Zarif kelebekler Fettan aşüfteler

'Bu yaz aşkın yazı olacak' diye bas bas bağıran tasarımcıların ilkbahar kreasyonlarının...
Haber: MELİS ÇELEBİ / Arşivi

'Bu yaz aşkın yazı olacak' diye bas bas bağıran tasarımcıların ilkbahar kreasyonlarının üzerinden romantizm akıyor. Artık limitsiz, sansürsüz ve sonuna kadar seksten sıkılmış olmalılar ki daha masum, saf ve çocuksu bir şeylerin arayışı içindeler. Bu da çizgilerine pastel renkler, irili ufaklı çiçek desenleri, uçuşan doğal kumaşlar ve her yanı kalplerle süslü giysi ve aksesuvarlarla yansıyor. Gerçi büyük bir ihtimalle daha biz sezonu açmadan onlar bu romantizm ve nostaljiden sıkılıp geleceğe dönük ve yine seks kokan yepyeni koleksiyonlarını hazırlamış olacaklar. Zor şey 'moda'nın tasarımcısı olmak. Daha biz "Nereye? İyiydik ya!" derken, onlar çoktan başka bir yere yol alıyorlar bile. Değişimi sevmeyen tasarımcının vay haline. Ömrü olsa olsa tek sezon sürecek zavallının.
Pijamanızı dolaba asın
Sezonun romantik ruhunu Celine ve Versace gibi kimi markalar papatya desenler ve Fendi gibi bohem çanta ve kemerlerle daha dolaylı yoldan yansıtırken, kimileri de hiç dönüp dolaşmadan hedefi vuruyor. Cacharel koleksiyonunda 'love' sözcüğü ile örülmüş taytlar göze çarparken Gucci'de Tom Ford kalçaları, bacakları ve çantaları kalplerle süslemiş. Hollandalı ikili Victor & Rolf, pantolon ve bluzlara kalp şeklinde delikler açmış. Garip bir olgu moda. Ayıp olan, moda olduğu zaman doğal karşılanıyor ve çoğunluk tereddütsüz uygulanıyor. İlkbahar sezonunda gecelik ve pijama, yani bildiğimiz uyku kostümleri, rahat ve günlük kıyafetler olarak gardıroplarımızda yerlerini alıyorlar. Yalnız şu günlerde sokağa gecelikle çıkayım demeyin, Mars'tan gelmişsiniz gibi bakarlar. Sabredin, üç dört ay sonra işyerinde ya da bir kafede pijama partisi verebilirsiniz.
Modada gecelik ve iç çamaşırı kullanımı ilk değil. 1960'lar nasıl düşük belli pantolonların ve çiçek nakışlı şilebezi bluzların, '70'ler platform topukların ve İspanyol paçanın, '80'ler yırtık kot ve çengelli iğnenin devri idiyse, işte '90'lar da çamaşır devriydi. Ama önümüzdeki sezon rastlayacağımız, Madonna'nın meşhur ettiği dökümlü seksi saten gecelik değil, maskülen hatlı, modernize edilmiş pijamalar. Prada bildiğimiz pamuklu pijamadan şık bluz ve etekler çıkarırken Gucci, modanın yastık savaşçısı kadınları için yapılmış saten pantolonlar ile dikkat çekiyor.
'Moulin Rouge'un ettiği
Bu arada yıllardır kadın modasında süregelen erkek çocuğu silueti son buluyor olsa gerek. Çoğunluğunu eşcinsel erkeklerin oluşturduğu ve her sezon moda trendlerini belirleyen dünyanın belli başlı tasarımcıları, artık kötü emellerini kadınlar üzerinde kullanmaktan vazgeçip kadın vücuduna saygı duyma ve onu değiştirmeye çalışmama yolunu seçtiler. Geçen senelerin aksine önümüzdeki sezon, kadının yuvarlak vücut hatlarını bariz bir şekilde vurguluyorlar. Bunu da 'Moulin Rouge' filmine bağlamamız yanlış olmaz. Bir yüzyıl öncesine kadar, kadınların onsuz odalarından dışarıya adım bile atmadıkları korseler tekrar giriyor hayatımıza. Ne kadar yaygın olur, o ayrı mesele. Kullanıldığı yıllar boyunca kadının işe yaramazlığını garantileyen korse, o zamanlar için bir statü simgesiydi çünkü bırakın çalışmayı, içinde kıpırdamak bile imkânsızdı. Korse giyen kadınlar,
'kocalarının ekonomik gücü olduğu' sinyalini veriyorlardı.
'Erkek' tasarımcılar, kadını erkeksi figürden kurtardılar kurtarmasına ama şimdi de kocasının eline bakan zayıf bir yaratık olarak sunulan kadın imajını kutsuyorlar. Aslında bu kadar derine inmeye gerek var mı? Ne de olsa moda oldukça 'yüzeysel' ve görsel bir olgu. Korse günün sonunda çok estetik, seksi ve feminen hatlarıyla kadın vücudunu tüm güzelliğiyle ortaya koyuyor. Bu akımın öncüsü, korseyi moda olsa da olmasa da her sezon zaten koleksiyonlarında kullanmış olan Dolce & Gabbana. Onu aslında bir iç çamaşırı markası olan Victoria's Secret izliyor. Bu sezon 'What is Sexy?' reklam kampanyası ve defilesi, televizyonda gösterilmek için fazla provokatif olduğu iddiasıyla tepkileri üzerine toplayan Victoria's Secret, ilkbaharın yıldızlarından olacağa benzer. Burada da hemen hemen her markada korseye rastlayacaksınız büyük olasılıkla. Daha şimdiden Morgan, Mango, Bagfun ve Vakkorama
koleksiyonlarında bu ürünü bulabiliyorsunuz. Korseyi tek başına kullanabileceğiniz gibi uçuşan kontrast renklerde şifon bluzların üzerine de giyebilirsiniz. Altına geçirdiğiniz bir jean ile de onu 1800'lerden alıp günümüze taşıyabilirsiniz.
Çayır çimen teması
2002 ilkbahar modasının en güçlü teması doğa ve folklor, anahtar ürün ise çayır elbisesi. Çiçek motifli ya da zarif kelebek desenli elbiselerle kombinlenen püsküllü aksesuvarlarla modern prenses figürü ortaya çıkıyor.
D&G, Prada, Chloe, Missoni ve Dior, bu akımdan payını alırken püskül modasında Cavalli, DKNY, Jimmy Choo, Jitrois ve Emma Cook başı çekiyor. Özellikle süet çizmeler sezonun gözdelerinden.
Sezona şöyle bir dokunan tema ise 1920'ler. Kimi markalar giysilerinde, kimisi ise aksesuvarlarında '20'lerden etkilenmiş. Erkeksi hatlar takım elbiselerle devam
ediyor. Marc Jacobs kış koleksiyonunda kullandığı iri düğmeleri ve kalın kemerleri bu sezon da takımlarının üzerine taşıyor. Yine 2001'den süregelen nostaljik punk'ın asi çocukları, askeri modanın takipçileri ve gotik tarzın tutkunları, bu sezon hepsini karıştırıp modanın yeni anarşist ruhunu yansıtıyorlar. Şık siyah bir blazer'ın içine giyilen birbirine tutuşturulmuş kumaş parçalarından oluşan paçavra görünümlü (en az 400 dolar) bir atlet ya da 1000 dolarlık pullu bir elbisenin üzerine attığınız eskitilmiş komando desenli bir ceket ve eskiciden alınmış çizmeler bu tarzı yakalamanıza yeter de artar bile.
Jean Cocteau, "Modayı her şey için bağışlamak lazım, çünkü o çok genç ölüyor" derken ileri görüşlü davranmıştı kuşkusuz.