Cumhurbaşkanı Erdoğan Iğdır'da

Cumhurbaşkanı Erdoğan Iğdır'da
Cumhurbaşkanı Erdoğan Iğdır'da
- Erdoğan: (1) - "Bu sabah Genel Sekreterim kanalıyla yazılı olarak kendisine (CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu) hemen bir bildirimde bulundum ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne davet ettik. Gel bütün tuvaletleri gez, bakalım bir tane altın kaplama klozet bulabilecek misin? Eğer bulursan ben cumhurbaşkanlığı makamından çekileceğim ama bulamazsan şu CHP'nin başına bela olmaktan çekilecek misin? Eğer zerre kadar kişilik varsa zerre kadar haysiyet varsa bu yazılı davetime uyar, gelir orayı gezer görür" - "1999'da bunların hoca efendisi vardı ya kaçtı gitti bu ülkeden. Nereye kaçtı, gitti? Amerika'ya, Pensilvanya'ya. Ya sen hoca efendi değil misin? Mekke'ye, Medine'ye gitseydin ya orada ne işin var? Şimdi küçük imamlar buradan başladı onlar da kaçıyor. Niye? Dedik ya inlerine gireceğiz, evet şu anda inlerine girdik ve şimdi kaçıyorlar. Onlar kaçacak biz kovalayacağız, hukuk içerisinde ne gerekiyorsa bunu yapacağız" - "6-8 Ekim olaylarında insanları sokağa döküp 50 kişinin ölümüne yol açan eş başkanı türkü, bar sanatçısı havasında pazarlamak için var güçleriyle çalışıyorlar. Bir eline saz veriyorlar, bir eline mikrofon. Bunları da artık görmeye başladık ve böylece palazlamaya çalışıyorlar. Bugüne kadar Kürt kardeşlerimin tarihi, kültürü, inancı, geleceği için ağzından tek söz çıkmamış olanların barajı geçmesi için İstanbul'daki elitler seferber olmuş durumda"

IĞDIR (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan , "Bu sabah Genel Sekreterim kanalıyla yazılı olarak kendisine ( CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ) hemen bir bildirimde bulundum ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne davet ettik. Gel bütün tuvaletleri gez, bakalım bir tane altın kaplama klozet bulabilecek misin? Eğer bulursan ben cumhurbaşkanlığı makamından çekileceğim ama bulamazsan şu CHP'nin başına bela olmaktan çekilecek misin? Eğer zerre kadar kişilik varsa zerre kadar haysiyet varsa bu yazılı davetime uyar, gelir orayı gezer görür"? dedi.

Belediye Meydanı'nda halka hitap eden Erdoğan, konuşmasına, "Sevgili Iğdırlılar, değerli kardeşlerim, sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum" diyerek başladı.

Bereketli ovasıyla haşmetli Ağrı dağıyla Ermenistan, Nahçivan ve İran'a kapı komşuluğuyla coşkulu Aras Nehri ile Iğdır'ın bugün bir başka güzel olduğunu belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hemen yanı başımızdaki Erivan, 1912 yılına kadar ayakta olan 42 muhteşem camisiyle Iğdır'ın kader arkadaşıydı. Bugün Erivan mahsun, Iğdır'da günde beş vakit ezan okunurken, Erivan hüzünlü bir suskunlukla onu takip ediyor. Iğdır'da Caferi, Şafi, biz bu mübarek Berat gecesinde Hazreti Peygamber'i ve ehlibeyti salavatlarla anarken Erivan sessizliğe gömülecek. Hanefi kardeşlerimiz camilerini doldurup ibadetlerini ederken Erivan kendi yalnızlığına eşlik ediyor. Sahip olduğumuz imkanların kıymetini çok iyi bilelim. Kürt olabiliriz, Azeri olabiliriz, Türk olabiliriz, Kürtçe, Türkçe konuşuyor olabiliriz, Sünni, Caferi olabiliriz ama hep birlikte Türkiyeyiz bunu unutmamamız gerekiyor."

"Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin dediği gibi 'Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız', hep birlikte Türkiye olacağız" diyen Erdoğan, bunlardan hangisinde bir çatlama meydana gelse, herkesin geleceğinin kararacağını söyledi. 

Yüz yıl önceki Erivan ile bugünkü Erivan'ın farklı olduğuna ve Kafkasya'da, Balkanlarda, Ortadoğu'da, Kuzey Afrika'da, Orta Afrika'da olanlara dikkati çeken Erdoğan, "Bizim, Iğdır başta olmak üzere, Doğu ve Güneydoğu bölgemizdeki vilayetlerimizde birliğe, beraberliğe, kardeşliğe böylesine güçlü vurgu yapmamızın sebebi işte bu" dedi.

Son 200 yıla bakıldığında, birliğin ve beraberliğin kaybedildiği yerlerde, sadece bir mevzinin değil, her şeyin kaybedildiğini ifade eden Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy'un "Girmeden tefrika bir millete düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez" dizelerini hatırlattı.

Yüreklerin toplu vurmasını sağlamak zorunda olduklarını dile getiren Erdoğan, "Bizim bu coğrafyada, bin yıldır verdiğimiz mücadele, Türklük, Kürtlük değil varlık, yokluk mücadelesidir. Dün Abdülhamit, Menderes, Özal için söylediklerini bugün bizim için söylüyorlar. Neden biliyor musunuz? Hesapları bozuldu da onun için. Biz 12 yıldır vesayetle çarpışa çarpışa bugünlere geldik. Bizim elde ettiğimiz her başarı, onların hesabında açılan bir delikti" diye konuştu.

-"Önümüzde yeni bir oyun var"

2007'den bu yana ortaya çıkartılan krizleri aştıklarını ve kurulan tezgahları milletle beraber bozduklarını anımsatan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bugün önümüzde yine bir oyun var. Bölücü örgütün güdümündeki partinin eş başkanı, 'üst akıl değil, ortak akıl' diyor. Bu ortaklığın içinde kimler var biliyor musunuz? Burada, milliyetçi olduğu iddiasındaki parti ile bölücü örgütün güdümündeki partiyi bir arada görüyoruz. Ana muhalefet partisi ile paralel ihanet şebekesini aynı ortaklığın içinde görüyoruz. Amerika'daki yayın organlarını, ülkemizdeki darbeci bazı medya kuruluşlarını, Ermeni lobisini aynı ortaklığın içinde görüyoruz. Peki bunlar kime karşı ortaklık kurmuşlar? Bize karşı ortaklık kurmuşlar, hükümete karşı ortaklık kurmuşlar, imam hatip okullarına karşı, dini müesseselere karşı ortaklık kurmuşlar. Bunlar, millete karşı ortaklık kurmuşlar. Biz millete hizmet için çalışıyoruz, onlar millete karşı ortaklık kurmak için çalışıyor. Aramızdaki fark bu." 

"Bölücü örgütün güdümündeki parti ile milliyetçi olduğu iddiasındaki partiyi aynı çatı altında buluşturan aklın, sizin hayrınızı düşünmesi mümkün mü?" diye soran Erdoğan, "Birisi siyasi Kürtçülük yapıyor, birisi siyasi Türkçülük yapıyor, hiç farkı yok, al birini vur öbürüne. Ana muhalefet partisinin kendisini bırakıp eş başkanlığının partisi için oy dilendiği bir ortaklıktan hayır çıkması mümkün mü?" diye konuştu.

-"Ne bardak ne çanak aldık"

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde "klozetlerin altın kaplama olduğu" iddialarına değinen Erdoğan, TRT'nin canlı yayınında "Hodri meydan" dediğini hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu sabah da Genel Sekreterim kanalıyla yazılı olarak kendisine (CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu) hemen bir bildirimde bulundum ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne davet ettik. Gel bütün tuvaletleri gez, bakalım bir tane altın kaplama klozet bulabilecek misin? Eğer bulursan ben cumhurbaşkanlığı makamından çekileceğim ama bulamazsan şu CHP'nin başına bela olmaktan çekilecek misin? Eğer zerre kadar kişilik varsa zerre kadar haysiyet varsa bu yazılı davetime uyar, gelir orayı gezer, görür. Aksi takdirde söyleyeceğim başka şeyler var, şimdi onlara girmiyorum. Bunların kılavuzu karga. Şu hale bak günlerdir söylediği laf bu, 'Altın kaplama klozet, altın klozet'. Ya bir siyasetçi, bir partinin genel başkanı olduğunu iddia eden kişi bu tür yalan yanlış şeyler söyler mi? Geldiğimizden beri 'bardak, çanak' bunlarla uğraşıyor. Biz geldiğimizden beri ne bardak aldık ne çanak aldık. Geldiğimizde ne varsa onlarla çalışıyoruz ama iftira atacak ya. Bu iftira için mantık şu, 'İftira at, tutmazsa iz bırakır'. Mantık bu, hepsi aynı."

"Pensilvanya ile Kandil'in ülkenin ve milletin hayrına bir meselede bir araya gelmesi mümkün mü? Ama bak şimdi geldiler" diyen Erdoğan, "Niye? Çünkü 1999'da bunların hoca efendisi vardı ya kaçtı gitti bu ülkeden. Nereye kaçtı gitti? Amerika'ya, Pensilvanya'ya. Ya sen hoca efendi değil misin? Mekke'ye, Medine'ye gitseydin ya orada ne işin var? Şimdi küçük imamlar buradan başladı onlar da kaçıyor. Niye? Dedik ya 'inlerine gireceğiz', evet şu anda inlerine girdik ve şimdi kaçıyorlar. Onlar kaçacak, biz kovalayacağız, hukuk içerisinde ne gerekiyorsa bunu yapacağız" ifadesini kullandı.

-"Aydın maydın geçinen karanlıklar var"

"Iğdır bu oyuna gelir mi?" sorusuna "Hayır" cevabı alan Erdoğan, "O zaman 7 Haziran bir milattır unutmayın" dedi.

 Erdoğan, şunları kaydetti:

"6-8 Ekim olaylarında insanları sokağa döküp 50 kişinin ölümüne yol açan eş başkanı türkü, bar sanatçısı havasında pazarlamak için var güçleriyle çalışıyorlar. Bir eline saz veriyorlar, bir eline mikrofon. Bunları da artık görmeye başladık ve böylece palazlamaya çalışıyorlar. Bugüne kadar Kürt kardeşlerimin tarihi, kültürü, inancı, geleceği için ağzından tek söz çıkmamış olanların barajı geçmesi için İstanbul'daki elitler seferber olmuş durumda. Bu aydın maydın geçinen karanlıklar var, seferber olmuş durumda. Bunlar ne aydını ya? Bu ülkede 50 kişinin ölümüne neden olan bir insana aydın denilebilir mi? Üçüncü kattan Yasin Börü'yü atıp bıçaklamak suretiyle üzerinden arabayla geçerek onu şehit edenlere, bu ülkede bu tür aydın geçinenlerin destek vermesine ne diyeceksiniz? Karanlık. Açık, net söylüyorum, bunlar kandan besleniyor, yaptıkları iş bu. Arkalarında terör örgütü olmasa bu oyları almaları mümkün değil, hep tehdit."

(Sürecek)