Yepyeni değilse de...

Yepyeni değilse de...
Yepyeni değilse de...
Haber: ERMAN ATA UNCU / Arşivi

BBC ’nin o bildik edebiyat uyarlamalarının sınırları dahilinde çekilmiş yeni bir ‘Büyük Umutlar’ uyarlaması için “Çiğnene çiğnene aşınmış bir yoldan bir kere daha geçmenin kime ne yararı var?” diye sormak başta akla en yatkın geleni. Ama malum, artık anlatılmayan hikâye pek kalmadı, Dickens’ın romanı da defalarca ziyaret edilecek bir maden. Mike Newell’ın yeni ‘Büyük Umutlar’ı tabii ki David Lean’in 1948 yapımı uyarlaması veya Alfonso Cuaron’un modern versiyonu hesaba katıldığında romanın şimdiye kadar perdeye gelen en iyi hali filan değil. Ne var ki Newell’ın “sadık edebiyat uyarlaması” türünün sınırlarıyla çok da oynamadan, metni deşmeden, postmodern/modern çabalara girişmeden hikâyeye bir tazelik kattığı da aşikâr. ‘Büyük Umutlar’da da -belki aynı boyutlarda değil ama - Joe Wright’ın ‘ Aşk ve Gurur’undaki gibi ele alınan dönemin gerçekçi atmosferiyle hikâye başka bir yere taşınıyor, Newell, Pip ile Estella’nın arasındaki tutkuya odaklanarak doğru kararı veriyor. Ve kostüme filmlerden pek beklenmeyecek bir vahşilik, acımasızlık ‘Büyük Umutlar’ı çepeçevre sarıyor. Uzun bir süredir kariyeri için endişelendiğimiz Helena Bonham Carter’ı tam formunda bir Bayan Havisham olarak sunması ise işin tuzu biberi. Belki bu bildik hikâye için yepyeni bir vizyon sunmuyor Newell. Ama işin zanaat kısmına da ayrı bir önem veren yönetmenlerin ve iyi hikâyelerin neden vazgeçilmez olduğunu gösteriyor.


    ETİKETLER:

    BBC

    ,

    aşk

    ,

    Edebiyat

    ,

    Maden

    ,

    Modern