Yaşam Şaşmazer'in çocukları büyüdü

Yaşam Şaşmazer'in çocukları büyüdü
Yaşam Şaşmazer'in çocukları büyüdü
Contemporary Istanbul'un, üzerine en çok konuşulan isimlerinden biri kuşkusuz Yaşam Şaşmazer... Çocuk heykelleriyle her göreni şöyle bir sarstı. Söz konusu heykellerini bir sanatçı kitabında toplayan Şaşmazer'le ocakta Tophane-i Amire'de açacağı kişisel sergisinin hazırlığı sırasında buluştuk.
Haber: SİNEM KESKİNEL / Arşivi

2013 yılında Türkiye ’de seni temsil eden galerinle yollarını ayırıp Berlin menşeli Berlin Art Projects ile çalışmaya başladın. Seni bu seçime yönlendiren etkenler nelerdi?
Avrupalı bir galeri ile çalışmak bir sanatçı için uluslararası görünürlük anlamında çok daha avantajlı tabii ki. Berlin Art Projects ile 2009’da İstanbul ’da ilk kişisel sergimi açtıktan sonra çalışmaya başladım. O tarihten bu yana hem Berlin’de hem de İstanbul’da çalışıp yaşıyorum. 2010, 2011 ve 2012’de Avrupa ’da farklı şehirlerde beraber sergiler yaptık. Bu süre zaten İstanbul’da çok yoğun üretim yapmadığım, dolayısıyla Türkiye’deki galerimle de çok yoğun çalışmadığımız bir dönemdi. O yüzden yavaş yavaş eski galerim ile kopmaya başlamıştık, bu sene de tamamen yollarımızı ayırdık.
2006 - 2011 yılları arasında çocukluk dönemini ironik bir şekilde irdeleyen, çocuk figürünü ön plana çıkaran işler ürettin. Bu işleri biraz da sen anlatır mısın?
Bu dönemde yaptığım heykeller genel olarak çocuklar üzerinden insana dair hikâyelerdi. Genel olarak kabul edilen masum çocuk tasvirine karşı çocukların karanlık taraflarını, ruhsal durumlarını, sosyal sisteme adapte olma çabalarını ve bunlarla beraber biz yetişkinlerin onlara yüklediğimiz sosyal ve toplumsal kodları, klişeleri ve rolleri göstermek istedim.
İlk sanatçı kitabın Alman KERBER Yayınevi’nden çıktı. 5 Kasım’da BAP//ISTANBUL’da yapılan bir lansmanla tanıtıldı, şu anda da Almanya ve İstanbul’da satışı gerçekleşiyor. Genç bir çağdaş sanatçı için önemli bir adım. Biraz kitabın hazırlanma sürecinden bahseder misin? 2006-2011 arasında ürettiğin seri bitti ve bir kitap yayımlayarak mı son noktayı koymak istediniz?
2011’de yaptığım ‘Illimunated Darkness’ sergisinden sonra çocuk serisi kafamda tamamlanmıştı. Buradan başka bir noktaya doğru gidiyordu heykellerim. O yüzden de bu seriyi bir kitapta toplamak istedim. 2006-2011 arası ürettiğim işlerden bir seçki yaptık. İşlere ait üç farklı metinle beraber kitabı oluşturduk.
Ahşap, bir sanatçı için zor bir materyal.. Özellikle uzun vadeli düşünerek satın alım yapan müze koleksiyonlarına girmek için neredeyse tercih edilmeme sebebi... Ve senin Avrupa genelinde birçok müze koleksiyonunda işlerin var. Ahşap üretimine devam ederek bu sorunun önüne nasıl geçiyorsun?
Tabii ki, heykelin böceklenmemesi, küflenmemesi ve bozulmaması için gerekli önlemleri alıyorum. Bir de heykellerin bakımı da önemli. Koleksiyonerlerin de sonrasında heykelin bakımı ve korunmasına dikkat etmeleri gerekiyor. Heykelleri iç mekânda sergilemek, rutubete dikkat etmek ya da heykeli çok büyük ısı değişimlerinden korumak lazım. Genel olarak biraz çekinilse de ahşap heykelden, bu konuda koleksiyonerleri bilgilendiriyoruz, bugüne kadar da ciddihiç bir sorunla karşılaşmadık.
9 Ocak 2014’te Tophane-i Amire’de uzun bir aradan sonra Türkiye’deki ikinci kişisel sergin açılacak. Yepyeni bir konseptle çağdaş sanat takipçilerinin karşısına çıkacaksın. Ocak ayında göreceğimiz işlerinden biraz bahseder misin?Yeni işlerim, çocukların gölgeleriyle karşılaşmalarından bir sonraki aşamayı anlatıyor. Çocuk heykellerinde kullandığım gölgeler, hayali hayvanlar, canavarlar ya da gerçek ışıkla oluşturulmuş düşsel gölgelerdi. Çocukların varlığını hissettikleri ama neredeyse hiç bilinçli bir şekilde karşılaşmadıkları o ‘karanlık taraf’ı bu sefer de yetişkinlerin dünyasından anlatmak istedim. Kendimizle ilgili kabul etmek, görmek, duymak istemediğimiz her şeyi, kişiliğimizin hayvani, ilkel ve bastırmaya çalıştığımız yönlerini. Dolayısıyla yeni sergim C.G.Jung’un dediği gibi ‘sahip olduğumuz ama olmayı istemediğimiz her şey’le nasıl başa çıktığımız ya da çıkamadığımız hakkında.
Yurtdışındaki bir galeri ile çalışmanın sence ne gibi avantaj ve dezavantajları var?
Tabii ki yurtdışı bağlantılarının daha güçlü olabilmesi gözüken en büyük avantaj. Ama yine de bu durumu ‘yerli galeri/yabancı galeri’ ayrımına dönüştürmek çok da doğru değil bence.
Önemli olan sanatçı için ‘doğru olan galeri/ doğru olmayan galeri’.
‘Doppelganger isimli’ serinden biraz bahseder misin? Çünkü bugüne kadar aşina olduğumuz Yaşam Şaşmazer çizgisinin oldukça dışında.
‘Doppelganger’, kendimiz, personalarımız ve alter egolarımız hakkında bir seri idi. Kendi benliğimizdeki tanımadığımız, bilinmeyen, ‘ben’imizle bir yüzleşme. Kendi yüzümü ve bedenimi kullandığım bu heykeller aslında, 30 yaşına girmiş, çokça kendini sorgulayan, deşen bir insan olarak bu sorgulamanın sonunda memnun olmadığım diğer, öteki, yabancı ‘ben’lerle olan ilişkimi anlatıyordu. Bir süredir üzerinde düşündüğüm va çalıştığım gölgeler bu konuya götürdü. Aslında ‘Doppelganger’ serisi, konu olarak çizgimin oldukça içinde ama şiddet ve tekinsizlik dozu çok daha yüksek işler.
Genç bir çağdaş sanatçı olarak kariyerinde hedeflediğin son nokta nedir?
Bilemiyorum.. Sanat, bilim ya da mühendislik gibi bir şey değil. Bunu da keşfedersem ya da şunu da icat edersem tamamdır gibi işlemiyor. Heykel yapmaya bir kariyer ya da iş gibi değil bir yolculuk gibi bakıyorum ben. O yüzden böyle bir son nokta hedefim yok.