Ya tüm bunlar senin ülkende yaşansaydı?

Ya tüm bunlar senin ülkende yaşansaydı?
Ya tüm bunlar senin ülkende yaşansaydı?
Büyükşehirde bir Suriyeliyi dilenirken görünce iteklemek istiyor olabilirsiniz, nereden geldiklerine sayıp söverken savaşa karşı durmuyor, fark etmeden insanlığa karşı duruyorsunuz aslında. Mültecileri anlatan Asfur adlı belgesel, Salı günü İzmir'de gösteriliyor.

LORA BAYTAR ÇAPAR
lorabaytar@gmail.com


Tutsak bir kuşu temsil eden Asfur, Filistin’e ithafen Marcel Khalife tarafından şiirleştirilmiş bir şarkı olarak biliniyor. İnsanın yüreğinde bir yere sıcacık dokunan bu şarkı Eylem Şen’in Türkiye’nin çeşitli yerlerinde yaşam savaşı veren Suriyeli mültecileri, ‘misafirleri’ konu alan belgeseline de adıyla, sözüyle konu oldu. Şen, Asfur belgeselinin, gökyüzüne sığınan kanadı kırık kuşları temsil ettiğini ifade ediyor.
İlk gösterimi 25 Mayıs’ta Ege Belgesel Film Günleri’nde yapılan Asfur, 10 Haziran’da (Salı) İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde izleyiciyle buluşacak.
Mülteci veya sığınmacı olmak insan hayatındaki anlık sınırlardan biri. Normal hayatınıza devam ederken bir gün geliyor ve kendinizi başka bir yerde başka bir kültürde yardıma muhtaç buluyorsunuz ve hayata karşı çırılçıplak kalıyorsunuz. O güne kadar yaptığınız her şey koca bir uçurumun öte yanında kalıyor siz ise belki de tek başınıza çır çıplak bu yanında...
Üç yıldan fazla süredir Suriye’de yaşanan savaş insanlara işte tam da bunu yaşatıyor. Sünni, Alevi, Yezidi, Çerkez, Kürt, Ermeni... Suriye halklarını evlerinden yurtlarından eden savaşın insana ettiğini anca sığınmacılarla kurduğunuz temaslarda anlayabiliyorsunuz. Yaşananları basının ortak dili olan ‘Esed’in zulmü’ veya muhaliflerin direnişi olmaktan ötede görmek gerekiyor. Pek çok kişi için sadece rakamlardan ibaret olan günlük ölü sayıları veya patlayan bombaların cinsi aslında çok yakınımızda yaşayan o insanlar için çok farklı bir anlam taşıyor. Büyükşehirde bir Suriyeliyi dilenirken görünce iteklemek istiyor olabilirsiniz, nereden geldiklerine sayıp söverken savaşa karşı durmuyor, fark etmeden insanlığa karşı duruyorsunuz aslında. O insanların hep öyle olduğunu sanmakla başlıyor yanılgı. Unutuyoruz tüm bunların bir gün bizim de başımıza gelebileceğini.
Suriye’den Türkiye’ye sığınan onlarca etnik topluluğa mensup insanlar farklı farklı yerlerde ve koşullarda yaşam mücadelesi veriyor. Kimisi kamplarda devletin bakımıyla yaşarken kamp dışında binlerce Suriye vatandaşı onlarca haksızlığa rağmen yaşamaya direniyor. Kamplarda Sünni Müslümanlar kalıyor. Kürtler, Ermeniler, Ezidiler ya da Aleviler kamp dışında kalıyor ve düşük ücrete çalıştırılıyor, kızları küçük yaşta yaşlı adamlarla evlendiriliyor ve burada aslında hiçbir hakları olmadığı sık sık yüzlerine vuruluyor. İşte Asfur tüm bunlara tanıklık ediyor.
İstanbul’da, İzmir’de ve Hatay’da yaşayan Suriyeli sığınmacılara mikrofon uzatan Eylem Şen belgeselde göçün nedenlerini, Suriyeli’lerin ülkemizdeki yaşam koşullarını, Türkiye’deki kurumların Suriyeli mültecilere karşı tutumunu ele alıyor. Eylem Şen, İzmir Limontepe’de Suriyeli küçük bir kız olan ’Estravan’nın okula gidememesini anlatarak başlamış Asfur’un yolculuğuna. Sonraları Yurtoğlu ve Basmane semtlerinde; İstanbul’da Eminönü ve Esentepe’de ve Hatay’ın Reyhanlı ilçesi ile sınır köylerinde çekimler ve röportajlar yapan Şen’in belgeselinde görüyoruz ki üç yıldır ülkelerinden ayrı olanlar yaşamlarını sürdürebilmek için iş arıyor, çalışıyor ancak çok ucuza çalıştırılıyorlar, hatta bazen paralarını dahi alamıyorlar.
Suriyeliler yaşadıkları evlerden dışarı çıkmıyorlar. Sadece yaşadıkları kentin merkezinden uzak mahallelerde dışarıya çıkıyorlar. Hayata Destek Derneği’nin yardım sağladığı Suriyelilerin fotoğraflarla hikayesi sergisinden görüntülerin de yer aldığı belgeselde Göç Der, Hayata Destek, Mülteci Der, Eğitim-Sen Reyhanlı temsilciliği ve Suriyelilerle Dayanışma Platformunun desteği de yer alıyor. Ehl-i Beyt Kültür ve Dayanışma Vakfı (EHDAV) Başkanı Ali Yeral, sığınmacıların Alevi penceresinden bakarken Antakya Ortodoks cemaati temsilcisi Fadi Hurigil, Hıristiyanların yaşadıklarına tercüman oluyor. Varını yoğunu savaş yüzünden Halep’te bırakarak Antakya’ya göç eden Boyacıyan ailesinden Atam da belgeselde bir Ermeni olarak yaşadıklarını anlatanlar arasında yer alıyor.
Asfur İzmir’in ardından gösterim yolculuğuna devam edecek. Ve siz belgeseli izledikten sonra, büyükşehirlerde dilenen Suriyelileri artık itelemek isteği yerine yaşamak zorunda olan insanlar gözüyle görmeye başlayacaksınız.

Bir kuş göründü pencereden / Nunu dedi, / Sakla beni yanında, /Ne olursun sakla.
Sen hangi diyarlardansın dedim / Gökyüzünün sınırlarından dedi. / Dedim nerden geliyorsun / Dedi komşuların evlerinden. / Dedim bu korkun nedendir / Dedi bozuk bir kafestendir. / Dedim nerde tüylerin / Dedi zaman onları etti darmadağın.
Yanağına döküldü gözyaşı / Dayandı toprağa, dinlenircesine / Yürüyeceğim dedi ama gücüm yok yürümeye / Korkma! / Bak, gör doğacak güneşi! / Baktı ormana;
Gördü, özgürlük dalgalarının parladığını / Çırpan kanatları gördü, / Ulu kapılar ardında / Salınan ormanı gördü; / Özgürlüğün kanatlarında