Yeşilçam'ın gerçek 'aşk' filmleri

Yeşilçam'ın gerçek 'aşk' filmleri
Yeşilçam'ın gerçek 'aşk' filmleri
Yeşilçam'ın kara kutusu Agâh Özgüç, 'Türk Sinemasında İstanbul' ve 'Türk Sinemasının Marjinalleri ve Orijinalleri' adlı kitaplarına bir yenisini ekleyerek üçleme olacağını söylediği seriyi tamamlıyor. 'Türk Sineması'nda Yeşilçam Aşkları' adlı kitabında Türk sinemasının ünlü aşklarını anlatıyor. Hürriyet'ten Çağlayan Çevik yazdı...

Ne diyordu Fuzulî beytinde, “Aşk imiş her ne var âlemde / İlm bir kıyl ü kâl imiş ancak”. Basitçe, dünyada her ne var ise kaynağı aşktır; ilim ise koca bir dedikodudur, şeklinde günümüz Türkçesine aktaracağımız söz, aslında Yeşilçam için biçilmiş kaftanmış meğer... Bunu bu kadar rahat söylememizi Yeşilçam’ın kara kutusu Agâh Özgüç’e borçluyuz. Özgüç, ‘Türk Sinemasında İstanbul ’ ve ‘Türk Sinemasının Marjinalleri ve Orijinalleri’ adlı kitaplarına bir yenisini ekleyerek üçleme olacağını söylediği seriyi tamamlıyor. ‘Türk Sineması’nda Yeşilçam Aşkları’ adlı kitabında Türk sinemasının ünlü aşklarını anlatıyor.
Sırasıyla; Muhterem Nur-Müslüm Gürses arasındaki aşktan başlayıp Suzan Avcı-Metin Erksan, Pervin Par-Mahir Özerdem, Suna Pekuysal-Ergun Köknar, Belgin Doruk-Özdemir Birsel, Çolpan İlhan-Sadri Alışık, Leyla Sayar-Muzaffer Tema, Neriman Köksal-Nevzat Pesen, Gülsüm KAmu-Beşiktaşlı Yusuf, Sevda Ferdağ-Tamer Yiğit, Perihan Savaş-Yılmaz Zafer, Gönül Yazar-Beyrutlu Marif Bektaş, Cüneyt Arkın-Betün Işıl, Türkan Şoray-Rüçhan Adlı, Nebahat Çehre-Yılmaz Güney, Fatma Girik-Memduh Ün çiftine kadar bir dönem sadece Yeşilçam’ı değil Türkiye ’yi de etkisi altına almış aşkları, hikâyeleriyle beraber anlatıyor Özgüç.
Söze öncelikle, aşk, aşk mektupları gibi kavramlardan bahsederek giriyor. Sonra “Yeşilçam aşklarından küçük çeşitlemeler” sunmaya başlıyor, girizgâhta. Dublaj sanatçısı Ferdi Tayfur ve Melek Kobra’yla başlatıyor çizgiyi. Oradan arabeskçi Ferdi Tayfur-Necla Nazır’a, evlilikleri dönemin Ses dergisinin kapağında yer alan Hülya Koçyiğit-Selim Soydan’a sonra aynı kadını seven adamlara, deyim yerindeyse dönemin ‘magazin’ dünyasını meşgul eden cümle aşka yer veriyor Özgüç. Zaten tüm detaylarıyla anlattığı aşklarda da dönemin dergi ve gazete arşivlerinden bölümler paylaşarak, zamanın magazin basınını, hâliyle basın tarihini de ortaya koyuyor. Mektupların, anıların, tanıklıkların, belgelerin ışığında kaleme alınmış bir Yeşilçam ‘aşk’ tarihi. Kitaptaki unutulmaz aşklardan bazılarını beraber okuyalım.

ŞAİRİN KALEMİNDEN SADRİ ALIŞIK-ÇOLPAN İLHAN AŞKI

“Sadri Alışık’la Çolpan İlhan’ın aralıksız yıllarca süren mesleki dostluklarının sonrasında bu aşksız birlikteliğin boyutları değişecektir. Çolpan’ın ağabeyi Attila İlhan, bu konuda şöyle der; ‘Sadri’yle Çolpan ‘Zümrüt’ filmi sırasında yakınlaştılar. Sadri ya boşanmıştı ya da boşanacaktı. Doğrusu yakınlaştıklarını önce hissetmedim. Yalnız ‘Yalnızlar Rıhtımı’ çekilirken, Çolpan başrol için ‘Sadri olabilir’ dedi... Sadri’yle Çolpan’ın ilişkileri ciddileşti. Sadri evlenmek istediğini söylüyordu. Çolpan, annemle, babamla konuştu. Bana sordular; ‘vallahi sanat çevresinin en ev erkeği odur’ dedim.”

BETÜL IŞIK'TAN CÜNEYT ARKIN'A BİR NOT
“Fahrettin,
Hani bana el kaldırmayacak, küfür, hakaret etmeyecektin. Artık dayanamıyorum. Babama böyle mi söz vermiştin? Her şeyi güzellikle halledelim. Skandal çıkarma. Mahkemeye de sen müracaat et.
Ben artık sana dönmem. Dün akşam hiçbir suçum yoktu. En kutsal şeyimin üzerine yemin ederim. Sana hiç yalan söylemedim şimdiye kadar. Sen hiç takdir etmedin. Allaha emanet ol.
Bebeğin (unut artık beni).”
Betül Işıl, bu birkaç satırlık notu bıraktıktan sonra eşyalarını toplayarak annesinin evine taşınmıştır. Bu olaydan sonra boşanırlar. Cüneyt Arkın’dan boşanan Betül Işıl, bir gazeteciye şöyle diyecektir: “Cüneyt’i bana unutturabilecek bir erkek karşıma çıkıncaya kadar, bu yüzüğü parmağımdan çıkarmayacağım.”

EN MEŞHUR AŞK HİKÂYESİ
“Başına insafsızca saplanan ağrılarla kıvranan genç kadın, çevresini saran set arkadaşlarının arasından hiç tanımadığı bir adamla göz göze gelir. Saçları hafifçe kırlaşmış bu adam sanki bu anı bekliyor gibidir. Tatlı ve içten bir tebessümle cebinden çıkardığı kutudaki aspirini ona uzatır. Tekrar göz göze gelince, “buyrun bu hapı için, bir şeyiniz kalmaz. Herhalde baş ağrısıdır, merak edilecek bir şey yok...” der.
Rüçhan (Adlı) 40 yaşında karizmatik, olgun bir erkek, 18 yaşına basmak üzere olan Türkan (Şoray) ise çarpıcı bir tazedir bu tanışmada. Gerçekten yüksek gerilimli, tuhaf bir karşılaşmadır bu. Bir Esat Mahmut Karakurt romanı gibidir... Domantizmle erotizmin birbirine karıştığı olgun erkek-masum genç kız öyküsü böyle başlar.”


KİTAPTA KİMLER VAR?
Muhterem Nur - Müslim Gürses
Suzan Avcı - Metin Erksan
Pervin Par - Mahir Özerdem
Suna Pekuysal - Ergun Köknar
Belgin Doruk - Özdemir Birsel
Çolpan İlhan - Sadri Alışık
Leyla Sayar - Muzaffer Tema
Neriman Köksal - Nevzat Pesen
Gülsüm Kamu - Beşiktaşlı Yusuf
Sevda Ferdağ - Tamer Yiğit
Perihan Savaş - Yılmaz Zafer
Gönül Yazar - Beyrutlu Maruf Bektaş
Cüneyt Arkın - Betül Işıl
Türkan Şoray - Rüçhan Adlı
Nebahat Çehre - Yılmaz Güney
Fatma Girik - Memduh Ün 
(HÜRRİYET)