Yeniliğin güvencesizliği

Haber: SEDA NİĞBOLU / Arşivi

John Cale’in 60’lardan bu yana içinde hareket etmeyi tercih ettiği yer avangard; müzikal tavrıysa şakaya ve hafifliğe mahal bırakmayan bir ciddiyet. Yeni olana duyduğu aşırı tutkuyu deneyimleyebileceği alan zamanının New York ’unda uçsuz bucaksızken bugün kesinlikle daha dar, ancak Cale bunu 80’lerden bu yana başka bir mücadele olarak görüp kendine pop içerisinde yenilikçi bir kimlik arıyor. Kurduğu fantastik dünya ‘Nookie Wood’, The Velvet Underground’ın parçası olan, The Stooges’dan Nick Drake’e efsanelerle çalışmış bir müzisyen/prodüktörün erken dönemiyle ilgisiz, 80’ler estetiği ve mekanik soğukluğuyla yoğrulmuş bir albüm olmasıyla şaşırtıcı. Bir röportajında yeniliğin ve çözüme sahip olmamanın tuhaflığı ve güvencesizliğinden bahseden Cale belli ki popa bugün artık ‘cool’ bulunmayan fikirlerle meydan okumak istiyor. Ama o sözünü ettiği tuhaflık her zaman işlemiyor, çünkü albümdeki fikirler pop’un binlerce deneye maruz kalmış dünyasını artık dönüştürecek güçte değil. Bu ait olamama ya da eğreti kalma durumunun iyi sonuç verdiği anlar da var. Açılıştaki ‘I wanna talk 2 u’yu popu en iyi anlayan prodüktörlerden Danger Mouse’a emanet etmesi, daha fazla ortaklığa girişselerdi ne olurdu diye düşündürmüyor değil. Bugün kötü bir pop aracı olarak burun kıvrılan auto-tune’u üç parçada kullanması da albümün en garip hamlelerinden. Ama özellikle ‘Face to the sky’da parçanın hissiyatına David Lynch’in vocoder’lı vokalleri gibi garip bir melankoli katıyor. ‘Shifty Adventures in Nookie Wood’ maceracı ve tuhaf olduğu kimi anlarda güzel, ancak popa karşı gelmek ve popu kullanmak arasındaki yaratıcı gerilimi, çoğunlukla kendi fikirleri içinde kaybolup dinleyicinin ruhuna ulaşmayan parçalar ortaya çıkarıyor.


    ETİKETLER:

    Dünya

    ,

    New York

    ,

    Bugün

    ,

    zaman

    ,

    Karşı