Zulmün sevkiyatı: Mavi Ring

Zulmün sevkiyatı: Mavi Ring
Zulmün sevkiyatı: Mavi Ring
Festivalin dördüncü gününde gösterilen 'Uzun Yol', Yeşilçam melodramlarına selam gönderen bir çalışmaydı. 'Mavi Ring' ise içerik, anlatım ve üslup açısından festivalde izlediğim en iyi filmdi.
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

Antalya’nın ‘En heyecanlı’(!) bölümü ‘Ulusal yarışma’da filmler sırasıyla izleyiciyle buluşmaya devam ediyor. Salı gününü mönösünde de iki yapım vardı. Sinemaseverler ilk olarak ‘Uzun Yol’u izledi. İngiltere’de yaşayan Nihat Seven’in imzasını taşıyan film sıradan insanların dünyasında gezinen bir dram olma niyetinde. Kamyon şoförü Fariz’le, yerinden yurdundan edip kaçırarak evlendiği Gülten’le İstanbul ’un gözden ırak bir yöresinde sakin ve mutlu bir hayatı paylaşma niyetindedir. Lakin evlendikten ve çocukları olduktan sonra da Fariz’in eski alışkanlıklarına, özellikle de kumara olan tutkusu mutluluklarına gölge düşürür. Gidiş yolu olarak ‘Selvi Boylum’u da andıran (bunu sadece ana karakterin kamyon şoförü olması itibariyle söylemiyorum, Selim karakteri de bu benzetmeye güçlendiriyor), sonradan Yeşilçam’ın birçok melodramına göz kırpan ‘Uzun Yol’, bir ara neredeyse Robert Redford’lu ‘Ahlaksız Teklif’in sularına bile dahil oluyordu. Yönetmen Seven, “Klişelerle yola çıkıp klişeleri kırmaya özen gösterdim” dese de filmi benzer yolu daha önce aşmış onca yapıtın arasından sıyrılacak gibi görünmüyor.

Vicdan, her daim vicdan!

Günün mönösünde yer alan ikinci film ise ‘Mavi Ring’ti. Fuat Kav’ın, 1989’da Eskişehir Hapisanesi’nin boşaltılması sonucu Aydın Hapisanesi’ni sevki yapılan bir grup siyasi tutuklunun, nakil işlemleri sırasında yaşananları anlatan kitabından sinemaya uyarlanan yapım, hikâyesi itibariyle mahkûmlara su bile vermese de sinemaseverlerin yüreklerine su serpti. Siyasi bir konuyu bence son derece sade ve etkileyici bir dille anlatan, zaman zaman bir tiyatro oyunu havasına bürünse de meselesini sinema yoluyla çözen ‘Mavi Ring’, benim ‘Ulusal Yarışma’da izlediğim yedi film arasında en çok gönlümün kaydığı çalışma oldu. Kuşkusuz bunda belki konunun önümüze getirdikleri, hatırlattıkları oldu ama yine de ben içerik, anlatım ve üslup açısından ‘Mavi Ring’in sınavı geçtiği kanaatindeyim. Hikâyenin içine katılan doktor Pınar karakteri vasıtasıyla yaşanan onca zulme ‘Orta sınıf’ ve dışarıdan bakanların ‘tarafsızlar’ın da da dahil olma sürecini ‘Vicdan’ olgusu üzerinden anlatan ‘Mavi Ring’, sanırım siyasi sinema tarihimizde de yerini alacaktır.

‘Her yer Taksim’

Öte yandan filmin basın toplantısı da renkli ve ‘heyecanlı’ geçti. Kuşkusuz ‘Gezi’ dolayısıyla Türkiye 2013’te kendi ‘Direniş tarihi’ni de hatırladı. ‘Mavi Ring’ bu ruhun Antalya’daki temsilcisi gibiydi. Film biterken salonda ‘Rojava direnişi’ üzerine sloganlar atıldı. Basın toplantısında ise filmin oyuncu kadrosunda yer alan isimlerden Sezgin Cengiz, ‘Gezi’yi hatırlattı ve bu kez festival çadırında ‘Her yer Taksim’ sloganı atıldı. Basın toplantısındaki yaratıcı ekibe yöneltilen sorulardan biri devletin eski günahlarından birini sorgulayan böyle bir filme Kültür Bakanlığı’nın nasıl destek verdiğiydi. Yönetmen Ömer Leventoğlu, söz konusu yardımı belirleyen bir kurulun olduğunu ve bu kurulun sinemayı, senaryoların ruhunu bilen doğru insanlardan oluştuğunu belirtti.
Sonuç olarak ‘Mavi Ring’, izlenmesi zor bir film ve zorluğu, ele aldığı karakterlerin yaşadıklarını aktarmadaki başarısından kaynaklanıyor. Sonuç olarak yönetmen Leventoğlu ve tüm çalışma arkadaşlarına, filmin bundan sonraki yolculuğu için başarılar dilerim…