Yasak Elma: İran'da Moda-2

Yasak Elma: İran'da Moda-2
Yasak Elma: İran'da Moda-2
İran'da reform dönemine oranla nispeten daha renklenen giyim anlayışı, bugün zengin kültürel mirasın ve geleneksel Farsî motiflerin çağdaş yorumuyla harmanlanmakta. Genç tasarımcıların da ağırlık verdiği bu desenler hem uluslararası yayınların hem de İranlı moda blogger'larının da radarında. Elbette yeni trendlerin getirdiği tartışmalar, kurallar ve yasaklarla beraber...
Haber: BARIŞ ÇAKMAKÇI - baris.cakmakci@gmail.com / Arşivi

Geçtiğimiz hafta ilk bölümü yayınlanan İran’da moda dosyası ile ilgili sosyal medya paylaşımlarında okumadan yapılmış birkaç talihsiz yorum dışında sayısız olumlu geridönüş aldım. Yine de bu yazının, İslami giyim tarzı “Hijab iyidir ya da kötüdür” gibi bir yoruma mahal vermeden bir durum analizi oluşturmaya çalıştığının altını çizmeyi bir gereklilik olarak görüyorum. Yakın coğrafyamızda olup bitenleri anlamaya çalışmak hepimizin tarihsel görevlerinden biri olmalı.


Geçen hafta ana hatlarıyla odaklandığımız İran moda sahnesine bu kez biraz daha kişisel çerçevelerden bakmaya başlıyoruz. Bu dosya şekillenirken bana oldukça yardımı dokunan öğrencim Mina’nın hikayesi ilham verici olanlardan sadece biri. İran’da mimarlık eğitimi aldıktan sonra İstanbul’a gelip Beykent Üniversitesi’nde Tekstil ve Moda Tasarım yüksek lisansı yapan Mina, İstanbul Moda Akademisi’nde de çeşitli eğitimlere katılmış. Biz de bu vesileyle tanışmış olduk. Bir firmada tasarım departmanında işe başladıktan sonra bir dönem Tebriz’de moda tarihi, tasarım süreci ve moda tasarım gibi dersler veren Mina, böyle bir yazı dizisi hazırladığımı duyunca bana ilginç bazı notlar aktardı; paylaşmak isterim: “Yaklaşık üç sene önce tez yazmak amacıyla İran’da Devrim Sonrası Moda konusunu seçtiğimde çok az kaynak bulabilmiştim. Tahran Üniversitesi’nde bir bölüm dışında eğitimi de çok yaygın değildi. Fakat son iki senedir inanılmaz bir ilgi var. Kurslar açılmaya başladı. Moda etkinlikleri artık yeraltından yerüstüne çıktı. Polise para vererek yeraltında gizlice yapılan defilelerin yerini büyük fuar ve organizasyonlar almaya başladı. İran gençleri toplumsal kısıtlamalara rağmen kendi modalarını ve tarzlarını yaratmakta gayet başarılı. Bunun için büyük paralar da harcıyorlar,” diyor ve önemli bir bilgi ekliyor “Çoğunlukla İran kostüm tarihiyle ilgili bile olsa, şu an kitapçılarda bir sürü moda tasarımı kitabı bulmak mümkün.”



GELENEKSEL MOTİFLER BAŞROLDE
Evet, İran’ın geleneksel motiflerine olan bu ilgi, ülkedeki moda algısını da etkileyen en önemli unsurlardan biri hiç kuşkusuz. Bu bir tesadüf değil; aksine ülkedeki sanatla ilgili bütün eğitimlerin İran sanat tarihinin üzerine yoğunlaşmasıyla alakalı elbette. Mesela New York’ta yaşayan tasarımcı Nima Behnoud’un markası bunun en önemli örenklerinden biri. İran’da tasarımları çok rağbet gören 39 yaşındaki Behnoud aynı zamanda bir desen sanatçısı. Eserleriyle sanat sergileri de açan Behnoud’un kıyafetlere uyguladığı desenleri artık İran’da taklitleriyle mücadele ediyor.


Nima Behnoud

İranlı kadınların yerel motiflere olan ilgisini bu videoda izleyebilirsiniz. http://youtu.be/ZyPps7LNhQI

Böylesi zengin bir kültürün kendi yerel motiflerini ve kumaşlarını ön planda tutması, geleneksel artisanal işçilikleri sürdürülebilir kılması takdirle izlenebilecek bir durum. Son İran Şahı Muhammet Rıza Pehlevi’nin üçüncü ve son eşi Farah Diba’nın henüz şahbanu iken çekilmiş bütün karelerinde bu motif zenginliğinin eşsiz örneklerini bulmak mümkün. Bugün bile 76 yaşındaki Diba’nın kıyafetlerinde bunun çağdaş yansımalarını görüyoruz. Katıldığı özel davetlere giydiği zarif kıyafetlerin arkasındaki tasarımcı ikili Bahar & Reza’yı bu adresten takip etmenizi öneririm: instagram.com/baharreza



Farah Diba
DOĞU-BATI HARMANI
Devrimden 10 yıl önce Batı modasının etkilerini yerel kültürün sunduğu zenginlikle harmanlanmış olarak bulmak elbette daha kolay. Bugün Google’da basit bir aramayla bile onlarca örneğe ulaşabiliyorsunuz. Bu Doğu-Batı harmanının en bilinen örneklerinden biri de, 1969’da Amerikan Vogue dergisi için Henry Clarke tarafından gerçekleştirilmiş olan bu moda çekimi. Fars kültürünün coğrafi mirasını, renk ve desen zenginliğiyle ortaya koyan iyi bir örnek hem de... Şiraz, İsfahan ve Tahran’ın tarihsel öneme sahip yerlerinde yapılan çekimlerde kamera önünde dönemin süpermodelleri Marisa Berenson, Lauren Hutton ve Cynthia Korman’ın olması da dikkat çekici.





Devrim sonrası İran’da ise çekim yapmak hiç kolay değil. Üstelik bir moda çekimi yapmak neredeyse imkansız. Kaliforniya menşeli moda dergisi FSHN için Kanada’da yaşayan İran kökenli fotoğrafçı Afra Pourdad’ın 2013 yılında yaptığı bu çekim tamamen gizli kapaklı gerçekleşmiş. Kamuya açık alanlarda fotoğrafladığı Shabnam Molavi’nin kıyafetleri de, sokaklarda dolanmaları da aslında yasalara aykırı değil. Sıradan bir çekim gibi gözüktüğü için izin almadığını belirten Pourdad’ın çekimi uluslararası platform Vogue’dan sonra yapılmış ilk çekim olma özelliğini taşıyor.


Shabnam Molavi
MODA BLOGGER’LARI İŞ BAŞINDA
İran’ın dünyaya entegrasyonunda elbette ki uluslararası dolaşımın payı büyük. Örneğin Amerika’da moda eğitimi aldıktan sonra ülkesine dönen Tahran’a dönen ve sosyal medyada bugün 32.000’e yaklaşan takipçisi bulunan İran’ın ilk stil blogger’ı Bahar Eslami (instagram.com/fashionsandwichbybahar) bu durumun iyi örneklerin biri. Genç ve yetenekli tasarımcılara olan ilgisi ve seyahatleri onu blogger olarak ayrıcalıklı bir noktaya koyuyor. Geçtiğimiz günlerde Antalya’da bir düğüne de katılmış olan Eslami’nin blogger’lık hikayesini Farsça ve İngilizce olarak yayınlanan online moda dergisi LaTheme’de okuyabilirsiniz. 


Bahar Eslami
Meslektaşı ve aynı zamanda arkadaşı olan freelance blogger Maral Asmani (instagram.com/maral_asmani) ise 20.000 takipçisiyle hemen peşinden takip ediyor sırayı. Bir ayağı Avustralya’nın Melbourne şehrine uzanan Asmani’nin son Instagram paylaşımlarından birinde karşımıza Vogue Türkiye’nin çıkması ise global dünyada olup bitene ne kadar ilgi duyduğunun bir başka örneği.


Maral Asmani
Tam bu noktada ufak bir parantez açıp, tıpkı bir dönem Yves Saint Laurent’ın kadim dostu Farah Diba gibi, günümüz moda dünyasında ikonlaşan bir diğer isme de değinmeden geçmeyelim. Sadeliği, zarafeti ve paylaşımları ile kısa zamanda moda blogger’ları arasında hatrı sayılır isimlerden biri olan Negin Mirsalehi’den bahsediyorum. Takipçi sayısı 2,3 milyona ulaşan Mirsalehi’nin ailesi İranlı. Kendisi Amsterdam doğumlu olan blogger’a İranlı genç kızlar bayılıyor; siz de henüz takip etmiyorsanız Instagram hesabı: instagram.com/negin_mirsalehi.


Negin Mirsalehi

YENİ TRENDLER, YENİ YASAKLAR
İran’da sosyal medyanın ve Şah’ın sürgündeki oğlu Rıza’ya ait, Türk dizilerini yayınlayan uydu kanallarının gündelik yaşama, bilhassa modaya majör etkisi olduğunu tekrar hatırlayacak olursanız, görünen o ki, tıpkı Eslami ve Asmani gibi birçok moda bloggerı’na ve tasarımcıya yakın gelecekte daha fazla rastlayacağız. Unutmamak gerekir ki, 2007 yılında İran Polis Teşkilatı’ndan Sardar Ansari yaptığı bir açıklamada: “Bizler tasarımcıların uydu kanallarından Batılı moda fikirlerini almalarını değil, İran toplumunun geleneklerine kılavuzluk etmesini istiyoruz” diyordu.

2008 yılında, devrim sonrası moda tasarım kavramı henüz ilk filizlerini vermeye başlamış, yeraltında ilk defileler gerçekleşiyorken CNN’in hazırladığı bu haberi izlemenizi öneririm.
https://youtu.be/wmQjqEHnLFg

Bu hafta Kanada’dan yayın yapan Negin TV’de yayınlanan bir başka haberde ise reformist dönemin geldiği noktaya dair yeni bir tartışma filizlendi. İran sokaklarında bu sezon moda olan transparan mantolar ve dar taytlar yeni gündem konusu. Tahran’dan başlayıp diğer şehirlere yayılan trendlerin bu son halkası konusunda ahlak polisleri göz açtırmıyor. İran kültürüne ve hijab giyim tarzına uymadığı gerekçesiyle mağazaları mühürleyip gençleri gözaltına alan ahlak polisinin gazabından kurtulmak için “Bunlar gece elbisesi” demek bile kafi gelmiyor. Öğrencim Mina durumu şöyle özetliyor: “Bence bu tarz haberlerin trajikomik bir yanı var. Polis ve yetkililer bile aslında trendleri takip ediyor. İster istemez gazetelerde ve haberlerde insanları yeni trendlerden bu şekilde haberdar ediyorlar; merakı artırıyorlar. Modayla ilgilenmeyen insanlar bile ister istemez her yazın trendleri hakkında fikir sahibi olmaya başlıyor ve böylece bu ürünlere talep artıyor. Alışverişe çıkınca mağazalarda bu yasak ürünlerden başka birşey bulamıyorsunuz. Mecburen bu ürünleri alıp eve geliyorsunuz ve bi müddet sonra bunlar hepsi normalde herkesin giydiği ürünlere dönüşüyor. Ve bu döngü yıllardır devam ediyor.


Manto

Gelecek hafta dosyanın üçüncü ve son bölümünde sosyal medyada çığ gibi büyüyen My Stealthy Freedom hareketi, Kırmızı Halı’dan çarpıcı İran hikayeleri, sönmeye yüz tutan Yeşil Devrim ve Türkiye’den çeşitli görüşler yer alıyor.