Yaz sofraları kurulsun, yarın şenlik var

Yaz sofraları kurulsun, yarın şenlik var
Yaz sofraları kurulsun, yarın şenlik var
Yarın Çatalca'daki Nesin Vakfı Çiftliği'nde Lezzetname Yolcuları'nın düzenlediği, sofrada da unutulan yaz tatlarının yer alacağı bir piknik gerçekleşecek. Hem yazın geldiğini damaklarda hissetmek hem de selden zarar gören vakfa yardım etmek için yola düşme vaktidir
Haber: ELİF TÜRKÖLMEZ - elifturkolmez@gmail.com / Arşivi

Sofrada yaz lezzetleri olacak, yemekleri işi bilenler hazırlayacak, bir pazar günü açık havada dolu dolu bir gün geçirmenin tadına varılacak. Geçen yıl ‘Şerbetler-Şuruplar’ buluşmasıyla tanıdığımız Lezzetname Yolcuları bu yılki etkinlik ‘Yaz Sofraları’ pikniğini, selden zarar gören vakfa yardım etmek amacıyla Nesin Vakfı’nda düzenliyor. Ayfer Yavi, Defne Koryürek, Nedim Atilla ve Şemsa Denizsel’in konuşmalar yapacağı etkinliğe, piknik alanında hazırlayacağı ‘yağlı köfte’yle yemek yazarı Ayfer Ünsal ve piknik sepetleriyle Armada Otel, Asitane, Dondurmacci, Güllüoğlu, Günbatımı Çiftliği, Hatay Akdeniz Sofrası, Hacı Bekir, Karaköyüm Lokantası, Kozz Haliç, Levon Patisserie, Maria’nın Bahçesi, Sıdıka Cafe Bistro ve Sade Kahve Bebek de katılacak. Ayrıntıları katılımcılara sorduk...

Şemsa Denizsel
(Kantin’in sahibi ve şefi)

Malum, yaz sofrası diye bir şey kalmadı artık. Kışın patlıcan-domates, yazın lahana yeniyor. Bu durum, benim yaptığım, inandığım şeyin tam tersi. Mevsimselliğin bir sebebi vardır, bir sebzeyi meyveyi mevsiminde yemek önemlidir. Kışın yediğiniz çorbaları yazın görmek istemezsiniz. Yaz mevsimi demek patlıcan, domates, yeşil fasulye, taze barbunya demektir. Ben tam da bu konular üzerine düşündüğüm için iyi oldu, bu yönde bir konuşma yapacağım. Bir de etkinliğin gelirinin Nesin Vakfı’na bırakılacak olması çok önemli. Selde çok zarar gördüler ve yardıma ihtiyaçları var. Ben de buna bir katkı sağlamaktan dolayı mutluyum.

Sema Temizkan  
(Lezzetname Yolcuları üyesi)

Doğanın kendi akışı içinde yaşadığımız zamanlarda, uzun kış mevsimini bitirirken, ‘yaz sofralarını’ öylesine büyük bir özlemle beklerdik ki! Bahar da bu özlemimizi hafifletmek için, önce kışın gri günlerini geride bıraktığımızı müjdeleyen kırmızısı ile domatesi sunardı. Daha sonra sırasıyla biber, salatalık, patlıcan, kabak arzıendam eylerdi. Bahçe sofralarından burnumuza mis gibi çarpan kavun kokusuyla artık yazın geldiğine iyice inanırdık. Nasıl, tıpkı bir masal gibi değil mi? Ama bizim coğrafyamıza yakışmayan bir masal. Yarın ‘Böyle sofraları istersek yine kurabiliriz’i anlatan bir buluşma olacak, buna inanıyorum.

Batur Durmay
(Asitane’nin sahibi)

Asitane olarak biz 1991’den beri 16. yüzyıldan günümüze kaybolan/unutulan yemek kültürümüzü yeniden kazanmak ve tanıtmak amacını taşıyoruz. Lezzetname Yolcuları grubunun etkinliklerinde de iki senedir yer alıyoruz, destek veriyoruz. Bu sene de ‘Yaz Sofraları’ davetini hemen kabul ettik. Osmanlı Türk kültüründe de çok yoğun bir pikniğe çıkma etkinliği vardı; Yakacık, Sadabad (Kâğıthane), Çamlıca Tepesi, Göksu Çayırı, Kuşdili Çayırı ve Sarıyer’de su kaynaklarının bulunduğu alanlara gidilirdi. Bu alanlarda bir yaşam tarzı vardı. Kadınlar ve erkekler ayrı ayrı gruplar halinde giderdi; seyyar satıcılar, börekçiler, şerbetçiler, kâğıt helvacılar, dondurmacılar gibi seyyar esnaf bulunurdu. Gidenler evde hazırladıkları yiyecekleri de buralara getirirdi. Yarın biz de Nesin Vakfı’nda bir yaz pikniği yapacağız. Hem vakıftaki çocukların ve dışarıdan gelecek ziyaretçilerin bu tip bir panayır kültürünü yaşayacak olması hem de tüm gelirin Nesin Vakfı’na kalacak olması bizim için mutluluk verici.

Ayfer Tuzcu Ünsal
(Yemek yazarı)

Bu etkinliğin kültürel bir boyutu var. Katılımcılar sadece yemek yapmıyor, aynı zamanda yemek üzerine konuşuyor da. Etkinliğin bu sene Nesin Vakfı’nda olmasının da ayrıca önemli olduğunu düşünüyorum. Geçen sene selden büyük zarar görmüşlerdi, bu şekilde bizim oraya küçük de olsa bir katkımız olur diye düşündük. Ben oradaki çocukları çok seviyorum. Onlara daha sonra yemek pişirmeyi de öğretmek istiyorum. Bu proje belki onun önünü de açabilir. Etkinlikte çocuklara bulgurdan söz edeceğim, onlara bulgur örnekleri götüreceğim. Çünkü yaz sofralarında mutlaka bulgur olmalı. Bulgur, otlara çok yakışıyor, yaz da ot mevsimi. Türkiye’de çok çeşitli otlar yetişiyor, bu otların bulgurla dansı, uyumu çok güzel. ‘Yağlı köfte’ adını verdiğim tarifimi uygulayacağım. İçinde ince bulgur, zeytinyağı, sarmısak, soğan, domates ve biber salçaları, önceden kavurduğum kimyon, kavrulmuş kuru kişniş, karabiber, maydanoz ve tarhun var. Çok güzel bakır bir köfte leğenim var, onu götüreceğim yanımda, çünkü çocuklar bunun nasıl yapıldığını da görsün istiyorum. Antep’te köfte, 10 cm. derinliğinde kalaylı bakırdan bir leğende yoğrulur, asla plastik kapta yapılmaz. Hatay’ın bazı bölgelerinde çömlek leğende yaparlar. Onun tadı da muhteşem olur, toprak tadını hissedersiniz. Ben çocuklara ellerini yıkatıp köfteyi yoğurtacağım da. Hiç de zor olmadığını görsünler, cesaretlensinler istiyorum. Onların bahçeleri var vakıfta, hiçbir şeye ihtiyaçları olmadan, oradan topladıkları malzemelerle kendileri de yapabilir bu köfteyi daha sonra.
Etkinliğe katılım bedeli kişi başı 30 TL. İçecekler alanda Nesin Vakfı tarafından satılacak. 0-8 yaş ücretsiz. İletişim için: sematemizkan@hotmail.com