Yasak Elma: İran'da Moda -3

Yasak Elma: İran'da Moda -3
Yasak Elma: İran'da Moda -3
Son dönemde hareketlenmeye başlayan ekonomisi ve Türkiye'nin hazır giyim alanındaki ihracat atılımları sayesinde yakın ilgi göstermeye başladığımız İran modası, tasarımın kattığı artı değer ile kendi yolunu çizmeye devam ediyor. Global çapta başarılara imza atan kültür ve sanat dünyasının önde gelen İranlı kadınları ise modayı sadece genel geçer bir eğilim olmaktan çıkarıp İran'da bir kadın hareketine dönüştürmekte.
Haber: BARIŞ ÇAKMAKÇI - baris.cakmakci@gmail.com / Arşivi

İran’ın moda sahnesindeki ve sokaktaki stil hareketliliği uydu kanalları, sosyal medya ve yeraltından çıkmaya başlayan fuar ve organizasyonlarla daha da hareketlenirken, hazır giyimde kurdukları ticari ilişkiler de giderek önem kazanıyor. Başta Tahran ve çevresinde olmak üzere açılan pek çok AVM’de Mango, Benetton, Escada gibi Batılı markaların yanı sıra, bu tarzda kampanya çekimleri yapan yerel mağazalar da bulunuyor. Bahsi geçen bu markalar dünya geneline oranla çok daha pahalı bir fiyatlandırma uygulasa da, bu yüksek rakamlar satışlara hiç gölge düşürmüyor. Online satış sitelerine taleplerin yükselmesiyle lüks tasarımcı markalarına olan ilgi de iki katına çıkmış durumda. Başta Körfez ülkeleri ve Türkiye ’den üçüncü partilerin getirdiği pek çok ürün de outlet tarzı AVM’lerde kendine fazlasıyla yer buluyor ve hızla tükeniyor. Fakat özellikle Türkiye ile olan ilişkilerde son dönemde yaşanan bir dizi yeni açılımlar ise yeni gelişmelere gebe.


Mega Mall

TÜRKİYE İLE HAREKETLENEN ALIŞVERİŞ
Geçtiğimiz hafta Ege Giyim Sanayicileri Derneği ve Ege Üniversitesi Emel Akın Meslek Yüksekokulu, İzmir’de İranlı bir heyet ile görüştü. Karşılıklı imzalanan Hazır Giyim İmalat Teknikleri Eğitimi protokolü iki ülke arasında atılmış önemli adımlardan biri oldu. Protokole göre 15’er kişilik gruplar halinde İzmir’e gelecek olan İranlı öğrenciler tasarımdan kalıp çıkarmaya, dikimden süslemeye kadar farklı konularda akademisyenlerden 15 günlük sürelerle eğitim alacak. Tecrübe ve birikimini ihraç etmeye başlayan bir Türkiye görmek elbette hepimiz için sevindirici. İran Hazır Giyim İmalatçıları Merkezi Başkanı Majid Haj Mohammadi, Hürriyet Gazetesi’ne yaptığı açıklamada başta gelinlik sektörü olmak üzere İzmirli giyim sanayicileri ile uzun yıllar çalışmayı istediklerini belirterek “Bu protokolün yeni projeleri de getireceğini düşünüyoruz,” diye ekledi

Yasak Elma: İran'da Moda-1

Yasak Elma: İran'da Moda-2

Bir diğer önemli atılım da Birleşmiş Markalar Derneği’nden (BMD) geldi. Derneğin başkanı Sami Kariyo, İran’ın uluslararası genişleme stratejisi içinde özel bir yerinin olduğunu belirterek, ülkede bugün 29 BMD markasının 135 satış noktasının bulunduğunu ve pazara yeni girecek 20 Türk markasının daha sırada olduğunu ekledi: “Böylece halen 3.2 milyar dolar olan markalı ihracatımız bu süre içinde 5 milyar doları yakalayacak.” 1-4 Eylül tarihleri arasında Tahran’a bir ticaret turu düzenleyecek olan BMD heyeti, ziyaret sırasında şehirdeki AVM’leri, AVM projelerini, pasaj ve alışveriş mekanlarını da inceleyecek.

SOKAKTAKİ İNSAN DA HIZLA DEĞİŞİYOR
Bu umut verici ekonomik gelişmenin üzerine uzun yıllardır İran’a ihracat yapan Türk firmalarına tasarım yaparak koleksiyonlar hazırlayan tasarımcı Tanju Babacan’ı aradım. Muhafazakar kesimin de yakından tanıdığı ve ilgi gösterdiği tasarımcı bu konuda İran’ın çok büyük bir gelişme içinde olduğunun altını çiziyor: “Yedi yıl önce ilk kez büyük tedirginlikle gittiğim İran’a son gidişimde değişim rüzgarı daha net bir şekilde hissediliyordu. İranlı kadınların şıklığı, kombin yetenekleri, giydikleri mantoların ve altındaki şık parçaların uyumu dikkat çekiciydi. Çok şık hanımlara rastladığım kadar bir marka budalalığı olduğunu ve marka isimlerini göstermekten hoşlandıklarını da gördüm. Ciddi anlamda estetik operasyon geçirmiş bu hanımların her biri büyük bir rahatlıkla jean pantolon giyebiliyor artık. İlk seyahatimde chador’larından pantolonlarını görmek bile mümkün değildi,”diyor.

Babacan’ın dediği tabloyu kontrol altında tutmak amacıyla kadın ahlak polisleri bugün de sokakta iş başında elbette. Bu kareler yoruma mahal vermeden durumu özetliyor.



İran’da moda eğitimini alma şansı olmayan genç tasarımcı Kian’ın hikayesi de o topraklardan çıkıp Türkiye’ye konuk olması bakımından ilginç. Sanata olan ilgisini Kıbrıs’ta aldığı mimari eğitimle pekiştiren, ardından modaya yönelmek amacıyla Istituto Marangoni’de çeşitli moda eğitimlerine katılan, mimari ve moda arasında karşılıklı ilişki konusunda yüksek lisans tezi hazırlayan ve kazandığı Parsons School of Design’a bir süre devam ettikten sonra İstanbul’a gelen genç tasarımcı, İran’ın değişen yüzünün ve yeni kurulmaya başlayan köprünün önemli yansımalarından... Moda tasarımcısı Tuğba Ergin ile çalışmalarına devam eden Kian, sosyal medyanın açtığı küçük pencereden görülen İran’daki büyük resmin de farkında. Kendi tasarımlarının sosyal medya ile yayılmasından büyük mutluluk duyduğunu belirten Kian, yakın gelecekte Tahran Moda Haftası’nın ve İranlı moda tasarımcılarının da dünya çapında üne kavuşacaklarını düşünüyor.


Leila Hatemi
MODANIN VAZGEÇİLMEZİ: KIRMIZI HALI
Modadan bahsedince, işin en önemli pazarlama kanallarından biri olan şöhretli isimlerden de bahsetmeden olmazdı. Geçtiğimiz hafta İran’ın moda sahnesindeki iki ikonik ismi Farah Diba ve Amsterdam doğumlu blogger Negin Mirsalehi’ye değinmiştim. Ünlü yönetmen Ali Hatemi’nin kızı Leila Hatemi de İran’ın dünya çapında ismi bilinen gözde isimlerinden. 2012 yılında En İyi Yabancı Film Oscar’ını kazanan Ayrılık filmindeki rolüyle uluslararası üne kavuşan Hatemi, 2014 yılında Cannes Film Festivali jüri üyeliği sırasında jüri başkanı Gilles Jacob’u yanağından öptüğü gerekçesiyle İran’da geçerli olan İslami Ceza Kanunu’nun 638’nci maddesi uyarınca 50 kırbaç cezasında çarptırılmıştı. Kültür Bakanı Yardımcısı Hüseyin Nusabadi konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Uluslararası etkinliklere katılanlar, İranlıların güvenilirlik ve iffetini dikkate almalı. Böylece İranlı kadınlar dünyaya kötü bir izlenim vermez” dedi. Hatemi daha sonra bu hareketinden dolayı İran halkından özür dilemişti.


Leila Hatemi

Hatemi’nin Cannes Film Festivali ödül töreni sırasında giydiği elbisesi ise ince bir zevkin ve zengin kültürün izlerini taşıyordu. Oyuncunun, her biri 18 karatlık sarı altınlarla işlenmiş geleneksel Naghdeh Doozi tarzındaki ve 180 yıllık vintage elbisesinin arkasında Soha Design’ın sahibi Mehrnoush Shahhossein’in imzası vardı. İran’da yaşayan Hatemi, Kırmızı Halı’da boy gösterdiği her an mütevazı ve kanunlara uyan şıklığıyla ön planda kuşkusuz. Kendisi gibi dünya çapında bir diğer aktris Golshifteh Farahani ise daha cüretkar. Fransız Madame Figaro dergisine verdiği sansasyonel pozları nedeniyle İran’a girişi yasaklanan Farahani, 1979’daki devrimden bugüne kadar bir Hollywood filminde yer almış ilk oyuncu olma özelliğini de taşıyor aynı zamanda. Leonardo DiCaprio ve Russell Crowe ile Yalanlar Üstüne adlı filmde rol alan 31 yaşındaki oyuncunun bir de Berlin Altın Ayı En İyi Kadın Oyuncu Ödülü bulunuyor.


Golshifteh Farahani

İran’ın Kırmızı Halı seremonileriyle olan bir diğer hafızalara kazınan ilişkisi de 66. Venedik Film Festivali sırasında gerçekleşti. Aynı yıl Erkeksiz Kadınlar isimli filmiyle En İyi Yönetmen Ödülü’nün sahibi olan İran doğumlu yönetmen ve fotoğraf sanatçısı Shirin Neshat ve oyuncularının Yeşil Devrim’e destek vermek amacıyla taktıkları yeşil şallar da çok şey anlatıyordu. Hatırlayacaksınız, 2009 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin reformist adayı Mir Hüseyin Musavi’nin taraftarlarının seçim kampanyalarının sembol rengi olan yeşile bürünerek sokaklara dökülmesi İran’da yeni bir dönemin habercisi olarak nitelendirilmişti. Filmin tüm kadrosu da bu akıma uyarak, Musavi yandaşlarına destek vermek amacıyla törene yeşil kıyafetlerle katılarak zafer işaretleri yapmıştı.


Shirin Neshat

Yeşil Devrim’in İran’da kadınların günlük görünümlerine yansımasını izlemek için The Cut’ın yayınladığı 100 Yıllık Güzellik isimli videoyu izlemenizi öneririm.



Behnaz Shafiei


Narges Mohammadi

GİYİM, KUŞAM VE KADIN HAREKETLERİ
Moda elbette İran için güncel ve ekonomik bir olgu olmasının yanı sıra, sosyo-kültürel anlamda da kilit bir sembol. Bir yanda Narges Mohammadi gibi aktivistlerin başı çektiği kadın hareketleri daha çok yankı uyandırırken diğer yanda Leila Hatemi gibi aktrislerin, Bahar Eslami gibi blogger’ların, Pegah Biglui gibi mankenlerin, Behnaz Shafiei (instagram.com/behnaz_shafiei) gibi motokros sporcusu kadınların kariyer ve başarı hikayelerini daha sıklıkla duymaya başlıyoruz.


Masih Alinejad

Son olarak Facebook’ta 875.000’e ulaşan takpçi sayısıyla Benim Gizli Özgürlüğüm (My Stealthy Freedom) hareketini başlatan İranlı gazeteci ve aktivist Masih Alinejad’ın hikayesine de göz atmanızı öneririm. ABD’de yaşayan Alinejad, bu sosyal hareketle sadece 2014 yılı içerisinde İran ahlak polisinin tam 3.6 milyon kadını uygunsuz kıyafeti yüzünden uyarmasını, para cezası vermesini ve tutuklamasını kabullenmeyerek, İranlı kadınlardan başları açık birer foto ile sanal eyleme katılmalarını istiyor. Verdiği mesaj ise net: “Benim annem eşarp kullanmayı her zaman isterdi; fakat ben hiç istemedim. İran’da ikimize de yer olmalı.”




Facebook'taki My Stealthy Freedom (Benim Gizli Özgürlüğüm) sayfasından...
Facebook’ta Benim Gizli Özgürlüğüm sayfasını takip etmek için: www.facebook.com/StealthyFreedom

 

Evet, bugünün dünyasında tüm çeşitliliğimizle hepimize yer olmalı. Bu çeşitliliği bir zenginlik gibi ele alıp korumak ve ilgi göstermek ise vatandaşlık görevimiz. Uzun yıllar boyunca kapalı bir kutu gibi dibimizde duran zengin İran kültürünü bir nebze daha anlamak, siyasetin ötesinde kültürel değerlere de odaklanmak durumundayız. Şimdilik sosyal medya bize bu imkanları sunuyor gibi; ne dersiniz?