Zamanda yolculuğa ilk adım

Zamanda yolculuğa ilk adım
Zamanda yolculuğa ilk adım
Zamanda yolculuk fikri bilim-kurgu filmlerine konu olduğu kadar aslında ciddi bilim adamlarının da üzerine kafa yorduğu konular arasında. Ve teorik olarak gayet mümkün...
Haber: CAN GÜRSES - @canitti / Arşivi

Teorik olarak derken, teknolojinin belki bir yüzyıl kadar geriden geldiği kadar teorik diyebiliriz!
MIT’li bilim  insanlarının son çalışmaları hem fizikteki en temel sorulara cevap vermemiz hem de zamanda yolculuğa açılan ilk kapılardan biri olması açısından oldukça heyecan verici görünüyor. Heyecanlı kısımdan başlayalım yani zamanda yolculuktan. 

Bilimsel olarak zamanda yolculuk birkaç şekilde mümkün aslında:

İlk seçenek, oldukça hızlı giden bir uzay aracı yapmak. Çünkü bir objenin hızı arttıkça o obje için zaman kavramı da yavaşlıyor. Hızlı derken, ışık hızına yakın hızlardan bahsediyorum. Bu tip bir aracı nasıl yapacağız derseniz aslında en azından başlangıç olarak iyi bir yerdeyiz diyebilirim. CERN’deki parçacık hızlandırıcılarda, en azından atom küçüklüğündeki parçacıkları ışık hızına oldukça yakın hızlarda birbirleriyle çarpıştırabiliyoruz. Normal şartlarda bu çarpışma sonucu ortaya çıkan daha ufak parçacıkların yaşam süresi, onları gözlemlememize izin vermeyecek kadar az. Ancak ışık hızına yakın hızlarda hareket ettiklerinden ve zaman onlar için normalden daha yavaş aktığından ömürleri uzuyor ve onları yakalayabiliyoruz diyebiliriz!
En basitinden ışık hızının yüzde 99’una yakın bir hızda hareket eden bir uzay gemisi yapsak ve bir gün yolculuk yapıp dünyaya geri dönsek, göreceğiz ki dünyada aslında 50 yıl geçmiş!
İşte bu, zamanda yolculuğun birinci reçetesi. Zamanda yolculuk için diğer bir seçenek ise kurt deliği adını verdiğimiz astronomik cisimler. Bir kurt deliğini kafamızda canlandırmamız için, aşağıdaki resim yardımcı olacaktır. Görülebileceği gibi, kurt delikleri uzayın herhangi bir zamandaki bir noktasını başka bir zamandaki bir noktaya taşıyan kapılardır.


Önemli bir özellikleri ise çok küçük boyularda olmalarıdır. Dolayısıyla eğer bir şekilde bir kurt deliği yakalayabilirsek, içinde yolculuk yapmak için en azından boyutlarını genişletmenin bir yolunu bulmak zorunda kalacağız.
İşte bu da zamanda yolculuğun ikinci reçetesi, bir kurt deliği bul ve içinde yolculuk yap!
MIT’li Fizikçi Julian Sonner’in yayınladığı son makalenin önemi tam olarak burada devreye giriyor. Öncelikle kuantum teorisinin en temel konularından birisini ele alıyor Sonner. Doğada iki parçacığı öyle ilişkilendirmek mümkün ki birinde olan değişiklik otomatik olarak diğerini hem de zamandan ve mekândan bağımsız olarak etkileyebiliyor.
Yani iki parçacık birbirleriyle, evrenin diğer ucunda bile olsalar, haberleşebiliyorlar, bilimsel ismi de kuantum dolanıklılık.
Günümüzde bilim adamları çeşitli tekniklerle aralarında böyle bir bağ taşıyan parçacıklar oluşturabiliyorlar.
Sonner çalışmasında aralarında bu şekilde bir bağ olan iki parçacığın birbirlerine kurt delikleriyle bağlı olduğunu kuramsal olarak gösteriyor.
Yani zamanda yolculuk için ikinci reçetemizdeki kurt deliğini nasıl yaratmamız gerektiğini bulmuş oluyoruz aslında.
Aslında Sonner’in yaptığı çalışmayı önce bu noktaya bağlamam fizikçileri biraz sinirlendirmiş olabilir! Yazının başında da söylediğim gibi bu çalışmanın zamanda yolculuk gibi konular dışındaki asıl bilimsel önemi; iki parçacık arasındaki hepimizin bildiği kütle çekimi etkisinin ilk defa olarak kuantum teorisi ile bir açıklamasının bulunmuş olmasıdır.

2013’ün sonlarına yaklaşırken, yılın en son bilim haberlerinden biri olan bu çalışma belki de sadece bu yılın değil bu yüzyılın en önemli çalışmalarından biri olabilir. Bir bilimsel makalenin, hem şimdiye dek birbiri ile ilişkisi olmadığı düşünülen konularını bir araya getirdiğini hem de zamanda yolculuk gibi bir kavramı biraz daha mümkün kıldığını görüyoruz.
Ve bu kadar çok şeye bakışımızı değiştiren bu kuramsal çalışma MIT’nin Nükleer Fizik Enstitüsünden çıkmışken biz, kendi kuramsal çalışmalarımızın merkezi olan Feza Gürsey Enstitüsü’nü kapatmamızın üçüncü yılının içerisindeyiz. 

Kuramsal çalışmalar, hemen sonuçları alınmasa da 'aydınlanmanın' ana damarlarıdır. Sabır, yaratıcılık, vizyon, emek, yetenek.. Hepsi gerekir. Böyle çalışmalar hemen yarın sonuç verecek diye yapılmaz ancak sabredildiğinde eninde sonunda sonuçlarının alınacağı da aşikardır.
Bize ise ülkece o karikatürdeki gibi... Tam aydınlanacak gibi olurken hep son anda bir gülme geliyor!