Yedi adımda Jose Mourinho'nun 'öteki' kariyeri

Yedi adımda Jose Mourinho'nun 'öteki' kariyeri
Yedi adımda Jose Mourinho'nun 'öteki' kariyeri
Bir insan düşünün ki kendinden "Ben özel biriyim" diye bahsetsin...  Dünyanın en yüksek egolu insanlarından biri, Portekizli teknik adam Jose Mourinho, Chelsea'dan kovuldu. "Küllerinden doğar mı" diye fikir yürütmek için, önce onun kim olduğunu bilmek gerekiyor. Onunkisi fena halde Darth Vader'ın hikâyesi...

RADİKAL – Hürriyet Pazar’dan Yenal Bilgici’nin haberi şöyle:

1) Bu gende bir yanlışlık var

Futbolcu babanın futbolcu oğlu… Futbol kulübü başkanı dedenin torunu… Jose Mourinho, futbolda bir kariyer yapabilmek için doğru aileye doğdu. Tuhaf olan, genlerin bu örnekte işe yaramamasıydı. 24 yaşına dek babasının yönettiği Rio Ave gibi kulüplerde top koşturdu. Olmayacağını anladığında kendini bu işin ilmine verdi. Lizbon Teknik Üniversitesi’nde spor bilimleri okudu ama esas dersi, bir zamanlar kaleci olan babasının yönettiği takımların soyunma odasında alacaktı.

2) Bir Jedi Akademisi olarak Barcelona

Yıldızının ilk parladığı an, 1992’de Sporting Lizbon’un başına geçen efsane İngiliz futbolcu Bobby Robson’ın  yanına tercüman-yardımcı teknik adam olarak girmekti. Onun kanatları altında önce Porto’ya sonra Barcelona’ya geçti. Barcelona’nın bugün artık bir klasik haline gelen, topa sahip olmaya dayanan futboluna o zamanlar henüz kıvam veriliyordu… Bir Jedi akademisi gibiydi takım. ‘Yoda’ Johan Cruyff’un ‘ruhani’ liderliğinde Başta Pep Guardiola önemli figürler orada yetişiyordu. Mourinho da orada sivrildi, Robson’ın ardından gelen Hollandalı Louis Van Gaal’in de gözüne girdi. O kadar ki bazı nispeten önemsiz maçlarda takımı o yönetiyordu. Mourinho, fırsat bulduğunda Portekiz’e döndü (Benfica, Leiria, Porto);  birkaç sene içinde Porto’yla UEFA ve Şampiyonlar Ligi kupaları kazanarak efsane oldu. Sonrası Chelsea, Inter, Real Madrid, yine Chelsea… . Ama hep yetiştiği ortama geri dönmek istedi Mourinho… Frank Rijkaard’dan sonra hoca aranırken “Ben ben ben” diye aracılar soktu; başkan Laporta’ya kadar gitti, olmadı… Çünkü Cruyff, kendi futbol felsefesini mükemmel taşıdığını düşündüğü bir başka ismi, Pep Guardiola’yı seçmişti.

3) Yakarım bu okulu yakarım

‘Yoda’ Cruyff’un seçimi, Mourinho’nun cennetten düştüğünü gösteriyordu. Ama esasen Mourinho’nun başka bir futbol oynattığına da işaretti. Başarıyla kotardığı bu sistem aslında içinde Barcelona geçen her cümlenin antitezi… Eski takımına kabul edilmemesinin bir nedeni de bu. Daha sonra adı geçen her ortamda eski takımının oynadığı (baş ‘düşmanı-rakibi’ Guardiola’nın oynattığı) futbolu kötülemesinin de.  Ona esas şeklini veren o futbol akademisinden nefret ediyor şimdi Mourinho. Tıpkı Jedi okuluna dair ne varsa ortadan kaldırmak isteyen, eski Jedi Darth Vader gibi, o da Barcelona ekolünü bitirmek istiyor.

4) Aynı yolun yolcusu

Son günlerdeki Star Wars furyasından belki, Mourinho hakkında okurken onu fena halde Darth Vader’a benzettim. “Sonra da bu benzetmeyi yapan herhalde bininci kişiyimdir” diyerek internete bir göz attım. Amerikayı yeniden keşfetmeye gerek yok, evet, çok kişi bu benzerliği kuruyor. Ama en üst nokta, Goal.com’un hazırladığı “Bunu kim söyledi? Darth Vader mı? Mourinho mu?” testi…  Bu testte en fazla yazı-tura tutturma kadar şansınız var..

5) Aziz’i harcadı, onu da harcadılar

Yine Vader gibi, uzaktan dünyanın en disiplinli adamına benziyor… Futbolcuları onun için ölüp bitiyor sanki. Ama işler yolunda gittiğinde… Bu sene Chelsea’deki gibi, freni patlak bir arabayla yokuş aşağı son sürat indiğinde kimse ‘özel’ adama, kara kaşı kara gözünün hatrına katlanmıyor. Mesela Real Madrid’deki son sezonu… Soyunma odasının duvarı o günlerde elek gibiydi. Madrid’de yaşanan hiçbir şey Madrid’de kalmadı; bütün dünya öğrendi. Asabilik, istikrarsızlık, paranoya… Bütün gizli saklısı ortaya döküldü teknik adamın. Karşı hamle olarak o da; köstebek olduğundan şüphelendiği isimleri yedek kulübesine mahkum etti. ‘Aziz’ lakaplı Iker Casillas’ı, maestro Mesut Özil’i harcamak kolay mı? Harcadı… Real Madrid de, futbolcusu taraftarı gazetecisyle onu harcadı en nihayetinde. Aşırı Real Madrid’li gazete As’tan Alfredo Relaño şu ifadeyi kullanacaktı örneğin: “Dünyayı yiyip yutmak için buraya geldi; sonuçta başka bir şey yedi.”

6) Topsuz futbol daha güzel

İspanyol gazeteci Diego Torres’e göre Mourinho’nun ‘anti-Barcelona’ futbolu yedi maddede özetlenebiliyor.

Daha az hata yapan takım maçı kazanır. Karşı takımı hataya kim daha çok zorlarsa futbol da onu tutar. Deplasmanda, rakibe üstünlük kurmaktansa, hata yapmalarını beklemek evladır. Topa daha çok sahip olan, hataya daha meyillidir. Topa sahip olmaktan vazgeçen hata yapma ihtimalini azaltır. Topla çok oynayan korkar. Bu yüzden onunla az oynayan daha sağlam durur. 

7) Aşkın ömrü 18 ay

- Takıntısı kol saatleri. deLaCour’un ‘Mourinho City Ego’ ismini verdiği özel tasarımını takıyor. Saatin üzerinde “Kararlarımın sonuçlarından korkmuyorum” yazıyor.

- Yazar Diego Torres’e göre en büyük hayal kırıklığı Manchester United’dan ayrılan Alex Ferguson’un veliaht olarak onu göstermemesi. Bundan nereye emin olan Mourinho, Ferguson, David Moyes’e işaret ettiğinde yıkılmıştı.

- Has futbolcularından Real Madridli Alvara Arbeloa’ya göre “kendini adamamış futbolcunun omzuna elini atmak bile Hoca’nın içinden gelmez”

-  Saha içinde, dışında kavga etmediği kimse yok. Hakemler, federasyon, hatta kendi kulübünün doktorları bile… Bu onun için takımı motive etme yöntemi. Başkalarının gözündeyse çirkeflik.

- Eski Real Madrid ve Milan Antrenörü Fabio Capello’ya göre Mourinho’nun takımlarının ömrü 18 ay. Mourinho, bu süre içinde futbolcuları tüketiyor. Üçüncü sene hep başarısızlıktan ibaret oluyor. Tıpkı serinin üçüncü filmi gibi...