Yılmaz Morgül: Esas yatak sporunda ustayım!

Yılmaz Morgül: Esas yatak sporunda ustayım!
Yılmaz Morgül: Esas yatak sporunda ustayım!
Yılmaz Morgül, çektiği amatör videolarla tekrar gündemde. Morgül, "egolarımı lego yaptım, verdim millete oynuyorlar" diyor ve ekliyor: Yatak odamda bir boy aynası vardır, hemen aynanın karşısına geçerim, Taylor Swift ya da Justin Bieber'ı açıp, spor yapıyorum. Biliyorsunuz hayatta en sevdiğim şey kırmızıbiberim, bir de Justin Biberim...

RADİKAL -  “Bütün sanatçılar hem deli hem dâhidir. Tıpkı benim gibi, Fazıl Say gibi, Bedri Baykam gibi, Orhan Pamuk gibi…” Salvador Dali’nin hayatında da kendinden parçalar buluyor. Çektiği amatör videolarla fenomen olan, kendini bu yazın ikoncanı ilan eden Yılmaz Morgül,   Hürriyet gazetesinden Sibel Arna’ya konuştu. Söyleşi şöyle;

Türk Sanat Musikisinin en beyefendi, en duygusal, en ağır adamı iken ne oldu da bizi gülmekten altımıza kaçırtacak kadar pervasız bir komiğe dönüştünüz? Ne oldu size?

-7 yıl boyunca New York’da cilt kanseri tedavisi gördüm. Tıbbi tedavimin büyük bir bölümü psikolojik ve parapsikolojik terapi seanslarından oluşuyordu. 7 yıl sonunda iyileştim ama hayatı hiç yaşamadığımı anlatım. 6 yaşından babamı ve ablamı peşisıra kaybettiğim günden beri çalışıyorum, aileme bakıyorum ve sürekli bir kalıba girmek için kasıyorum. Geriye baktığımda baktım, ne çocukluk ne gençlik yaşamışım. Ve ben hepsini geri çağırmak istedim. Kanser illetini defedince karar aldım.  Kendimi çocukluk ve gençlik hücreleriyle donattım ve sahalara yeni bir Yılmaz olarak geri döndüm. Hem çocuğum, hem ergenim, hem gencim ama bundan böyle her daim neşeliyim. Kendimi insanları mutlu etmeye adıyorum. Tek motivasyonum da yaptığım yardım konserleri. Hasta çocukların, hasta insanların faydasına çalışarak ruhumu besliyorum....

 

Fazlaca biliyoruz yaptığınız yardımları… Hatta yapılan iyiliğin bu kadar çok dillendirmesinden rahatsız olan var…

 -İnanın ben de söylemek istemiyorum, “Söyle Yılmaz” diyenler birlikte çalıştığım 228 sağlık sosyal yardım vakfının yöneticileri. Tek kuruş almadan 17 yılda 3000’in üzerinde konser verdim.  Peşimden yeni modeller gelsin diye söylememi istiyorlar. İsimlerini söylemem benim ayıbım olur ama bu ülkesinin sözde starları bu derneklerden o kadar uçuk rakamlar istiyorlar ki herkes çaresiz kalıyor. Yoksa ben kimseye inançlarımı satmıyorum. Yalakalık yapmak için ezan okuduğumu falan gördünüz mü?

 

Yeni Morgül sabahları nasıl uyanıyor?

-Allah’a şükretmeyi hiç unutmam, çünkü o her sabah beni uyandırmayı unutmuyor. Sonra beni en iyi hissettiren kıyafetlerimi giyiyorum. Cebimdeki paraya göre bir öğün bile olsa en güzel yemeği yiyorum. Kendimi en iyi hissettiren arkadaşlarımla görüşüyorum. Yüzü asık, depresif insanın benim hayatımda yeri yok artık.  Günüm boşsa birlikte yaşadığım anneme ayırıyorum. 

 

Bu yaşta hâlâ aile ile yaşamak biraz tuhaf değil mi?

-Yo değil, çok eğlenceli. Hem annem artık yürüyemiyor, o benim evladım, onu yanımdan ayıramam.

 

Özel arkadaşlarınız eve gelebiliyor mu?

-Tabii canım. Ablalarım, abilerim evli artık, herkesin kendi evi var. Annem, annemin bakıcısı hanım ve ben birlikte yaşıyoruz. Arkadaşlarım gelir, yeriz, içeriz, çalar, söyleriz, dansımızı da yaparız.

 

EGOLARIMI LEGO YAPTIM, VERDİM MİLLETE OYNUYORLAR

 

Bayram için çektiğiniz video da “Akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğime, deli olurum dünya benim kahrımı çeksin!” dediniz. Deli misiniz gerçekten?

-Bütün sanatçılar hem delidir hem dâhidir. Benim gibi, Fazıl Say gibi, Bedri Baykam gibi, Orhan Pamuk gibi … Onlara duyduğum hisse körü körüne aşk diyebilirsin. Fazıl’a, Bedri’ye, Orhan’a aşığım. Örnekleri de çoğaltabilirim. Salvador Dali’nin hayatında da kendimden parçalar buluyorum.  Valla deli ya da dahi sıfatların bir anlamı yok ben artık güldüren bir adamım. Bundan böyle Cem Yılmaz Morgül’üm.   

 

Mutlu da görünüyorsunuz?

-Evet. Kirada oturuyorum, arabam bile yok. Lüks hayatlar yaşama peşinde değilim. Pazara gidiyorum, dolmuşa biniyorum. Yeşilköy pazarında benim tezgâh arkasında ‘ikizlere takke’ diye bağırırken görebilirsin. Ben de eğleniyorum, insanlarda çok gülüyor. Hiçbir kompleksim yok. Yıllar önce egolarımı lego yaptım verdim millete oynuyorlar.

 

Uzun vadede politikaya mı gireceksiniz?

-Bir gün mutlaka, ben bu karakterimle bu ülkenin başbakanı da olurum cumhurbaşkanı da. Ama Yılmaz Morgül politikaya girerse, tarih tekerrür etmez artık. Çünkü benim manyak bir bakış açım var. Dil, din, ırk, cinsiyet ayrımı yapmayan her yere paten ve bisikletle giden bir başbakan olurum.  Yapacağım ilk icraatı açıklıyorum size. Seçilen 550 milletvekili, hangi şehirden seçildiyse, o şehrin en ücra mahallesinde bir yıl boyunca kirada yaşayacak. Bir yıl boyunca asgari ücret maaş alarak, kirada yaşamaya çalışacak.  Pazarını yapacak, doğalgazını, elektriğini, suyunu ödeyecek. Ve bir yıl sonra ‘o mahalledeki insanların hayat standardını nasıl yükseltebilirim’ raporuyla bana gelecek. Bunu yapamazsa milletvekilliğinden düşecek.

 

Yemek yapar mısınız?

-Usta bir aşçıyımdır. İlk kuru fasulyemi 9 yaşında pişirdim. Yemek konusuna çok düşkünüm. Avokado manyağıyım. Cildimin güzelliğini, kalbimin hoşluğunu, beynimdeki zeka kıvılcımlarını avokadoya borçluyum. Yılmaz Morgül salatası çok meşhurdur.

 

Hemen tarifini alalım?

-Yumuşak avokado, domates ve peynir. Avokado ve domates küp şeklinde doğra, üzerine evdeki herhangi bir peyniri rendele, kırmızı pul biber, keki, nane, biraz tuz ve limon. Yağ yok. Çünkü avokado insan vücuduna en iyi gelen yağı içinde barındırıyor.  Herkes parmağını ısıra ısıra, ellerini ağızlarına soka soka yiyor.

 

ASIL YATAK SPORUNDA USTAYIM

 

Spor nasıl gidiyor, bir ara baklavalarınız gündemdeydi?

  -Bizim ailemizin Küçükyalı’da bir spor salonu var. Oraya gidip kick-boks yapıyorum. Ama benim esas yapmış olduğum spor yatak sporu.

 

Nasıl yani?

-Uyanır uyanmaz yatakta spora başlıyorum. Bacaklarımı kafama kaldırıyorum, kültür fizik egzersizleri yapıyorum. Yatak odamda bir boy aynası vardır, hemen aynanın karşısına geçerim, Taylor Swift ya da Justin Bieber’ı açıp, spor yapıyorum.  Biliyorsunuz hayatta en sevdiğim şey kırmızıbiberim, bir de Justin Biberim.

 

Yine bir videonuzda diyorsunuz ki “Uzun süredir bana ulaşamamanız, hatlardan değil benim yediğim haltlardandır”. Nasıl gidiyor gönül işleri?

- Ablam 19 yaşında konservatuar öğrencisiyken öldü. Sevdiği insanlar evlenmek üzereyken, sevdiği insanın yüzünden kazada öldü. O benim tek idolümdü. Onu kaybettikten 8 yıl sonra, yani ben 14 yaşındayken çeyiz sandığında bana yazılmış bir mektup buldum. Şöyle diyordu: “Ben çok zor bir aşk yaşıyorum, mutluyum ama her gün ağlıyorum, bu aşk beni her gün öldürüyor, sen aşık olma Yılmaz, yemin et olma, çünkü  mutlu aşk yoktur.” Onun etkisiyle hayatıma hiç kimseyi sokmadım. Psikolojim çok bozuldu. Bu mektubu ailemden kimseye okutmadım. Şimdi bu röportajı okuduklarında şok olacaklar.  Aşka çok uzun süre direndim. Taa ki 7 yıl öncesine kadar. İlk kez âşık oldum. Ben de çok zor bir aşk yaşıyorum. 7 yıldır iki ailenin ara ara düşman oldukları, bize bu düşmanlıkları hissettirdikleri, ama aşkın hem kutsal ve galip geldiği bir ilişki bu. Artık iki tarafta bizim birbirimiz olmadan yaşayamayacağını anladı. Ben bu insanda aşkı buldum. Üzerimi topraklar örtene kadar bu insana ait olmak istiyorum. Çünkü o bana hayatımda istediğim her şeyi veriyor.

 

Sanatçı mı o da?

-Hayır çok iyi bir aileye mensup. Bizim dinlerimiz farklı. Ben o yüzden bu konuya takıntılıyım. Din, ırk, cinsiyet ne olursa olsun sevgiye engel olmamalı, aşkın adı, engeli olmamalı. 

 

AT GİBİ DUDAKLARIM VAR AMA YÜZÜM ORİJİNAL

 

Siz bu yazın ikoncanı mı oldunuz?

-Oldum galiba. Eskilerden de sıkılmıştık di mi? Yeni bir kan lazımdı. Sosyal medyayla giyimim kuşamım da çok dikkat çekmeye başladı. “Oğluma çok iyi örneksin, kızıma da çok iyi örneksin” diyorlar. Kız gibi çocuksun diyen de var. Dizi ve reklam teklifleri gelmeye başladı.  Trilyon verseler ‘Survivor’a da gitmem.  Dizi konusunda ise 007’nin üstüne çıkıp Türkiye’nin 009’unu çevirmek istiyorum. Aşk sahneleri ise aşk sahneleri, vücut sahneleri ise vücut sahneleri, şiddetse alayını döverim. Kick-boks, karate, tekvando ben, ama asla silah elime almam tabii. 

 

Peki bu dudakların durumu ne olacak, gün geçtikçe daha da şişiyor?

-Ne şişmesi, delirdin herhalde. Ne dudaklarımda ne de yüzümde hiçbir estetik müdahale yok, bir tek dişlerimi yaptırdım. Siz rahmetli babamın dudaklarını görseydiniz. Karadenizliler buna şul dudak der, at dudak der. Sen benim gibi sağlıklı yaşama takıntılı olan bir adamın vücuduna nasıl silikon enjekte ettireceğini düşünürsün? Silikon ne kadar zararlı bir kimyasal bilmiyor musun? Silikon yaptıranların dudak içlerinde toplu iğne başı gibi izler olur. Bak benimki nasıl pürüzsüz.

 

Çocuk istiyor musunuz?

-Ben isterim. Biz 7 kardeşiz, bu güzelliği yaşamak isterim. Ama Türkiye’de son  5 yılda yetiştirme yurtlarına bırakılan sıfır yaşındaki çocukların anne baba yaş aralığı 13-17. Şu anda Türkiye’de cinsellik yaşı 11, madde bağımlılık yaşı 7. Bunları düşündüğüm zaman korkuyorum. Korkunç bir dünya bu. 

 

Bütün kot pantolonlarını kendi yırtmış Yılmaz Morgül. Sırrını da veriyor: Kotumun içine rendeyi sokuyorum, bir aşağı bir yukarı rendeleyerek yırtıyorum.