Yağmur temizlesin

70'lerin ozan, söz yazarı, besteci ekolünden gelse de aslında 80'lere hatta 90'lara aitti.
Haber: MEHMET TEZ / Arşivi

70'lerin ozan, söz yazarı, besteci ekolünden gelse de aslında 80'lere hatta 90'lara aitti. Fazla teknolojiye bulaşmadan, melodi ve sözlerin önde olduğu, kent yaşamını anlatan, bireyi anlatan şarkılar yaptı. Ve tabii siyasi yönü ağır basan şarkılar. 90'lara geçilirken boyalı rock dönemi bitiyor, gerçeklerle yüzleşen müzik dünyası, 'parti bitti' havasının hakim olduğu bir döneme giriyordu. Tracy Chapman bu dönemin ozanı oldu. İlk kez adını duyurması da zaten 1988 yılında televizyondan da yayınlanan Nelson Mandela'nın 70. doğum günü konserinde oldu. Dönem zaten Tracy Chapman'ı ön plana çıkaracak şartları da beraberinde getiriyordu. Bir yandan Nirvana suratlara şaplak gibi inerken rap ve hip hop ile zenci müziği de farklı boyutlara uzandı. Toplumsal eleştiri ağırlık kazandı, herkes ait olduğu tribüne çekilip kendi hikâyesini anlatmaya koyuldu. Bu iklimde Ohiolu Tracy Chapman türünün ender örneklerinden biri olarak kaldı hafızalarda.
"Müzisyen gibi yaşamıyorum"
Chapman özel hayatı hakkında hiç konuşmuyor. 'Bu konuda soru sorulduğunda tecavüze uğramış gibi hissediyorum,' diyecek kadar rahatsız oluyor. Ancak gözlerden uzak bir yaşam sürdüğünde söz yazabildiğini söylüyor zaten:
"Zamanınızı arkadaşlarınızla geçirip, sağda solda dolanıp, yolculuk yapmadığınız zaman anlatacak bir şeyiniz de olmuyor hayatta. Müzisyen
gibi yaşamayı otel odalarında zaman geçirmeyi bu yüzden sevmiyorum, tercih
de etmiyorum."
90'ların folk yıldızı Chapman Cleveland'da bir işçi ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Çocukken gitar çalmayı öğrendi, beste yapmaya başladı. Irkçılığın fazlaca hissedildiği bir ortamda büyüdüğünü kendi de röportajlarında sıkça ifade etti. Ne de olsa 60'lardaydı çocukluğu. Tufts Üniversitesi'nde antropoloji okumasının ve Afrika incelemeleri üzerine çalışmasının büyük etkisi oldu. Burada folk rock'a merak sardı. Kafelerde çalmaya başladı. Öğrencilerinden biri onu dinleyip babasına söz edince de kaderi değişti. Zira söz konusu olan 'baba' SBK Publishing firmasının sahibi Charles Koppelman'dı. Neil Young, Joni Mitchell gibi isimlerle de çalışan Eliott Roberts'la bir anlaşma imzalamıştı ve bir yetenek arıyordu. Elliot ve Koppelman Tracy'yle ilgilenmeye karar verdiler ve Chapman böylece bugün de çalışmaya devam ettiği Elektra Records'la anlaşma imzalamış oldu. 1988 yılında, Mandela konserinin ardından yayımlanan ilk albümünün adı ismini duyurmasına yetecekti: Tracy Chapman. Bu belki de kariyerinin en muhteşem işiydi. Ertesi yıl En İyi Yeni Sanatçı dahil dört Grammy ödülü aldı. Fast Car, Talkin' Bout a Revolution, Baby Can I Hold You... Gitar ve vokalin basit uyumundan hareket eden albüm sound olarak dönemsizdi. Yani 70'lerde de kaydedilmiş olabilirdi, 80'lerde de 90'larda da... Hatta evde de kaydedilmiş olabilirdi. Chapman odasında kendi kendine gitar çalar gibiydi. Şarkıları devrimden, işsizlerden, savaştan, kaçıp gitmekten, hayallerden söz ediyordu. Chapman beş albüm daha yaptı. Ancak hiçbiri ilki kadar ses getirmedi. İkinci büyük çıkışını 1995 yılındaki New Beginning albümü ve Give Me One Reason ile yaptığını hatırlatalım.
Trendlere, modalara pek kulak asmadan, bu kavramların yer almadığı bir dünyada çalıp söylüyor Chapman. Tıpkı Lenny Kravitz gibi o da sadece kendine özgü parçalar yapıyor; başkasının sesiyle, gitarıyla pek anlam taşımayan, sıradanlaşan şarkılar.
Lafı fazla dolandırmadan...
Let It Rain'e gelince. Chapman bu albümü yaşadığı şehir olan San Fransisko'da kaydetmiş. Kariyeri için üçüncü atılım da denebilir Tracy Chapman ve New Beginning'in ardından. PJ Harvey ile de çalışan John Parish albümün prodüktörlüğünü üstlenmiş. Tam da ondan beklendiği gibi sade, samimi, lafı fazla dolaştırmayan bir albüm söz konusu. Let It Rain albümün açılış parçası ve bir nevi umut şarkısı. Ama You're the One Chapman'ın hani 'Tracy Chapman tarzı' şarkı diye nitelenen en klasik özelliklerini taşıyor. Almost, Broken ve Happy de dinlendiğinde hemen dikkat çekiyor. Uzun lafın kısası Chapman çok iyi bilinen dönemler ve tarzlar üstü müziğini yeni şarkılar ve yeni şiirlerle sunuyor. Sıradan insanların, sıradan duygularına tercüman oluyor.