Yok aslında farkımız

"Size garip gelebilir ama kamu, özel sektörden daha özgür."
Haber: MEHMET TEZ / Arşivi

"Size garip gelebilir ama kamu, özel sektörden daha özgür." Fransa'nın bir numaralı haftalık mizah dergisi Charlie Hebdo'nun editörü Philippe Val sansürden söz ederken kamunun ne kadar özgür olduğunu, bir kamu radyosunda hazırladığı programda özel bir radyoda asla söyleyemeyeceği şeyleri nasıl söyleyebildiğini anlatırken şaşkınlığını gizleyemiyor insan. Türkiye'den bakıldığında sansürden kaçmak için kamuya sığınan bir alternatif basın mensubu, garip geliyor haliyle. "Çünkü," diyor Val, "sansürsüz bir basın sadece kamuda yasalarla güvence altında. Özel sektörde ise parayı veren düdüğü istediği gibi çalar misali gerçek bağımsızlık pek yok."
2 Mart Cumartesi günü Leman Kültür tatlı bir telaş içinde ve okurların hararetli soruları altında Charlie Hebdo'yu ağırladı. Tuncay Akgün, Mehmet Çağçağ, Güneri İçoğlu ve Tuncer Erdem'in katıldığı görüşmede derginin editörü Philippe Val, dünyaca ünlü üstat çizer Georges Wolinsky ve yine Charlie Hebdo ekibinden Jul; mizah, popüler kültür ve basında sansür üzerine tartıştı. Karşılıklı görüşlerin dile getirildiği görüşme, her ne kadar 'mizah tektir ve aynı dili kullanır' mealinde başladıysa da sonlara doğru Batılı-Doğulu ayrımı ister istemez kendini ortaya koydu.
Neşeli muhalefet
Charlie Hebdo, editörü Philippe Val'in ağzından kendini "neşeli bir muhalefet dergisi' olarak tanımlıyor. Onlara göre yaptıkları siyaset ve bundan nefret ediyorlar. Ama bu bir araç ve bu yolla mutluluğa doğru bir adım attıklarını düşünüyorlar. Okur profilleri çok zengin. Fransa'nın en alt ve en üst kültür düzeyinden kesimleri bir araya getirebiliyorlar. Konuşma için gittikleri bir ticaret lisesinde gençler dergiyi çok beğendiklerini söylemiş. "Buraları," diyor Val, "toplumun en alt kesiminden gençlerin iş öğrenip aç kalmamak için, tabiri caizse bir baltaya sap olabilmek için gittikleri okullardır. Bunun yanında JeanLuc Godard da bizi çok beğeniyor, geçenlerde vefat eden Pierre Bourdieu de."
Charlie Hebdo'nun felsefesi konuşmada uzun uzun tartışıldı. Val yanında oturan ve sürekli bize bakarak beyaz kâğıda bir şeyler karalayan Wolinski'yle birlikte, çizerlerinin
yalnızca bir konuda militan olduklarını söyledi: "Herkes için lüks ve elitizm".
"Halk anlamaz diye söylemek istediğimiz şeyleri söylememezlik etmiyoruz. Ya da söyleme biçimini değiştirmiyoruz., bayağılaştırmıyoruz. Herkes için elitizm, herkes için mutluluk ve lüks demektir. Hayat temel ihtiyaçların karşılandığı noktada başlar. Yoksa bugün ne yiyeceğim diye düşünerek boşa geçer gider." İyi güzel de nasıl yeneceğiz hep birlikte bu fakirliği?
Fakirlik aptallaştırır
Charlie Hebdo'culara göre fakirlik edebiyatı yapmak, fakirliği yüceltmek yanlış. "Fakirliği övmüyoruz, çünkü bu kötü bir şey. Bunun insanları nasıl çaresizleştirdiği, aptallaştırdığı ortada. Övülmesi gereken bir şey varsa o da herkes için elitizmdir. Yani herkes için iyi şartlar ve ardından gelecekler..." Peki ama tüm bunlara sahip olan Batılı ülkelerde insanlar gerçekten iyi yaşıyor mu? Bu sorunun yanıtını Jul, Türkiye'deki gözlemlerine dayanarak vermiş oldu. Fransa'da sokakta yürürken karşılaştığı tiplerin gözlerinde iyi beslenmiş ev hayvanlarının, kendi deyimiyle "besili köpeklerin" bezginliğini, mahmurluğunu gördüğünü söyledi. "Yaşamıyor gibiler ya da yarı ölüler. Burada ise insanların gözlerinde
hareket var. Canlı canlı bakıyorlar," deyince
Güneri İçoğlu (Philippe ona toplantı boyunca Jean Pierre diye hitap etti) dayanamayıp
"Karınları aç da o yüzden," diyerek iki derginin farklı yaklaşımları olabileceğini de göstermiş oldu.
Tabak yiyen köpek
"Mizah tektir. Ülkeden ülkeye değişmez. Size komik gelen bir şeye ansızın gülersiniz. Sizi güldüren şey milli duygular değildir," derken 'Gönül Adamı'nın saptaması aslında konunun o kadar da basit olmadığını ortaya koydu sanki. "Biz fakirliği yüceltmiyoruz," dedi İçoğlu, "entelektüel değilim, gördüğünü çizen biriyim. Siz hiç açlıktan melamin tabak yiyen bir köpek gördünüz mü? Kaset yiyen köpek gördüm ben. Bildiğimiz kaset. Güler misin, ağlar mısın?" İki dergi her ne kadar birbirine benzese ve ortak noktaları olsa da Güneri İçoğlu'na göre bazı açılardan bakınca anlaşmaları zordu. "Aslında anlaşabileceğimiz tek nokta asla anlaşamayacağımızdı." Herkes için elitizm ve fakirlikle ilgili düşünceler de ona göre tipik Batılı düşünceler. "Bu noktada, insanî açıdan değil ama kültürel açıdan farklıyız ve birbirimizden çok uzağız."
Charlie Hebdo'nun İstanbul izlenimleri ve Leman'cıların Charlie Hebdo izlenimleri bu
hafta Leman'da ayrıntılarıyla yer alacak. Hatta Charlie Hebdo bulabilenler önümüzdeki haftalarda konukların gözünden İstanbul izlenimlerini de takip edebilecekler. Leman çizerlerinin bir süre Charlie Hebdo'da yer alacağını da buradan duyuralım. Karşılıklı çizer ve espri alışverişi süreceğe benziyor. Bizim aklımızda ise hâlâ 'Gönül Adamı'nın
"Hepimiz kardeşiz ama biz Doğu'dakiler üvey kardeşiz," sözleri yankılanıyor. Zira vize alırken ciğerimize gerçekten Eyfel Kulesi batıyor.
Charles'ın dergisi
Charlie Hebdo'nun babası 1969 yılında kurulan, o dönemin anarşist dergisi Harakiri. Charles DeGaulle'e hakaretten kapatılan dergi inadına Charles'ın dergisi anlamına gelen Charlie Hebdo adını alıyor. Tek renkte basılan (her hafta ayrı bir renk) 16 sayfalık dergi, haftalık 70 binlik satışıyla Fransa'nın en çok satan mizah dergisi. 68'den bugüne anarşist ruhunu kaybetmeden gelebilen, Ragıp Duran'ın deyişiyle 'o yılların cinsellik kokan özgürlük anlayışının çizgi ve cümlelerle özeti' Charlie Hebdo. Başyazıları Philippe Val yazıyor. François Cavanna tarafından kurulan derginin önemli bir kalemi de ünlü çizer Georges Wolinski.