Yerli dizilerde de kimseye yaranamıyorlar: Magazinciler

Yerli dizilerde de kimseye yaranamıyorlar: Magazinciler
Yerli dizilerde de kimseye yaranamıyorlar: Magazinciler
Magazinciler kimi zaman tehdit ediliyor, aşağılanıyor; kimi zaman zengin aileler tarafından düşmanlara karşı koz, ele güne karşı gösteriş aracı olarak kullanılıyor. Magazin, yerli dizi aleminde de her daim önemini koruyor. Magazinin çok izlenen dizilere nasıl yansıdığına gelin birlikte bakalım... /DEFNE AKMAN

Magazin basını çoğu ünlünün ve topluma mal olmuş kişinin hayatının bir parçasıdır. Dizilerde de bu durum geçerli. Ünlü ailelere mensup karakterlerin hikâyelerini izlerken, çoğu zaman onları magazin basınıyla temas halindeyken görüyoruz. Geçmişte 'Aşk-ı Memnu’da Ziyagil ailesini ve Firdevs Yöreoğlu’nu, 'Kuzey Güney’de Banu ve annesini magazin basınıyla sıkı ilişkiler içinde gördük. 'İşler Güçler’de ise kulüp çıkışında kapıdaki muhabirlere Ahmet Kural’ın “Babam yaşındaki adamlara 'Meraba çocuklar' diyorum" diye magazin programlarından alışık olduğumuz sahnelere gönderme yapmasını hatırlıyoruz.
Peki magazin basını şu sıralar ekranların en çok izlenen dizilerine nasıl yansıyor? Gelin, birlikte bakalım...
Cihan Gürpınar ailesi hakkında yayınlanan olumsuz haberlere tepkisini gösterirken.

PARAMPARÇA VE KRİZ YÖNETİMİ
Pazartesi akşamlarının en çok izlenen dizisi 'Paramparça’da magazinle ilişkiler sorunlu. Gürpınar ailesinin nedense herkesin kendilerini sevmek zorunda olduğuna dair bir kanıları var. Hâlbuki hayatta herkesi memnun edemezsiniz. Ne kadar tatlı ve samimi olursanız olun –ki Gürpınar ailesi bunların hiçbiri değil- her zaman sizi sevmeyen, hakkınızda doğru olmayan şeyler yazacak birileri olacaktır. Alper (Cemal Hünal), Cihan’ın (Erkan Petekkaya) ezeli düşmanı ve çevirdiği dalaverelerden bir kısmı da Cihan hakkında negatif haberler yaptırmasıyla ilgili.
Cihan kadar zengin bir adamın yapması gereken, hakkında istemediği bir haber çıktığında hep avukatı Yıldırım’ı (Ertuğrul Postoğlu) aramak yerine, kendisine doğru dürüst bir danışman tutmak olmalı. Zaten Yıldırım’ın yaptığı ona buna tehditler savurmaktan ibaret. Hâlbuki Cihan kendisine iyi bir iletişim danışmanı tutsaydı, bir strateji belirleseydi; ille başına kötü bir şey gelmesini beklemezdi. Başı da bu kadar ağrımazdı.
'Paramparça' sosyal medyaya, blogger'lara karşı çok mesafeli, adeta onları küçümsüyor. Cihan oğlu Ozan’a (Burak Tozkoparan) öğüt verirken “Herkesin elinde kamera var, telefon var, herkes olmuş magazinci,” diyor. Sekizinci bölümde oğlu Ozan’ın alkolik, uyuşturucu bağımlısı ve saldırgan bir çocuk olduğu ile ilgili haber yapan bir blogger'ı dövdü örneğin. Üstüne bir de avukat Yıldırım blogger'ı "Sanki NY Times’da yazıyorsun," diyerek aşağıladı ve haberi sildirtti.
Cihan’ın magazin basını ile ilişkileri kapsamında bir diğer hatası ise çok kibirli olması. “Ünlü kafe ve restoran zinciri Dark Blue’nun sahibi Cihan Gürpınar’ın 15 yıl önce aşk yaşadığı bir kadından olan gayrımeşru kızının ortaya çıktığı” şeklinde yapılan haber yayınlanınca, tepkisi “Külotlu çorap çetesi bunlar!” demek oldu örneğin. Tabii çok zengin, sinirli ve avukatlı bir insan olduğundan gazeteye hemen tekzip yazısı yollandı ve iftiradan dolayı maddi manevi tazminat davası açıldı. Mr. Gürpınar; eğer bir açıklama yapmazsanız, insanlar algıladıklarını yazabilir. Madem doğru iletişim kurmak istiyorsunuz o zaman önce ne söyleyeceğinize karar verin ve belirleyin, derim ben. Cihan Gürpınar'da kriz yönetimi diye bir mefhum yok özetle.
Çok kaliteli magazin programının yapımcısı ve sunucusu Görkem.

Paramparça’da bir de çok 'kaliteli' insanların çıktığı 'prestijli' programın yapımcısı ve sunucusu, bir tür aile dostları olan Görkem (Gazeteci İpek Durkal) var. Görkem, Gürpınar ailesinin iletişiminden sorumlu bir nefer olduğu için, her çağrıldığında eve geliyor, ailenin saygın, gergin ve güçlü imajını doğrulamak için ekibini eve dolduruyor. Tabii ara sıra tam tüm ev halkı oraya saksı gibi dizilmişken evin ergenleri bir takım olaylar çıkarabiliyor, ama olsun Görkem içeriği ailenin rızasına göre düzenliyor.

Güllerin Savaşı’nda karakterler magazini birbirinden intikam almak için kullanıyor.

GÜLLERİN SAVAŞI VE STRATEJİK İLETİŞİME GİRİŞ
Cumartesi akşamlarıı yayımlanan 'Güllerin Savaşı’nda ise sosyetik kötü kalpli modacı Gülfem’in (Canan Ergüder) magazinle ilişkisi gayet iyi sayılır. Duyurmak istediği bir şey olduğu zaman gazetecileri arıyor ve o haberin yayınlanmasını sağlıyor. Bu haberler her zaman doğruyu yansıtmayabiliyor ama Gülfem için önemli olan istediği doğrultuda, yansıtmak istediği imajı destekleyen haberlerin yayınlanması. Müştemilatta yaşayan evin bahçıvanının kızı Gülru (Damla Sönmez) ile savaş halindeki Gülfem, magazinle ilişkilerini akıllıca planlayan bir karakter. Dizinin esas oğlanı Ömer Hekimoğlu (Barış Kılıç) ile mutlu bir birlikteliği olduğunu ispatlamak için gazetecileri kimi zaman yemek yedikleri yerlere çağırıyor, yakalanmış numarası yapıyor. Kimi zaman ise ilişkileri sonlanmak üzere bile olsa, çok mutluymuş gibi davranıyor. Bir bölümde ise Ömer’in manken bir kıza silikon yaptırdığı ve kızın daha sonra komplikasyondan şikâyetçi olduğuna dair bir haber yaptırmıştı. Kızı da dizideki ezeli rakibi Gülru’nun eski nişanlısı Mert (Yiğit Kirazcı) ile sevgili olarak göstermişti.
Gazeteciler, Gülfem’i bir haber kaynağı olarak görüyor ve düzenli olarak temas halindeler. Yalnızca Gülfem değil dizinin diğer karakterleri de sürekli olarak gazetelere çıkıyorlar. Muhabirlerle, kulüp çıkışlarında ya da evin önünde karşılaşabiliyorlar. Bir kere Gülru ile Ömer kulüp kapısında gazetecilere yakalanmışlardı ve bunun sonunda Gülru’nun babası ortalığı ayağa kaldırmıştı. Neden? Çünkü dizide fakir insanlar için magazin, batakhaneye düşmekle aşağı yukarı aynı şey. Babası bu yüzden kızını reddetmeye kalktı.
Güllerin Savaşı’nda bir de Gülru’nun çok sinirli, çok bağırgan, çok kötü kalpli Yonca (Zeynep Köse) adında bir kız kardeşi var. (Gülru, Çiçek ve Yonca bahçıvan kızı oldukları için hepsinin adı çiçekle, otla falan ilgili) O da, Hekimoğlu ailesinin küçük oğlu Taner (Uğur Kurul) ile yattı. Taner yemedi içmedi hemen onun küçük kardeşi Çiçek’e (Feyza Civelek) âşık oldu. Bunun üzerine olanları hazmedemeyen Yonca, hamile olduğunu ileri sürdü, bunu açıklamak için gazetecileri çağırdı ve Taner’i gazetecilerin önünde sevgili olduklarını söylemesi için tehdit etti. Yonca ayrıca daha sonra Taner ile Çiçek’i ayırmak için bir kızla anlaştı, kız Taner’i öperken fotoğraflarının çekilmesini sağladı. Özetle 'Güllerin Savaşı’nda karakterler, magazini silah olarak kullanarak birbirinden intikam alıyor.

 


Deniz Altınkoy ahalisinin canını yakmak için planlar kurarken.

MAGAZİN DOSTU MED CEZİR
Med Cezir’de ise magazin basınıyla daha ılımlı bir ilişki var. Med Cezir karakterleri toplum içinde ne söylediğini daha çok ölçüp tartan tipler. Mümkün olduğu kadar insanların akıllarında soru işareti bırakmayacak açıklamalar yapmaya dikkat ediyorlar ve magazinin zengin ve dikkat çekici yaşamlarının bir parçası olduğunu kabullenmiş durumdalar. Selim Serez’in (Barış Falay) magazin gazetecisi Deniz (Aslı Orcan) ile olan ilişkisine gelince; Deniz, Selim’le birlikte oldukları süre içinde ona çok hayran, âşık ve biraz da aciz bir kadın izlenimini verdi. Ayrılmalarının ardından ise küskünlüğü ve kırgınlığını, intikam alarak çıkartmayı tercih etti. Orkun (Metin Akdülger) ile birlik olup türlü işler çevirdi. Mamafih Deniz’in Selim’in hayatına girişi de biraz tuhaftı; Selim’in merhum karısına olan aşkından çok etkilenmeler, mektuplar… Ben Selim’in yerinde olsam çekinirdim. Deniz Med Cezir’in son yayınlanan bölümünde de boş durmadı. Yaman (Çağatay Ulusoy) ve Mira’nın (Serenay Sarıkaya) balayında, müşteri kılığında yeni evli çifti takip etmeleri için muhabirleri görevlendirdi. Ancak, Yaman fotoğrafçıyı yakaladıktan ve hırpaladıktan sonra Deniz’i aradı ve sert bir şekilde uyararak, yayınlamamasını sağladı.

Kara Ekmek’te magazin basını kasıntı Belenoğlu imajını kamuoyuna aktarmak için var.

KARA EKMEK&ASLA VAZGEÇMEM VE İTİBAR YÖNETİMİ 
'Kara Ekmek’te ve 'Asla Vazgeçmem’de ise basınla ilişkiler daha fantastik boyutta. Her iki dizide de ailelerin yaptırım gücü büyük. Gazeteciler onlar istediği zaman röportaj yapmak için eve geliyor çoğunlukla onların isteklerine göre hareket ediyor. Herhangi bir haberi yapmaları istenmediği zaman da o haberi ortadan kaldırıyorlar. Bununla birlikte 'Kara Ekmek’te evin gelini Hale (Başak Daşman) seçkin hayatı hakkında beyanat verirken o sırada evde dizinin ana karakteri Asiye’nin (Özlem Yılmaz) ortalığı karıştırdığını yazdılar. Bu yalı halkı için utanç vesilesi oldu ama genelde Belenoğulları haklarında yayınlanacak haberleri kontrol edebilen bir aile. Kaynak: EKRANELLA