'Yeni Yasaklar'ı başımız dertte olduğu için yazdım

'Yeni Yasaklar'ı başımız dertte olduğu için yazdım
'Yeni Yasaklar'ı başımız dertte olduğu için yazdım
80'lere damga vuran 'Yasaklar'ı günümüze uyarlayan Kandemir Konduk, "Tiyatro dışında eleştirel mizah artık yok. Onu da bizim kuşak yapıyor. Gençler sanki başka galakside yaşıyor" diyor.
Haber: DİLŞAD BUDAK / Arşivi

Zeki Alasya, Metin Akpınar, Nevra ve Metin Serezli gibi tiyatroculardan oluşan oyuncu kadrosuyla 80’li yılların Türkiyesi’nde önemli bir yeri olan Devekuşu Kabare, ‘Yasaklar’ oyunuyla toplumsal ve bireysel özgürlüklerin nasıl kısıtlandığını mizah diliyle anlatmıştı. Oyunun yazarı Kandemir Konduk, şimdi de ‘Yeni Yasaklar’ı yazmış. Yazarla buluşup 2013 yılındaki Türkiye ’nin manzarası önünde eleştirel mizahı, özgürlükleri ve yasakları konuştuk.
‘Yeni Yasaklar’ nasıl gidiyor?
İyi gidiyor. Çok az reklam yapılmış olmasına rağmen 30’a yakın gösteri yapıldı ve neredeyse hepsi kapalı gişe oynandı. Şimdi sezonu bitiyoruz. Yapımcımız Ali Bülent Saraç genç ve idealist bir insan. Tiyatroyla uğraşan herkes gibi onun da şartları zor. Ama buna rağmen oyun çok ilgi gördü.
“Buna rağmen ilgi gördü” derken?..
Bu çalışma için arkamızda maddi manevi hiçbir destek yok. Medyanın genelinde güldürerek eleştiri yapana karşı ilgi de yok mesela. Bir de şu anda tiyatro dışında hiçbir yerde, sinema dahil, eleştirel güldürü izlemeniz mümkün değil. Güncel mizah yapılmıyor. Sorgulayıp irdeleyen mizah anlayışı yok. Bir tek mizah dergilerinde bulabiliyoruz bu yaklaşımı. Sinemada 6 yaş zekasına hitap eden komediler gösteriliyor. Televizyonlarda zaten baskı var, güldürü adına güldüremeyen güldürüler, yarışmalar ve eğlence programlarıyla geçiştirilen bir ortamdayız. ‘Heberler’ ve ‘Kocakafalar’ın dışında gerçek mizah kalmadı. Yalnızca güldürelim, hiçbir şeye dokunmayalım anlayışı hakim. Tiyatroda ise bunun tersi: Genco Erkal, Ferhan Şensoy, Müjdat Gezen, Levent Kırca gibi isimler örneğin... Ama bakar mısınız, hep aynı kişiler, hepsi bizim kuşak. Özellikle gençlerden daha fazlasını beklerdim. Ama onlar sanki başka bir galakside yaşıyorlar. Komedi veya kabare adı altında yaptıkları şeyleri gidip izliyorum, sanki çok tuzu kuru bir ülkede yaşıyormuşuz izlenimi veriyorlar. Yetenekli ama sorumsuzlar. Ancak, ben gençlere laf söylerken yanlış anlaşılmaktan çekiniyorum. Hani genellikle önceki kuşak sonrakini beğenmez ya. Kanımca bu durumun nedenlerini sıralayarak dillendirmek gerekiyor. Yoksa “Gençlerden çok ümitliyim” demekle sorun çözülmüyor.
‘Yasaklar’ı 1980’li yıllarda Devekuşu Kabare’de Metin Akpınar ve Zeki Alasya gibi büyük ustalar oynamıştı. Şimdi ‘Yeni Yasaklar’la tekrar izleyiciyle buluşurken o günden bugüne neyin değiştiğini görüyorsunuz? Çok şeyin... Eskiden umut vardı içimizde. Seyircide hoşgörü vardı. Şimdi üretirken korkular var. Oyunlarımıza eleştirilen Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Kenan Evren, Turgut Özal eşleriyle gelirler, oyunu izlerken kahkahalar atarlar, bitişte kulise gelip bizleri tebrik ederlerdi. Karşıt fikirli insanlar da oyunları izlerlerdi. Her şeye rağmen bir hoşgörü ortamı vardı. Şimdi ‘ileri demokrasi’de “Oyunum yasaklanır mı?” endişesiyle yazıyoruz. Bu, gelişen Türkiye için çok acı.
Siz, ‘Yeni Yasaklar’ı yazarken korkmadınız mı?
Bu ülkede yaşayan bir yazar olarak gündemi yazma gerekliliğini hissettim ve yazdım. Bunu eli kalem tutan herkesin de yapması gerektiğini düşünüyorum. Eşim yazarken bana dedi ki: “Bu yaştan sonra başımıza dert gelmesin.” Ben de ona dedim ki “Başımız dertte olduğu için yazıyorum zaten!”
‘Yeni Yasaklar’, bu sezon son kez, 4 Nisan Perşembe akşamı Kozzy Kozyatağı Kültür Merkezi’nde.