Yenilsen de yensen de...

İtiraf etmek lazım, "Minibüs şöförü bir genç ve yaşlı bir amca da var," demeselerdi bile Biri Bizi Gözetliyor'un (BBG) yeni ekibinde...
Haber: HAKAN GÜLSEVEN / Arşivi

İtiraf etmek lazım, "Minibüs şöförü bir genç ve yaşlı bir amca da var," demeselerdi bile Biri Bizi Gözetliyor'un (BBG) yeni ekibinde nasıl birileri olduğuna bakacaktım zaten. Hani kimileri orada 'taraftar' olacakları bir şahsiyet buluyor ya, ben de kendimce toplumun sürüklendiği hali analiz etmek namına, olan biteni gözetleme vazifesini gönüllü olarak üstleniyorum her seferinde.
Ayıptır söylemesi, bu son BBG'nin bir hayli vukuatlı geçeceğini daha en başından anlamıştım. Gerçekten de, kavga seyretmeye bayılan milletimiz açısından zengin bir içerik çıktı ortaya. Gaye adındaki hanım ile, onun 'koalisyon' diye tabir ettiği diğer hanımlar ve elbette şu an evde bulunan, hatta favori gösterilen Kaan arasındaki dalaşmaların boyutu oldukça
'tatminkâr'. Kendisini her izleyişimde babamı arayıp, "BBG'ye katılmadığın için minnettarım," dememe sebep olan 60'ına merdiven dayamış emekli bankacı Coşkun Bey'in de zaman zaman bu dalaşmaların parçası
haline gelmesi gerçekten iç parçalayıcı.
Tabii Show TV'den Star'a transfer olan BBG'de, yeni kanalla yeni bir format da doğdu. Artık BBG evindeki 'star'ların taraftar kitleleri, ellerinde pankartlar ve fotoğraflar olduğu halde evin etrafında slogan atıyor, yer yer çatışmalarla, evde vuku bulan ve evden elenenler arasında stüdyoda yaşanan dalaşmalar, bir sokak hareketine dönüşüyordu. Yani elin Arjantinlisi yoksulluğa ve yolsuzluk yapan
siyasetçiye karşı sokaklara dökülürken, bizim memleketin sokakları Kaancılar ile Alperciler arasındaki kavgaya sahne oluyordu.
Muhteşem final
Takip edenlerin yakından bildiği üzere, nihayet bu gece BBG'de 'muhteşem final' gerçekleşecek. Evde kalan üç delikanlıdan, yani 04 Alper, 07 Kaan ve 13 Hakan'dan biri, Telsim hatlarından atılacak oylar neticesinde
150 milyar liralık ödüle kavuşacak. Ama dalaşmalar bitecek sanmasın kimse. Sadece mekân değişecek. Öyle ki, yarışmanın devamı olarak 21 gün boyunca yine her tarafı kamera dolu, 'gözetlenebilir' bir tekneye konulacak olan BBG 3. dönemdeki 15 şahsın birbirini boğması bile olasılıklar dahilinde görünüyor.
Özellikle topluca hanım Elif'in, 'manik-agresif' Gaye açısından önemli bir tehdit olabileceğini düşünmek için çok sebep var.
Toplumsal bayağılaşmanın rafine olarak izlenebildiği BBG evinde, o eve hiç uymayan, değişik bir arkadaş var. Lüleburgazlı '13' Hakan, herkesin kendine bir rol uydurmaya çalıştığı bütün o dalaşma kültürünün dışında,
doğal, sakin, uyumlu, dahası esprili tarzı ve Rumeli lehçesiyle sevimli bir genç adam. Aslında, ne kadar dalaşılırsa, 'taraftarlar' arasındaki gerilimin o kadar artacağını, bunun da kendisini bir kutup haline getirerek
alacağı oylara yansıyacağını fark edebilecek kadar zeki. Ama böyle bir hale tenezzül etmiyor, 'kendini bozmuyor'. 'Sivil hayat'ında minibüs şöförlüğü yaparmış. Jargon da sağlam yani. Başlarda kendisine
'eğitimsiz taşralı minibüsçü' muamelesi yapmaya teşebbüs edenlere öyle tatlı çalımlar
attı ki, bir süre sonra BBG evinde kimse ona ilişmeye cesaret edemedi.
Son hafta 'görüşme odası'na girip oy için propagandalarını yapmaları istenen üç kişi içinden Kaan ve Alper uzun uzadıya
'meziyet'lerini anlatırken ve bunu tamamen bir 'yarışma taktiği' çerçevesinde yaparken, Hakan'ın sırası geldiğinde odaya girip, "Biz üç aydır buradayız, beni bu saate kadar tanımayan insanlara kendimi nasıl tanıtayım ki? İşte bu kadar," demesi ve 'iyi çalışmalar' dileyerek odadan çıkması hayli şık bir hareket olsa gerek.
Utanmasam oy kullanacağım
BBG evi üzerine analitik bir faaliyet savım olmasa, başka deyişle utanmasam adam için mesaj atıp oy kullanacağım. Sahi, niye böyle bir şahıs değil de, mesela her hareketini
'rol icabı' belirleyen, acayip örnek 'Türk genci'ni oynayarak makul kişilerin bile hızla sinirini bozan Kaan birinci oldu ki bunca hafta? Yani, 'Gel de analizini yap şimdi' durumuna düşüyor insan. Topu milletimizin hasletlerine atıp kolaya kaçmak pek doğru değil ama ne yapalım, başkaca denebilecek bir şey yok. Görünen o ki, dalaşma ve bulaşma ikilisi popülerliğin zirvesine oturmuş, çift santrfor olarak forma giyiyor memlekette.
Öyle ya, milletçe futbol yorumu programlarının da en kanlısını sevmiyor muyuz? Sabık hakem Ahmet Çakar'ın futbol feylesofu Ali Sami Alkış'la atışmasından,
'Berlin panteri'ni ikide bir ters köşeye yatırmasından keyif alıp reytinglerini tavana fırlatmıyor muyuz? Televizyon tribünlerinde oturanların çoğunluğu safını seçmiş işte, bizim payımıza da deplasman taraftarlarına ayrılan küçük bölümde Hakan taraftarı olarak oturmak düşüyor...