Yapılan müzik daima dinleyicisini buluyor

Yapılan müzik daima dinleyicisini buluyor
Yapılan müzik daima dinleyicisini buluyor
Yeni albümün tanıtım konserlerine başlayan Mira'nın elemanları Tan Tunçağ ve Miray Kurtuluş'u Babylon konseri öncesi yakaladık.
Haber: ELİF EKİNCİ - elif.ekinci@radikal.com.tr / Arşivi

Mira’yla Mayıs 2008 tarihli ilk albüm ‘Eve Dönmeliyim’ vesilesiyle tanışmıştık. Sonra birden ortadan kayboldunuz sanki...
Tan Tunçağ: Mira’dan sonra ben Deniz Cuylan’la Portecho’nun albümünü yaptım. Miray da Selen Hünerli ile birlikte Nada’nın ‘Oda’ albümünü çıkardı geçen sene. Birlikte parçalar yapıyorduk ama albüm yapmaktan çok emin değildik Mira olarak. Ama birkaç parça ortaya çıkınca insan heyecana kapılıyor ya hani, o heyecanla yaptık ikinci albümü de.
Neden bu kadar çok projenin içinde varsınız, bir tatmin olamama durumu mu bu?
Tunçağ: Aslında hepsi bir proje gibi, birbirini tamamlıyor. Çok doğalında gitti, hep aynı ortamda olan kişiler olduğumuz için belki de. Biz müziği profesyonel olarak yapmaya başladığımızdan beri, hep dostlarımızla çalışalım istedik. Dinlemek istediğimiz müzikleri yapalım ve bir ‘business’ havasına sokmayalım olayı.
Ama fark edilmek istemez misiniz?
Miray Kurtuluş: İsteriz tabii, müzik paylaştıkça büyüyor ve anlamlı oluyor.
Tunçağ: Müzik yapma ve kaydetme aşaması çok yalnız bir süreç. O işin mutfağı. Ama yemek de mutfaktan çıkıp masaya konduğunda anlamlı. Biraz piştikten sonra sunulması gerekiyor tabii, kendi kendimize dinlemek için yapmıyoruz elbette. Mesela şöyle iki mail gelmişti bize, “Şu anda Vietnam’da bir dağın tepesinde Mira dinliyorum” ve “Çocuğumuzun adını Mira koyduk.” İnsan elbette mutlu oluyor böyle şeyleri duydukça.
Ne demek Mira?
Tunçağ: Mira hayatının sonunda, artık sönmekte olan bir yıldızın adı. Biz hayattayken bir süpernova olup birkaç haftalığına bize bir görsel şölen sunma ihtimali var.
İkinci albüm ‘Ayda Kahvaltı’yı yayımladınız. İlk albümle arasında ufak da olsa bir sound farkı var. Bu değişimin sebebi nedir?
Kurtuluş: Yeni bir şey denemek için giriştik bu işe zaten. Hatta ben üçüncü albümü düşünmeye başladım bile. Bir albüm bittikten sonra o albümü yıkmak istiyor insan. Bu albüm bir öncekini yıkıyor, bir sonraki de bunu yıkacak.
Tunçağ: İlk albüm aranjman anlamında biraz 90’ları andırıyordu, karanlık bir havası vardı. İlki daha bilgisayarda üretilmiş bir albümdü, ikinci albümde müzikal referanslarımızı biraz daha netleştirmek istedik. Erken 70’ler, Pink Floyd, David Bowie, Doors gibi daha saykedelik, kayan gitarlar, ekolar vs. olsun istedik. Bir de daha akustik kaydettik bu albümü. Davulu da 123’ten Berkecan Özcan çaldı.
Yine dostlarla bir işbirliği göze çarpıyor albümde.
Tunçağ: Bir network var aslında bu işte. Yoksa birçok başarılı müzisyen var ama söylediğim gibi biz dostlarımızla çalışmayı seviyoruz. Bir de ısrarlı şekilde vazgeçmeden bu işi yapan insanlarla... Çünkü bence işin sırrı orada. Birçok genç grupta bir ümitsizlik var. Çok iyi olduklarını düşündüğüm gruplara ikinci albümü yapacak mısınız diye sorduğumda, niye yapalım, kime yapalım vs. diyorlar mesela. Tamam, alternatif müziğin Türkiye ’de bir dezavantajı var ama bence yapılan müzik her zaman dinleyicisini buluyor. 60’lar, 70’lerde pop müzisyenleri de aynı durumdaydı ama şimdi klasikler arasındalar. Kimse bir gün kapıyı çalıp size 10 albümlük anlaşma teklif etmeyecek. Biraz çaba gerektiriyor ve bu daha iyi zaten.
Mira, 15 Kasım’da İstanbul Babylon’da, 17 Kasım’da Eskişehir Peyote’de.