kamu yararına mı?
Sızan bilgilerin önemi belgeden belgeye değişiyor. Ama genel itibarıyla, devletin ne düşündüğünü ve ne yaptığını bilmek, kamunun yararına. Hükümetler, devlet işlerini kendilerini halklarından korumak için gizlilik içerisinde gerçekleştirirler. İstem dışı ortaya çıkan bilgiler, hükümetin devlet işlerinin iç yüzünü göstererek, kamuya kısa süreliğine hükümetleri üzerinde alışılagelenden fazla güç verebilir. 

Devletten alınmış belgelerin yayımlanması ile gayrimeşru yöntemlerle dinlenen telefon konuşmalarının yayınlanması arasında fark ne?
WikiLeaks, devletin halktan saklamaya çalıştığı bilgileri gün ışığına çıkarmaya çalışıyor. Hükümet veya yetkili pozisyonlardaki insanlar tarafından gayrimeşru yöntemler ile telefon konuşmalarının dinlenmesi, vatandaşların kişisel gizlilik haklarını ihlal ediyor. Eğer demokrasiye inanıyorsak, o zaman, vatandaşların hem kişisel gizliliklerinin korunmasına, hem de kendi adlarına yapılan olaylarla ilgili bilgi edinmeye hakları var. Yani evet, arada net bir fark olduğuna inanıyorum. 

Assange vatandaşlık görevini yaptı
Sonuç olarak, WikiLeaks’in sızdırdığı bilgi de gayrimeşru bir biçimde ele geçirildi. Kanunların ihlali, yapılan hareketin kamunun yararına olması gösterilerek mazur görülebilir mi?
Eğer, bahsedilen bilgi baştan beri size ait olması gereken bir bilgi ise, ‘çalındığını’ söyleyemezsiniz. Aynı zamanda, o bilginin sahibi olan hükümetin de, bilgi hegemonyası kurmaya hakkı olup olmadığı da tartışılabilir. Bu örnekte önemli olan soru da bu; Devletin bazı bilgileri gizli tutmaya hakkı var mı ve halkın devletin ne yaptığıyla ilgili bilgi edinmeye hakkı var mı? 

Sizce Assange bir suçlu mu yoksa bir kahraman olarak mı algılanmalı?
Ben onu vatandaşlık görevlerini yerine getiren biri olarak görüyorum. 

Assange, “hakiki liberal demokratik bir ortamın yaratılması için elzem olan saydamlık” prensiplerini teşvik etmeye çalıştığını bildirdi. Sizce sızıntılar bu amaç doğrultusunda mı?
Bu tarz eylemlerin Assange’ın bahsettiği hedefler doğrultusunda olduğuna inanıyorum. Fakat amacının tersi bir tepkiye de yol açabilir. Dünyanın en kuvvetli hükümetleri, bilgi sızdırmamak adına, bundan böyle vatandaşlarına daha sert sınırlamalar dayatabilir. Başka birçok örnekte olduğu gibi, bu büyük ölçüde Assange gibi insanların ne kadar destek aldığına bağlı olacak. 

Son olarak, özgür düşünme hakkı açısından, WikiLeaks sızıntılarını etik buluyor musunuz?
Genel olarak evet.

Arap dünyasında İran tehditi
Sızan WikiLeaks haberleri arasında, Suudi Arabistan, Bahreyn, Kuveyt ve Abu Dabi’nin, İran’ın bölgedeki gücünü bir tehlike unsuru olarak gördüğü yer alıyor. Buna göre, İsrail ve ABD, ‘yerel ülkelerin’ de desteğiyle İran’ı bütün ülkelerin ortak düşmanı olarak damgalamaya çalışıyor. Belgelerin ortaya çıkardığı bilgiler, bazı Arap liderlerin, menfaatleri doğrultusunda ABD ile aynı bakış açısını paylaştığını gösterdi. 

* Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdul-Aziz: Defalarca Amerika’nın İran’a savaş açmasını talep ettiği ve “yılanın kafasını kesmenin” vaktinin geldiğini söyledi. 

* Abu Dabi Prensi Şeyh Muhammed bin Zayed: “İran’a ve Cumhurbaşkanına karşı, harekete geçilmesinden yana” olduğunu belirtti. 

* Bahreyn Kralı Hamid ibn İsa El Halife: “Gerekirse güç kullarak İran’ın nükleer programına bir son verilmesi” gerektiğini söyledi. Hamid, “Nükleer programın devam etmesine izin vermenin, onu durdurmaktan çok daha tehlikeli” olduğunu da kaydetti. 

* Kuveyt’in İçişleri Bakanı Şeyh Jaber El Halid El Sabah: İran’ın radikal İslam bakış açısını komşularına da yaymaya çalıştığını kaydetti. Bu gayeden de sadece bilek gücüyle vazgeçeceğini belirtti.

Assange’a destek
Julian Assange dün İngiltere’de tutuklanmadan önce, Noam Chomsky, Avustralya Başbakanı Gillard’a yazılan açık mektubu imzaladı ve Başbakan’ı, Assange’ı destekleyen kuvvetli bir açıklama yapmaya çağırdı. Chomsky’nin, Avustralyalı avukatlar, yazarlar ve gazeteciler ile birlikte imzaladığı mektup, Assange’ın “hayatının tehlikede” olduğunu yazıyor. ABC web sitesinde yayımlanan mektup, “Avustralya Hükümeti adına, Assange’ın can sağlığına karşı yürütülen her türlü saldırının kınanmasını ve Assange’ın temel hakları doğrultusunda gereken korumanın temin edilmesini” talep ediyor.
Victoria Üniversitesi öğretim üyesi Jeff Sparrow ve İnsan Hakları Avukatı Lizzie O’Shae tarafından yazılan mektup, Avustralya Başbakanı Gillard’ın özgür düşünceyi teminat altına alıp Assange’a temel haklarının tanımasını istedi. Ayrıca, Gillard’dan “Assange’a hukusal olarak destek olunması, süreç boyunca adil muamele görmesinin sağlanması” isteniyor.
AFP’ye konuşan Sparrow, “Assange’ın adil muamele görmediğini ve can güvenliğine karşı duyulan korkunun Avustralya’nın dışında da hissedildiğini düşünüyorum. Eğer Assange’ın hakları korunmaz ve şiddet çağrısında bulunanlar kınanmazsa bu, dünya için çok çirkin bir örnek olacak” dedi. Bu kritik zamanda, Avustralya hükümetinden gelecek açıklamanın çok önemli olduğunun altını çizen Sparrow, Assange’ın sızıntılarının sorumsuzca olduğu sözünü gülünç bulduğunu belirtti. 



Brookings Institute’un (Bağımsız Araştırma Kurumu) 2010 Arap Kamuoyu Görüş Anketi’nin gösterdiği tabloya göre Ortadoğu’ya en ciddi güvenlik tehdidi İran’dan değil, İsrail ve Amerika’dan. Yüzde 57, İran’ın nükleer silah geliştirmesini bölge için olumlu görüyor.