Yaratıcılık insanın kumaşında

Türkiye'de tasarımın daha emekleyen bir sektör olduğu aşikâr. Tekstil ise tasarımın aksine uçuşta.
Haber: MELİS ÇELEBİ / Arşivi

Türkiye'de tasarımın daha emekleyen bir sektör olduğu aşikâr. Tekstil ise tasarımın aksine uçuşta. İyi niyetli tekstil patronları
ikisini birleştirmeye teşebbüs etseler de genelde olan, tasarımcıya oluyor. Betonarme fabrikalarda çürüyen tasarımcılar ya sektör değiştiriyor ya da yaratıcılıklarına elveda diyor.
Her şeye rağmen daha 20'li yaşlarındaki tasarımı, destekleyenler de yok değil. Geçen hafta Tophane-i Amire'de gerçekleştirilen ödül töreni bu amaca hizmet etti. 2002 Fabrik Kumaş Deseni Tasarım Yarışması'nın ödül töreniydi bu. Yarışma Türk tekstil sanayiinde yaratıcılığı desteklemek, yaratıcı
düşüncenin hayata geçirilmesini sağlamak ve sektöre yeni yetenekler kazandırmak amacıyla düzenlendi. Aynı zamanda Türkiye'de ilk defa kumaş tasarımına bir ödül verildi.
Kadın dokuma, erkek dokuma, kadın baskı ve erkek baskı olmak üzere dört ayrı dalda yarışan gençler teknoloji, asalet, doğa ve anatomi temalarından birini seçtiler. Prof. Önder Küçükerman, Ali Suavi Erengül, Bülent Başer, Mehmet Hotiç ve Nur Akgerman gibi tekstil sektörünün önde gelen isimlerinden oluşan ve Kerim Kerimol'un başkanı olduğu danışma kurulu, dosyaları iki aşamada değerlendirdi. İlk aşamada, katılımcılar arasından 12 finalist, 14 dokuma ve 16 baskı eseri finale kaldı. Dosyalar tasarımcıların yaratıcılık düzeyleri göz önünde bulundurularak değerlendirilirken, tasarımların teknik olarak uygulanabilirliği,
özellikleri ve işlevselliği de değerlendirmede büyük rol oynadı.
Yarışmanın ikinci aşamasında ise tasarımların
kumaşa uyarlanmış hali değerlendirilerek yarışmanın birincileri belirlendi.
Erkek Baskı dalında birinci Fırat Neziroğlu olurken Kadın Baskı dalında ödüle Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisi Tekstil Bölümü öğrencisi Erkan Çoruh layık görüldü. Kadın ve Erkek Dokuma dalında ise Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi dördüncü sınıf öğrencisi Serpil Sevim birinci oldu.
Çoruh ve Sevim tasarımla ilgili her şeye açık olduklarını söylüyor ve Türkiye'de tasarımcılara ihtiyaç olduğu görüşünü paylaşıyor. Orası öyle fakat henüz bilmedikleri şey, eğer bu alanda kalmaya
ısrarlılarsa onları müthiş bir mücadelenin beklediği. Tekstil patronları yaratıcılığın peşinde olduklarını her fırsatta söylüyorlar fakat onların yaratıcılık tanımıyla, yeni mezunlarınki biraz farklı. Ne yazık ki bu sektör onlara değil, onlar sektöre uyum sağlayacak ve bu uğurda özgünlüklerini büyük miktarda törpülemek durumunda kalacaklar.
Fırat Neziroğlu duruma daha gerçekçi bir gözle bakıyor. O kumaş sektörünün çok sınırlı olduğunu düşünüyor, bu yüzden de endüstriyel tasarım dalında yüksek lisans yapmak istiyor. Amacı endüstriyel tasarımla kumaşı birleştirmek. Ona göre temel tasarım eğitimi alan herkes tasarımın her dalında başarılı olabilir.
Sonuç olarak Türkiye'de tasarıma önem verenler var. Bu uğurda ellerinden geleni de yapıyorlar ama bu yeterli değil. Yaratıcılığın destekçileri çoğalmalı. Hem maddi hem de manevi anlamda. Avrupa Birliği'nin kapısını zorladığımız şu günlerde, hâlâ 'kopyacı' imajından kurtulamamamız çok acı. Çağdaşlığın ve ilerlemenin yolunun sadece insan haklarından ve politikadan geçmediğini unutmamak gerek.
Türkiye'de sanata ve sanatçıya, dolayısıyla da yaratıcı beyinlere hiçbir zaman hak ettikleri değerin verilmediğini düşünürsek, bu ülkenin asla gerçek anlamda çağdaşlaşamamasını da doğal karşılamak gerekir.