'Yeme-içmeyi eğlence ruhuyla sunacağız'

'Yeme-içmeyi eğlence ruhuyla sunacağız'
'Yeme-içmeyi eğlence ruhuyla sunacağız'
Bugün Maçka Küçükçiftlik Park'ta başlayacak dört günlük yeme-içme-eğlence festivali Arçelik Gastro İstanbul'da neler olacağını ve etkinliğin nasıl bir fikrin sonucu doğduğunu festivalin komite başkanı ve Lucca'nın sahibi Cem Mirap'a sorduk...
Haber: ŞAHİN ÇAKIROĞLU / Arşivi

Arçelik Gastro İstanbul ’un dünyaya geliş öyküsünü soralım önce, nasıl başladı her şey?
İstanbul’daki yiyecek-içecek ve eğlence sahnesinin aktörleri ve mekân sahipleri olarak uzun süredir İstanbul’daki restoran ve yeme-içme sahnesinin yurt içi ve yurt dışında yeterince edilemediğini düşünüyorduk. Şu anda yapılan işlerin kalitesinin, sektörün geldiği yerin ve bugünkü restoranlarımızdaki yiyeceklerin kalitesinin daha fazla tanıtılması gerektiği kanısındaydık. Fikir “Kendimizi daha iyi nasıl ifade edebiliriz?” sorusundan çıktı. TURYİD, İstanbul’daki 280 tanınmış ve seçkin restoranın oluşturduğu, sektörümüzün en büyük derneği. İstanbul’da tanıdığımız birçok markanın bir araya geldiği bir dernek. TURYİD olarak, bu şekilde bir festival yaparak, bu istediğimizi gerçekleştirebileceğimizi düşündük. Türkiye ’deki şehir festivalleri konusunda en deneyimli firma olan DDF’e (Dream Design Factory) gittik, DDF de bunun güzel bir şehir festivali olarak gerçekleşmesi gerektiğini söyledi. İçerik ortağı olarak da ‘Türk Mutfağı Derneği’ne (TMD) gittik. TMD de şu anda Türkiye’deki gastronomik skalayı bünyesinde barındıran, Türk mutfağının ve gastronominin daha ileri gitmesi için kurulmuş bir dernek. Türkiye’deki yeme-içme kültürüyle alakalı derneklerin de çatı derneği. Onların da içerik ortaklığıyla bu festival ve restoran haftası oluştu.

Festivalde büyük bir sektörü de bir araya getiriyorsunuz. Ziyaretçileri ve katılımcıları neler bekliyor?
Katılımcılar, İstanbul’daki seçili mekânların hazırlamış olduğu birbirinden farklı 40 lezzeti aynı anda, aynı mekânda tatma imkânına sahip olacak. Bu sektöre ve yiyecek-içecek konularına meraklı insanlar; oradaki uzmanlardan, akademilerden gelen insanlardan bilgi alabilecekleri, yeni fikir önerilerine ulaşabilecekleri, değişik kültürel aktivitenin bir araya geldiği bir festival alanı bulacaklar. Türk Mutfağı Derneği’nin organize ettiği; yabancı konuşmacıların ve şeflerin katılımıyla, hem Türk Mutfağı hem de İstanbul’daki restoran kültürüne, ülkemizde üretilen yiyecek ve içeceklere dair birçok demonstrasyon, panel ve söyleşi olacak.
Anadou’ya ve tüm dünyaya ait lezzetlerle ilgili tartışmaların olacağı ve insanların bilgi alabileceği platformların yanında aynı zamanda eğlenebilecekleri bir ortam da sağlıyoruz.

Alıştığımız gastronomi festivallerinden farklı olarak eğlence sektörü de festivale dahil edilmiş...
Evet. Yeme-içmeyi normal bir fuar mantığıyla değil, üyelerimizin sahip olduğu eğlence ruhuyla sunacağız. Tanınmış DJ performanslarının yanı sıra canlı performansların da olduğu aktivitelerle bunu sağlamayı hedefliyoruz. Gelenler hem festival ortamını, hem de yiyecek üzerine değişik kültürel deneyimler yaşasınlar diye.

Festivalin sürekliliği olacak mı?
En önemli çıkış noktamız İstanbul’u, İstanbul’daki yiyecek-içecek sahnesini hem yurt içinde hem de yurt dışında daha iyi anlatmak. Önümüzdeki yıllarda yabancıların Türkiye’ye ve İstanbul’a gelmesini sadece kültürel turizmin değil, -şu an dünyadaki en önemli turist çekme potansiyeli olan- deneyim turizminin de sağlamasını istiyoruz. Türkiye’nin alışveriş, restoran kültürü gibi yönlerini de tadabilecekleri bir festival hedefliyoruz. Amacımız ileriki yıllarda bu hareketin büyüyerek, sektörün tamamının temsil edildiği bir şekilde yurtdışına daha çok açılması, yurtdışından fikir önderlerinin ve konuya meraklı diğer insanların geleceği bir çekim noktası olması. Bu yıl da çok fazla yabancı katılımcı var, önümüzdeki yıllarda bunun artmasını istiyoruz.

Türkiye’de yemek kültürüne ilgi son 10 yılda arttı’
Turizm Restoran Yatırımcıları ve İşletmecileri Derneği Başkanı ve Frankie’nin sahibi Kaya Demirer, Arçelik Gastro İstanbul Festivali’nin hem genel olarak ülkedeki yeme-içme sektörüne hem de Türk mutfağına nasıl katkı sunabileceğini anlattı.

Yeme-içme sektörü tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yükselişte. Bu gelişimi siz nasıl açıklıyorsunuz?
Dünyada yeme-içmenin önemi her zaman Türkiye’ye göre daha farklıydı, çok daha üst bir noktadaydı. Bugün Amerika’ya baktığımızda, oradaki en önemli sanayilerden, sektörlerden birinin yeme-içme sektörü olduğunu görürüz. Konaklama hariç, sadece yeme-içme olarak 700 milyar dolar gibi bir hacimden bahsediyoruz. 700 milyar dolar neredeyse Türkiye’nin toplam gayri safi milli hasılatı kadar. Yani Türkiye’de son 10 yılda özellikle hükümetteki istikrar, ekonomideki başarılar ve refah seviyesinin artması, dolar bazında kişi başına düşen milli gelirin artması yeme-içme sektörüne de yansıdı. Ama aynı zamanda Türkiye’de son 10 yılda yine teknoloji sayesinde yeme-içmeye, dünyayı takip etmeye verilen önem de arttı. İkisini de birleştirdiğimiz zaman son 10 yılda Türkiye’de yeme-içme kültürüne olan ilginin ciddi anlamda artmış olduğunu görüyoruz. Yeni nesil bu konuya çok hevesli. Biz iki-üç kuşak önce hem bilgi hem de kaynak yönünden yetersizdik. Yeni nesil daha talepkâr, bu değişimin de iyi işletmelere, yatırımcılara ve lokantacılara yansıması farklı oluyor. 20 sene öncesinin mecburi tüketimi sayılan yeme-içme şimdi daha çok sosyalleşmek, rahatlamak gibi anlamlar ifade ediyor.

Bu yıl ilki gerçekleşecek Gastro İstanbul’da farklı bir yaklaşımla eğlence ve yemek sektörü beraber yer alıyor. Bu sentez fikri nasıl doğdu?
Eğlence zaten sektörümüzün ciddi bir parçası. TURYİD’i temsil eden işletmelerin birçoğu zaten yemekle birlikte eğlenceyi de sunan işletmeler. TURYİD’in yüzü ne ise festival alanında onu yansıtacağız. Biz 300 tane işletme, Türkiye’nin toplam yeme-içme hacminin yüzde 10’una sahibiz. Konu kayıt içindeki ekonomiye geldiğinde, ödenen vergilerde yüzde 20-25’lere sahip durumdayız. Kısacası sektörün doğru ve gerçek işini yapan firmalarız ve bu yaptığımız işin içinde yeme-içmeyle birlikte eğlence de var.

Festivalde yerel mutfak temaları ilgi çekiyor, Türk Mutfağı nasıl bir yerde duruyor peki?
Türk Mutfağı Derneği etkinlik kapsamında; ayrı bir girişi olan, farklı bir çadırın içinde bulunacak. Dört gün boyunca diğer dünya mutfaklarıyla birlikte Türk Mutfağı’nın yerinin mukayesesi de dahil olmak üzere bir entegrasyon çalışmasına girecekler. Burası festival alanında tüketim yapan halkın bir ikinci kapıdan geçerek girebileceği bir nokta olacak. Burası sadece akademik derslerin, sunumların olacağı bir yer olmayacak; dönem dönem tadımlar olacak, yurt dışından çok fazla katılımcı geliyor. Bazı ‘case study’lerimiz olacak. İki saatte bir değişen programla festival alanını gezen izleyiciler bu imkânlardan faydalanabilecek. Meraklı amatörlerin yanında bizim işletmelerimizin içinde çalışan genç nesil profesyonel arkadaşlarımız da olacak.

Festivalin Türk Mutfağına katkısı nasıl olacaktır?
Büyük ihtimalle çok güzel sorular çıkacak. “Neredeyiz?”, “Neleri iyi yapıyoruz?”, “Sonraki yıl festival alanında Türk Mutfağı Derneği olarak neyi hedeflemeliyiz?” gibi soruların cevapları aranacak ve çözümlerin oluşmasına dair de çok büyük bir başlangıç olacak.

Türkiye’de yemek kültürüne ilgi yükselişte’


Turizm Restoran Yatırımcıları ve İşletmecileri Derneği Başkanı ve Frankie’nin sahibi Kaya Demirer, Arçelik Gastro İstanbul Festivali’nin yeme-içme sektörüne ve Türk mutfağına nasıl katkı sunabileceğini anlattı.
Yeme-içme sektörü dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yükselişte. Bunu nasıl açıklıyorsunuz?
Dünyada yeme-içmenin önemi Türkiye’ye göre hep daha üst bir noktadaydı. Amerika’daki en önemli sektörlerden biri yeme-içme sektörüdür. Türkiye’de son 10 yılda hükümetteki istikrar, ekonomideki başarılar bu sektöre de yansıdı. Son 10 yılda teknoloji sayesinde yeme-içmeye, dünyayı takip etmeye verilen önem arttı. İkisini birleştirdiğimizde Türkiye’de yeme-içme kültürüne ilginin arttığını görüyoruz. Yeni nesil bu konuya çok hevesli. Biz iki-üç kuşak önce hem bilgi hem kaynak yönünden yetersizdik. Yeni nesil daha talepkâr, bu değişimin de iyi işletmelere ve lokantacılara yansıması farklı oluyor.
Festivalde eğlence ve yemeği buluşturma fikri nasıl çıktı?
Eğlence, sektörümüzün parçası. TURYİD’i temsil eden işletmelerin çoğu yemekle birlikte eğlenceyi de sunuyor. TURYİD’in yüzü ne ise festivalde onu yansıtacağız. Biz 300 işletme, Türkiye’nin toplam yeme-içme hacminin yüzde 10’una sahibiz. Sektörün doğru ve gerçek işini yapan firmalarız, işimizin içinde yeme-içmeyle birlikte eğlence de var.
Festivalde yerel mutfak temaları ilgi çekiyor, Türk mutfağı nasıl bir yerde?
Türk Mutfağı Derneği
farklı bir çadırda bulunacak. Dört gün boyunca dünya mutfaklarıyla birlikte Türk mutfağı’nın yerinin mukayesesi de dahil olmak üzere bir entegrasyon çalışmasına girecekler. Burası sadece akademik derslerin, sunumların olacağı bir yer olmayacak; tadımlar olacak, yurtdışından katılımcılar geliyor... ‘Case study’lerimiz olacak.