Yassı sandıklardan el valizlerine: Bir sehayat kültürü destanı

Yassı sandıklardan el valizlerine: Bir sehayat kültürü destanı
Yassı sandıklardan el valizlerine: Bir sehayat kültürü destanı
Kesinlikle sıradan bir sergi değil bu. Bir kere yerinden belli: Paris'in Şanzelize Caddesi üzerindeki 1900 tarihli görkemli sergi sarayı Grand Palais! Bu göz kamaştırıcı mekânda açılan Louis Vuitton sergisi, sadece lüks bir markanın değil, 1800'lerin ikinci yarısında doğan 'seyahat' kavramının, firmanın bu yepyeni yaşam tarzına getirdiği 'haute-couture' tarzının, Fransız şıklığının da hikâyesi...
Haber: ASLI ULUSOY-PANNUTİ - asli@siradisiparisrehberi.com / Arşivi

RADİKAL - Bundan kısa bir süre önce hakkında yazdığım, kuduz aşısı ile pastörizasyon tekniğinin mucidi Fransız bilimadamı Louis Pasteur için şöyle diyordu bir konuşmacı: “Louis Pasteur’ü Louis Vuitton ile karşılaştırırız hep. İkisi de Louis, ikisi de Fransa’nın doğusundan, Jura bölgesinden çıkmış, ikisi de Evrensel Sergi’lere icatlarıyla katılmış, ikisi de yaşadıkları döneme yepyeni bir soluk getirmiş, alanlarında devrim yaratmış dev isimler…”
Söylenenler hiç de boş değildi. Paris’in görkemli sergi sarayı Grand Palais’de açılan 'Uçun, Yelken açın, Seyahat edin – Louis Vuitton' başlıklı sergi, bu büyük ‘mucidin’, kendi alanında ‘haute-couture’ (yüksek terzicilik) yaratan bir büyük zanaatkârın/sanatçının, yaşadığı ve kendisinden sonraki döneme vurduğu damganın yüzyıllar geçse de silinmeyeceğinin özeti sanki.
Yan Pei-Ming imzali genc Louis Vuitton tablosu-2015

Daha girişte, genç Louis Vuitton’un yakışıklı bir yağlıboya portresiyle açılan sergi, Paris yakınlarındaki ilk marangozhane-paketleme atölyesinden fotoğraflarla ve o dönemden kalma ahşap üzerinde çalışma aletleriyle başlıyor. Ahşap, genç Louis Vuitton’un ambalajcılık mesleğinin, sandık üretiminin vazgeçilmezi muhakkak.

Vuittonların 18.-20. yy arası marangoz aletleri

GÜZELLİKLE İŞLEVSELLİĞİN FRANSIZ ŞIKLIĞINDA BULUŞMASI
1835’te, henüz 14 yaşındayken Fransa’nın doğusunda, İsviçre’ye birkaç adım mesafedeki Anchay köyünden çıkıp iki yıllık uzun bir yürüyüşün sonunda Paris’e ulaşan Louis Vuitton, Romain Marechal isimli şirket tarafından ambalajcı olarak işe alınır. Şirketin işi, günlük hayatta kullanılan objeleri ve büyük gardropları kutulamak ve paketlemektir. Louis Vuitton buradaki tecrübesinden sonra 1854'te kendi şirketini kurar ve Paris’teki Neuve-des-Capucines Sokağı’na yerleşir. Butiğini açtığı tarihten itibaren şehrin ileri gelenlerinin, zamanla da imparatoriçe Eugenie’nin dikkatini çeken Vuitton, yarattığı modellerin sağlamlığı, hafifliği, ergonomisiyle anılır olur hemen.
1864 tarihli seyahat çantası

Bugün modern bagajın, valizin atası olarak nitelendirilen ‘yassı sandığı’ ise mükemmelleştirir. O dönemde bu türden sandıklarda kullanılan bezleri ve motifleri yeniler. Amacı hem diğerlerinden farklı olmak hem de muhtemel kopyacılardan korunmaktır. 1875’te ilk ‘Wardrobe’a imza atar: Söz konusu olan, dikey bir sandık-dolaptır. Bu ürün, şirketin seyahat konusundaki uzmanlığını tesciller.
1905, dolap sandık

Louis Vuitton’un başlattığı macera, oğlu Georges ve torunu Gaston-Louis ile devam eder. 1890’da icat ettikleri ‘boğazlı kilit’ (bir çeşit klipsli kilit) sayesinde, aynı müşterinin tek bir anahtarla tüm bagajlarını açıp  kapaması imkânı doğar. 1896’da doğan ünlü LV baskılı bez ise 1892’de ölen kurucu Louis Vuitton’a bir saygı duruşudur adeta.  Artık Louis Vuitton markası, bir objenin güzelliğiyle işlevselliğinin Fransız şıklığında buluşmasıdır.

SEYAHAT KAVRAMININ DOĞUŞU
Tarihlere dikkat: 19. yüzyıl! Yani ulaşım araçlarının gelişip mesafelerin kısaldığı yıllar. 1830'dan itibaren hizmete sokulan buharlı gemiler Avrupa’yı Amerika kıtasına bağlıyor. 1848’de demiryolunun, 1890’da otomobilin icadı dünyayı yepyeni bir hayata hazırlıyor. Seyahat giderek bir yaşam sanatı haline geliyor. Kabin-sandıklar yataklı vagonlara giriveriyor. Elbise taşıyıcıları, deriden gece çantaları bu çağdaş göçebelerin ayrılmaz parçaları haline geliyor.
Yatla deniz tatilleri... 

İşte tam da böyle bir ortamda yata, trene, otomobile, uçağa uygun piknik, çay takımı, bakım ürünü sandıkları üreten Louis Vuitton, daha 1906’daki kataloğunda rakiplerinden ayrılan boyutları, motifleri, kilitleri, iç kaplaması ve işlevselliğiyle öne çıkan ürünleriyle, zamanla seyahatin vazgeçilmez bir lüks objesi haline geliyor.
Öncelikle yatçılığın başlangıcı ve tekne gezisi zevki ile el bagajı (Steamer Bag) mantığı doğuyor. Başta yedek çanta olarak düşünülen, katlanıp, dolap-sandıklara yerleştirilen bu çanta yepyeni boyutu, hafifliği ve rahatlığıyla bugünkü spor çantalarının atasıydı muhakkak. Deriden ya da bezden yapılan akıllı kapatma sistemi ise geleceğin el çantalarına öncülük edecekti.
1903 tarihli deri sandık 

Otomobillerin üzerine ya da arkasına bağlanan otomobil sandıklarında ise gardroplar, şapkalar taşınıyordu. Piknik çantaları, buz sandıkları vs hep otomobil için yaratılmıştı. Çoğu zaman çatısız araçlarda başlarında bir bone, gözlerinde güneş gözlükleriyle dönemin moda takipçisi kadınları, kollarındaki çantalarda eldivenlerini, şallarını, parfüm şişelerini taşıyorlardı. El çantasına ve moda çantaya geçiş ise 20. ve 21. yüzyılda yaşanacaktı.
Uçakla seyahat dönemi

Louis Vuitton şirketi 20. yüzyılın başında önce uçan balonla, sonra uçakla devam eden havacılık macearasının da yakın takipçisi olur. Havacıların ve hemen sonrasında yolcuların ihtiyaçlarını karşılayacak bagajlar üretmeye başlar. ‘İki elbise, bir pardösü, on gömlek, üç gecelik, üç iç donu, üç yelek, altı çift çorap, on iki mendil, bir çift ayakkabı, on sekiz yaka, bir şapka, eldivenler ve kravatlar’dan oluşan 26 kiloluk bagaj o dönemde çıkar ortaya. Üretilen çantalarda hafiflik ve işlevsellik hep ilk plandadır.

2003 tarihli Takashi Murakami imzalı desen. 

LV MONOGRAMI 1896’DA ÇIKMIŞ

Bununla birlikte geleneksel sandık modelleriyle de iddialı olmuş Louis Vuitton. 1854 tarihli Trianon grisini çizgili kaplama bezi takip etmiş. 1872, çizgili desenin yerini kırmızı ve kahverengiye bıraktığı tarih... Sonra ise bej ve kahveye geliyor sıra. Hepimizin çok iyi tanıdığı damalı desen 1888’de, LV harfli desen ise 1896’da ortaya çıkmış. Dolap-sandık, büro-sandık, şapka sandığı, alçak ve yüksek sandıklar Louis Vuitton’un ününe ün katmışlar. Sloganlarına gelince: “Louis Vuitton, en kırılgan objeleri güvenlikle, moda ambalajları konusundaki uzmanlığıyla paket eder.”
Louis Vuitton’un oğlu Georges Vuitton, bir konuşmasında şöyle diyor: “Öncelikle geleneksel ahşap sandığı yassılaştırıp içindeki eşyanın bozulmasını engelleyen modele ulaştık. Yatak-sandıklar, içi katlı, raflı sandıklar ve ‘eşsiz’ olarak nitelediğimiz kilit modellerimiz de firmamızın gururlarından.” Louis Vuitton ise sandıklarında gösterdiği özeni, 18 Ocak 1867 tarihinde bir ambalaj sandığı modeli için aldıkları patente ilişkin konuşmasında şöyle özetliyor: “Bir sandığın gerçekten faydalı olabilmesi için hafif ama dirençli, içine konan objenin her türlü darbeye ve suya karşı korunaklı olması gerekir. İşte bu nedenle ben, çok kuru ahşap kullanıyorum ve dış yüzeye de metalden, örneğin çinkodan yapraklar, bakır levhalar ya da yağlıboyayla boyanmış bezler yerleştiriyorum. Suyun içeri girmemesi için de kauçuk bir kenar ekliyorum.”
Müzik aletleri için özel çantalar.

ANDRE CİTROEN’İN LOUIS VUITTON SİPARİŞLERİ
Louis Vuitton adının seyahatle ayrılmaz hale geldiğinin göstergelerinden biri de, 1924-1925 yıllarında Andre Citroen tarafından düzenlenen Kara Seyir yolculukları... Cezayir, Mali, Kongo’yu keşif seferleri için geliştirilmiş araçlarla geçme fikri, bu bölgelerde bilimsel, etnografik ve coğrafi araştırmaların da yolunu açıyordu. Bay Citroen’in başvurusu üzerine Louis Vuitton şirketi bu keşif seyahatlerine de eşlik eder. Gelen özel sirapişlerle iklime ve lojistik zorluklara uyum sağlayacak, kaşiflerin günlük yaşantılarındaki ihtiyaçlarını giderecek sandıklar üretilir. Çay sandıkları, bakım aksesuvarları sandıkları hep böylece çıkar ortaya. İkinci kez düzenlenen ve bu kez ‘Sarı Seyir’ olarak anılan seyahat ise 1931’deki Sömürgecilik Sergisi’nin açılışından birkaç hafta önce yapılır. Amaç, efsanevi İpek Yolu’nu geçmektir.

1936 tarihli kütüphane sandık

SANAT BAVULA GİRİNCE...
Ünlü ya da ünsüz yazar-çizerleri, yazı ve kitap dostlarını da gözardı etmemiş Louis Vuitton. Büro-sandık, kütüphane-sandık, yazı masası-sandık Louis Vuitton’un torunu Gaston-Louis’inin de bu yaşama sanatını takdiriyle iyice gelişme göstermiş. Zaten bakın 1954 tarihli bir yayında Gaston-Louis Vuitton ne diyor? “Sandık dediğiniz şeyden her yerde var. Oysa bize her yıl ne taleplerle gelindiğini tahmin bile edemezsiniz! Bozuk para koleksiyonları, saatler, polo kulüpleri, tenis raketleri, daktilo, fonograflar, fotoğraf makineleri, balık avı aletleri, peruklar, tablolar, kitaplar, elyazmaları, birbirinden özel kreasyonları da getirdi beraberinde..”
Bu ilginç taleplerden biri, 1927’de, bir sanat galerisinin başındaki René Gimpel’den gelmiş. Paris-Londra-New York arasında yaptığı seyahatlerde elindeki tabloları koyabileceği bir bagaj arayan Gimpel için dev bir sandık hazırlanmış. Bu büyük boyutlu sandık, içinden çıkan çekmeceler sayesinde, tabloların yol boyunca hiçbir şekilde zarar görmeyeceği şekilde tasarlanmış.

1910 tarihli reklam maketi

GARİP SANDIKLAR KOLEKSİYONU! 
“Eski sandıkların yanı sıra eski sandıkçılık mesleğine ilişkin her şeyi, özellikle çekiç, kerpeten, rende gibi eski araç gereçleri topluyorum. Eski kağıtlar, mesela faturalar, mektup kağıtları, kartvizitler, etiketler, kullanım kılavuzları, reklamlar.. Bunların da ötesinde genel olarak sanatı ve ilginçliği temsil eden her türlü obje ilgi alanıma giriyor” diyor bir konuşmasında Gaston-Louis Vuitton. Belki de bu nedenle serginin bir bölümü desenleri ve biçimleriyle diğerlerinden ayrılan, garip, ‘sıradışı’ sandıklara adanmış.

Katharine Hepburn’den Greta Garbo’ya, Elizabeth Taylor’a birbirinden ünlü isimlerin hatıralarıyla dopdolu; kimi Coco Chanel, Christian Dior gibi dev markalarca sipariş edilmiş Louis Vuitton çantalarının bazıları 1925’te düzenlenen Uluslararası Dekoratif Sanatlar Sergisi’nde ve Evrensel Sergi’lerde görücüye çıkmış. Zaten 1920-30’lar, elbise, saç bakım aletleri ya da mücevherler ile parfüm şişelerini taşımak için yapılmış kutularla Louis Vuitton’un bu alanda doruğa çıktığı yıllar.

Tam da bu dönemde, 1927’de Vuitton imzalı parfümün doğuşu şaşırtıcı değil. 1928’de ‘Je Tu Il’ (Ben Sen O), 1946’da ‘Eau de Voyage’ (Seyahat Suyu) üretiliyor. Günlük hayatı mümkün olduğunca güzelleştirme kaygısındaki torun Gaston-Louis, parfüm şişelerinin dizaynı için de dönemin dekoratif sanatlardaki yetenekleriyle çalışıyor hep.

Grand Palais önündeki sergi kuyruğu

Louis Vuitton 1997’den beri moda ve hazır giyim kreasyonunu da almış bünyesine. Marc Jacobs’un sanat yönetmenliğinde başlayan ve Takashi Murakami, Richard Prince gibi sanatçılarla işbirliğini gündeme getiren bu alanın başında 2014’ten beri Nicolas Ghesquière bulunuyor. Şirket bugün Patrick-Louis Vuitton tarafından temsil ediliyor.
Duş sandığı, yatak-sandık, sigara sandığı yapar da kırılgan ve hassas müzik aletlerine birbirinden şık kutu ve çantalar hazırlamaz mı LouisVuitton! Tabii ki onu da yapmış, hatta orkestra şeflerinin bagetlerine kılıflar bile üretmiş. Kısacası hep şıklık, hayatın her alanında! 

FOTOĞRAFLAR: ASLI ULUSOY-PANNUTİ


    http://www.radikal.com.tr/151210615121060

    YORUMLAR

    Bu habere henüz yorum yazılmamış.