Yepyenİ bİr sanat dalı: Emlak fotoğrafçılığı!

Emlak fotoğrafları sadece hiç tanımadığımız insanların ev hallerini önümüze sermeleri veya hileleriyle değil absürdlükleriyle de ilgiyi hak ediyor.
Haber: ECE ÇELİK / Arşivi

Bu dünyada her canlının ölüm dışında tadacağı bir başka şey varsa o da ev aramak ve emlakçı gezmektir. Eskiden emlakçı emlakçı dolaşıp ayaklarımıza kara sular inene dek bize uygun bir kiralık ya da satılık daire arardık. Devir çoktandır değişti; teknoloji, hayatımızın pek çok alanını olduğu gibi bu sektörü de derinden etkiledi, kolaylaştırdı. Artık evden ‘sahibinden.com’, ‘hürriyetemlak’ vs. gibi çok yaygın sitelerde istediğimiz kriterleri girip aradığımız evin fotoğraflarına ulaşabiliyoruz. Ya da emlakçılar bize göstermek istedikleri evlerin fotoğraflarını göstererek boşuna yorulmamızı önlemiş oluyor. Lakin internet üzerinden bu ev fotoğraflarına bakmaya kalkışan çoğu kişi fark etmiştir ki bu fotoğraflar ve fotoğrafların altındaki ifadeler çoğu zaman yanıltıcıdır.
Durum böyleyken internet sitelerine yüklenen binlerce emlak fotoğrafı adeta fotoğrafçılıkta bir yan dal oluşturmuş durumda. Bakış açımızı değiştirip, web sitelerine yüklenen ve bir kısmı tuhaf detaylarla dolu bu kareleri yepyeni bir sanat dalı olarak bile görebiliriz! Bir süredir pek çok blog ’da bu işin tekniklerini anlatan yazılara rastlar olduk. Blogger Umut Karacaoğlu seçtiği bir grup emlak fotoğrafını ‘Dadaist bir yaşam
biçimi: Emlak fotoğrafı sanatçılığı’ başlığıyla paylaşmıştı.

Emlak sitelerinde göze çarpan sadece hileler değil, evlerin içinden fışkıran ‘absürd pozlar’ da cabası... Önce işin dokunan ‘hile’ kısmına, sonra da bir ‘güncel sanat dalı adayı’ olarak ‘emlak fotoğrafçılığı’na baktık.. İşte internetten ev bakarken dikkat etmeniz gereken beş şey:
1-Karanlık oda hilesi Söz konusu evin bir karanlık odası varsa, emlakçılar nedense o odayı fotoğraflamayı unutur! Tutmak ya da satın almak istediğiniz evin fotoğraflarına bakarken üç oda bir salon olan evin sadece iki odasının fotoğrafını görüyorsanız, yüksek ihtimalle üçüncü fotoğraf penceresiz bir odaya aittir.
2-‘Caddeye beş dakika yürüme mesafesi’

Sıklıkla karşılaşacağınız bu ifadeye temkinli yaklaşmalı. Doğru söyleyenler de vardır ama malum; herkesin yürüme hızı bir değil! O mesafenin beş dakikada yürünebilir olduğunu düşünen arkadaş belki de Bolt’a rakip olacak hızdadır...
3-‘Ev yüksek girişte’

Evin dışarıdan çekilmiş bir fotoğrafı yoksa dikkat! Yüksek giriş, kot 1 gibi ifadelerin Türkçesi, yedi tepeli İstanbul ’un yokuşlu semtlerinde bodrum katı oluyor.
4-‘Çok aydınlık bir ev’

Bir evden en çok beklenen şeylerden biri ışık almasıdır. Emlak fotoğrafçılığı bu noktada devreye girip yanıltıcı olabiliyor. Çeşitli açılardan, misal balkonun yanından çekilmiş fotoğraflarla karanlık bir eve çok aydınlık, ferah pozlar verdirilebiliyor.
5-‘Bir manzarası var ki...’

Herkes kendi çocuğunu dünya güzeli sanır. Bu durum ev sahipleri ve emlakçılar için de geçerlidir. Belki uzaktan belli belirsiz görünen deniz manzarası onlara engin bir deniz gibi görünüyor olabilir ama onlara kızmayın sonuçta deniz manzarası da kişiye göre değişir...

 

Bir şekilde satın alabileceğimiz bir hikâye

Güncel sanatçı Işıl Eğrikavuk: Günlerdir bilgisayarın başında ev arıyorum. Olmazsa olmaz birkaç kriterim var, oturmak istediğim semt, oda sayısı, krediye uygun mu değil mi bir yana, ilan fotoğraflı olsun istiyorum ki ilk kararımı vereyim. Fotoğraflı ilanlar sıraladığında, ilk iş sayfayı hızlıca tarıyorum. İlk fotoğraf önemli, zira evin konumu, ışık alıp almadığı, boş mu, oturanı var mı, varsa kaç yıldır orada, tüm ipuçlarını anlatıyor. Fotoğraftan evde oturanların nasıl insanlar olduklarını görebiliyorum, çocuk varsa bir yerden mutlaka bir oyuncak fırlamış oluyor ya da mobilyaların tarzından oturanların yaşını az çok tahmin ediyorum.
Üniversitede bir öğrencim, bitirme projesi olarak tanımadığı insanların evine girip, içinde kimse yokken evin fotoğraflarını çekiyor. Eşyalarından, biblolarından, sahibinin masada unuttuğu bir maç biletinden, yatağın altına kaçan terlikten ya da buzdolabındaki yiyeceklerden sahipleriyle ilgili bir tahayyül oluşturuyor. Aslında bir nevi portre fotoğrafçılığı yaptığı, sadece öznesi gizli.
Yıllar önce sanatçı Sophie Calle temizlikçi olarak bir otelde çalışmaya başlayıp, kimsenin olmadığı saatlerde odalara girerek eşyaların fotoğraflarını çekmiş ve fotoğraflara bakarak sahiplerinin hikâyelerini yazmıştı. (L’Hotel, 1981). Kimine göre mahremiyeti hiçe sayan bu seri, kimine göreyse fotoğrafa ve içindekilere bakma merakının doğurduğu röntgencilik dürtüsünü gözler önüne seriyordu.
Ev ararken baktığım fotoğraflar elbette öğrencimin ya da Calle’in çektiklerinden farklı, bir kere gönüllülük esasına dayanıyorlar. Öte yandan her bir fotoğraf şu an başkasına ait olan ama bizim de bir şekilde satın alabileceğimiz bir hikâye sunuyor. Mutlu ev hikâyesi, gizemli ev hikayesi, şehir manzarasına bakıp sigara yakabileceğiniz ya da güvenlikli kapısından girince korkmayacağınız bir yuva hikâyesi. Hikâyeyi yazanın kendimiz olduğumuzu sanıyoruz ama aslında başkalarının hayatına bakarak doğru fotoğrafı seçiyoruz. Oturduğumuz yerden, başkalarının pencerelerinden içeri bakarak…

Meslek ahlakına aykırı

Hüseyin Atay (Hüseyin Emlak): Dürüstlük de ahlaksızlık da evrensel kavramlardır. Bir evi farklıymış gibi göstermek meslek ahlakına aykırıdır. Bunu sadece Türkler yapıyor diye bir şey söyleyemeyiz. İngiliz de Rus da aynı şeyi yapıyor. Bu kişiler mesleğini kötü icra edenler. Fulya’da 22 senedir emlakçılık yapıyorum. İnsanlara yüzlerce ev vermişimdir. Kendi gözümle görmeden mesafeleri ölçmeden internete yazmam. Karanlık odaysa karanlık oda derim. Öbür türlüsü müşteriye zaman kaybı oluyor...

İnandırıcılığı zedeliyor

Aykut Ilışar (Birgül Emlak): Bu tarz fotoğraflar yüzünden hem müşterilere karşı inandırıcılığımızı hem de vakit kaybediyoruz. Tanıdığım, böyle hile yapan çok emlakçı var. Biz mahalle emlakçısıyız, ev verdiğimiz kişilerle komşu oluyoruz, o tarz şeyler yapmayız. Örneğin daire 75 metrekare ama internete 95 metrekare olduğunu yazan oluyor ya da ev güney cephesi ama kuzey cephesi yazanlar oluyor. Caddeye beş dakika yürüme mesafesi yazıyorlar ancak gerçekte o yürüme mesafesi çok daha uzun oluyor.