Yeni bir alışveriş mümkün mü?

Yeni bir alışveriş mümkün mü?
Yeni bir alışveriş mümkün mü?
Alışveriş alışkanlıklarımız değişiyor. Artık her semtte etrafımızı çepeçevre saran alışveriş merkezlerinin himayesinde, gün geçmiyor ki yeni ve farklı bir mekâna daha rastlamayalım. Kentlerin bu hızlı dönüşümü eski usül tecrübelerin de değişmesine neden oluyor. Çıkış ne tarafta?  
Haber: BARIŞ ÇAKMAKÇI - baris.cakmakci@gmail.com / Arşivi

Hazır giyim sektöründe yaşanan durgunluk, online alışveriş sitelerinin sunduğu fırsatlar, outlet’lerin önlenemeyen yükselişi, markaların farklılık arayışı ve tasarımcıların satış kaygısı derken bir belirsizliğin içinde ilerliyoruz. Bizdeki AVM’lerin sayısı gün be gün artadursun, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki emlak analiz firması Green Street Advisors önümüzdeki 10 yıl içinde AVM’lerin yüzde 15 oranında havlu atacağının sinyallerini veriyor. Perakende analiz uzmanı Howard Davidowitz, 15-20 yıllık dönemde AVM’lerin yarısının kapanmış olacağını söylüyor. Emlak veri sağlayıcısı Costar Group’un rakamlara dayalı görüşü ise bugün hali hazırda varolan AVM’lerin beşte birinin yüzde 10’u geçen boşluk oranına ulaştığı yönünde. (İlgilenenler için: Bugüne kadar Amerika’da kapanmış olan AVM’leri eyaletlere gore anlatan bir blog var. İsmi Deadmalls.com. Ders çıkarmak adına önemli bir kaynak)

KULLANICI DENEYİMİ ÖN PLANDA
Bu tablo içinde, önde gelen AVM yatırım firmalarından Westfield Group’un üst düzey yöneticilerinden Kevin McKenzie ise bu gidişatın önüne geçmek için çeşitli önlemler aldıklarını belirtiyor bir röportajında. Dünya Ticaret Merkezi’nde açılacak olan yeni AVM’nin de yatırımcısı olan grup, kullanıcı dostu aplikasyonlar sayesinde kişiselleştirilmiş bir alışveriş tecrübesi sunmayı amaçlarken, kişileri daha fazla keşfetmeye yönlendirmek amacıyla tüketici deneyimlerini de analiz ediyor. Web dünyasında kullanıcı deneyiminin ön plana çıkmasının da bunda payı var elbette. Sadece marka ve mağaza odaklı değil, satılan ürün özelinde de müşteri profilini tanımaya çalıştıklarını belirten McKenzie, alışverişi web sitesinden yapıp ürünü almak için mağazaya gelme deneyiminin de üzerine düşünülmesi gereken bir süreç olduğunu söylüyor.

 

Teknolojik imkanların optimum düzeyde kullanılmasıyla kişiselleştirilen bu tecrübeler, zincir mağazaların da umut kapısı. Elektronik ticaretle fiziksel mağaza satış arasında bağ kurarak yeni tecrübeler peşinde koşmaya çalışan departmanlı mağazalar, son iki yıldır azalan sevkiyatlar ve artan iadeler nedeniyle ciddi bir duraklama döneminde. Biz de dahil olmak üzere global ölçekte pek çok zincir mağaza, pazarlama faaliyetlerine ve marka iletişimine yükleniyor. Mağaza içi etkinliklerin yanı sıra reklam faaliyetlerini de artıran bu mağazalar geri dönüşlerden çok da tatmin olmuyorlar. Üstelik bu mağazalar sadece tüketiciyi değil ürün satışı yaptıkları markaları da memnun edecek dengeler tutmak durumunda kalıyor.

SAMİMİYET VE 'BİRİCİK' OLMAK ŞART
Fiyat aralığı ne olursa olsun artık ürünler daha emsalsiz olmak durumunda. İster sıcak ister dijital satış odaklı olsun, her mecradan kolayca ulaşılabilen ürünler tüketicileri daha çok tatmin ediyor. Daha arkadaşça oluşturulmuş satış ve iade politikaları da müşterinin değişen ilgisini sıcak tutmak için şimdilik yeterli.
Türkiye’de de son beş yılda önemli girişimler oldu. Marka-tasarımcı işbirlikleri çerçevesinde hazır giyim sektöründe yaratılan hareketliliğin yanı sıra, konsept butiklere, tasarım dükkanlarına, pop-up mağazalara ve online alışverişe ilgi arttı. AVM’lerde gerçekleşen ve geniş kitleye hitap eden alışveriş tecrübelerine artık özelleştirilmiş ürünler de eklenmeye başladı. Özellikle giyim ve aksesuar ölçeğinde baktığımızda pek çok yeni tasarımcının çıkması da bu arz-talep şedülünün önemli kazanımlarından biri.

KÖKLERE DÖNÜŞ
Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın vazgeçilmez açık pazar mantığından hareketle oluşturulan Souq Karaköy de tam bu noktada yeni bir hareket noktası oldu. Özellikle ürününü satacak mecra bulamayan ve geniş satış ağı içinde yer almak istemeyen niş bir marka pazarı yarattı. Kelimenin tanımı gereği şehirlerin merkezi noktalarında konumlanan bu souq’lar, doğal tarafsızlık ilkesiyle rekabeti de çok fazla körüklemeyen bir yapıya sahip.

 
Yaklaşık 10 haftasonu ve iki turnenin sonucu olarak artık her hafta yapılmaya başlayan Souq Karaköy de bu topraklarda değişen tüketici alışkanlıklarının bir yanıtı aslında. Başta moda olmak üzere pek çok kreatif ismi ve niş markayı bir araya getiren, ‘maker’ akımını destekleyen ve genç girişimcileri kitleye duyuran bu açık pazarın ayda bir hafta olmaktan çıkıp bu düzene dönüşmesinde markaların talebi kadar, tüketicinin gösterdiği ilginin de payı büyük. Küratör mantığında toparlanan ürün seçkisi, tam da az önce bahsettiğim emsalsiz ürünü karşılayan bir pazara imkan sağlıyor. Hem tasarım hem de satın alma dinamiği anlamında da yeni bir bellek oluşturduğu kesin. Artçı konseptleri de doğuran Souq Karaköy, genç markaların ve tasarımcıların pazar arayışı için yakından izlemesi gereken bir model. Kim bilir, yeni çıkış kapılarını ararken, aslında zaten içinde bulunduğumuz toprakların bize sunduğu köklü pazarları gözden kaçırmamak lazım. Gönül ister ki, yeni Souq’lar oluşmaya başlarken Sandal Bedesteni gibi tarihsel değerler de baki kalsın.