Yeller kimin için esiyor?

Yeller kimin için esiyor?
Yeller kimin için esiyor?
'Dawson's Creek' uyarlaması 'Kavak Yelleri' artık orijinalinden bile daha derin bir çıkmazda...
Haber: Ahu Erkıvanç Yıldız - ahuerkivanc@gmail.com / Arşivi

Ünlü gençlik dizisi ‘Dawson’s Creek’ 1998-2003 yılları arasında altı sezon oynadı Amerikan televizyonlarında. Son bölümü dün gibi hatırlıyorum. Katie Holmes’un canlandırdığı ağlak Joey Potter, esas oğlan Dawson Leery’ye (James Van Der Breek) golü tersten çakıp Pacey Witter (Joshua Jackson) ile nikahı basmıştı. Senaryo o kadar dönüp dolaşmıştı ki finalin sürprizi bile “hadi ya” dedirteceğine, “oh bitti” nidalarına gark etmişti bizleri.
‘Dawson’s Creek’ çakması olduğu her halinden belli olan ‘Kavak Yelleri’mize ise 2007’de kavuştuk. “Her hal”den kasıt oyuncu seçimine kadar uzanıyor. Pelin Karahan, Katie Holmes’un modeli neredeyse. Aslı Enver, Michelle Williams’ın canlandırdığı Jen’in rahatça kardeşi olabilir. İbrahim Kendirci ideal bir Dawson. Dağhan Külegeç ise belki dış görünüşüyle değil ama diziye kattığı karizmayla Pacey’i aratmıyor. Küçük bir kıyı kasabası, sinemayla aklını bozmuş bir genç, çocukluk aşkı, kasabaya gelen sorunlu kız... Her şey fazlasıyla aynıydı başlangıçta. Ancak bir gençlik dizisinin hasretini çeken genç izleyiciler için buna da şükürdü. Sahneler sağlam, oyunculuklar iyi, hikâye akıcıydı en azından. Kısa sürede güçlü bir hayran kitlesi edindi kendine. Aradan üç yılı aşkın bir süre geçti ve ne gariptir ki ‘Dawson’s Creek’in başına gelen ‘Kavak Yelleri’ne de geldi... Nasıl gelmesin? Bu akşam bölüm olmuş 137... İlk günlerin orijinalitesinin yerini gerçekten yeller almış; dramın cılkı çıkmış, melodramın tarihi yeniden yazılmış. Düşünsenize Efe’yi öldürdüler ve yeniden dirilttiler!
Galiba mesele yabancı kaynaklı bir diziyi yerlileştirmek değil –ki onda başarılıyız aslında- ardından bir adım öteye geçip ille de arabeskleştirmekte. 

Bizim olsun, steril olsun
Buyrun bir diğer örnek: ‘Doktorlar’... Yayına başladığında uyarlama kelimesi gerçekten sönük kalıyordu yanında. Zira ‘Grey’s Anatomy’nin bırakın sahneleri, replikleri bile eko halinde tekrarlanıyordu. Ama bu kez faka basılması daha fazla olasılık dahilindeydi; çünkü ‘Grey’s Anatomy’ her açıdan bizi aşan bir örnekti. Doktorların tek gecelik ilişkileri, kapılan cinsel hastalıklar, nevrotik hemşireler falan yakışmazdı tıp camiamıza. Kapılar zorlanmadan kapatıldı ve romantik aşklara, platonik hezeyanlara, özverili çalışma şartlarına yelken açıldı.
Ama tekrar bölümlerinin reytingleri ‘Doktorlar’ın kıymetini zamanında bilemediğimizi söylüyor. Şimdilerde ekip yeniden toplanıyor. Üstelik bu kez aslına daha sadık kalınacakmış, nasıl olacaksa... Benim yazıp çizilenlerden anladığım şu: Daha steril bir hastane ortamı yaratılacak ve olaylar dış mekanlardan ziyade steril hastane ortamında gelişecek. Haydi bakalım, kolay gelsin.
Adaptasyon kuyusunun dibi derin elbette: ‘3rd Rock From the Sun’dan uyarlanan ‘ Dünya Varmış’tan tutun da ‘Sabrina’mız ‘Acemi Cadı’ya, ‘The Jeffersons’ın yerli versiyonu ‘Tatlı Hayat ’a ve hatta bana inatla ‘Married with Children’ı hatırlatan ‘Türk Malı’na... Bazıları hafızalarımızda yer bile edinemedi, bazıları en azından bir tebessüm bırakıyor dudaklarımızda. Tebessümün anahtarı ise uyarlamanın yerelleşmeyle sınırlı kalması, yerlileştireceğim diye ipin ucunu kaçırıp arabeskin tuzağına düşmemekte. Yoksa ilham sizin, deniz engin...

Neydi, ne oldu?
Geçmiş sezonlarda yerelleştirip, yerlileştiremediğimiz uyarlama dizilerden aklımızda kalanlar...
‘The Successful Mr.&Mrs. Pells’: ‘Mükemmel Çift’
‘Dharma&Greg’: ‘Aslı ile Kerem’
‘Who’s the Boss’: ‘Patron Kim?’
‘Golden Girls’: ‘ Altın Kızlar’
‘Hope&Faith’: ‘Belalı Baldız’
‘According to Jim’: ‘Cuma’ya Kalsa’
‘Sex and the City’: ‘Metro Palas’
‘Ugly Betty’: ‘Sensiz Olmuyor’
‘The X Files’: ‘Sır Dosyası’


    ETİKETLER:

    Dünya

    ,

    Altın

    ,

    Van

    ,

    hayat