Almanya'daki NSU Yeraltı örgütünün cinayetleri

Almanya'daki NSU Yeraltı örgütünün cinayetleri
Almanya'daki NSU Yeraltı örgütünün cinayetleri
- Babası öldürülen Semiya Şimşek'in avukatı Yıldız: - "Bir hukukçu olarak Almanya'da böyle şeylerin olacağını düşünmüyordum. Onun için büyük hayal kırıklığı içindeyim" - Eşi öldürülen Elif Kubaş'ın avukatı Ilius: - "Birçok istihbarat bilgileri daha var, ortaya çıkarsa gerçekten devlet krizi gibi bir şey olabilir. Bundan dolayı bir şekilde bunun kapatılmasına çalışılıyor. Mesela savcılık hep küçük bir gruptan bahsediyor. Biz ise büyük bir şebekeden söz ediyoruz"

ISPARTA (AA) - Almanya'da 8'i Türk 10 kişinin öldürülmesinden sorumlu tutulan Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütünün işlediği ileri sürülen cinayetler, mağdurların avukatlarınca Isparta'daki sempozyumda anlatıldı.

Nasyonal Sosyalist Irkçı Terör Örgütü (NSU) Davası ve Terör Suçlarında Yeni Gelişmeler Sempozyumu, Almanya'da öldürülenlerden bazılarının yakınlarının katılımıyla Isparta'da yapıldı.

Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk Turhan, fakültenin konferans salonunda düzenlenen konferansın açılışında yaptığı konuşmada, NSU'nun işlediği suçların 2. Dünya Savaşı'ndan sonra Almanya'da ırkçı anlayışla işlenen en önemli suçlar arasında bulunduğunu söyledi.

Cinayetler nedeniyle 5 kişinin yargılanmasına 2013 yılında başlandığını bildiren Turhan, 13 yıl boyunca Alman polisinin sanıkları bulamadığını, bunun bir "soru" olduğunu kaydetti. 

- "Hayal kırıklığı yaşıyoruz"

NSU üyelerince 2000 yılında öldürülen Enver Şimşek'in kızı Semiya Şimşek'in avukatı Seda Başay Yıldız, davada 200'üncü duruşmayı geride bıraktıklarına dikkati çekti.

Semiya Şimşek'in yaşadığı olaylar nedeniyle  Türkiye 'ye döndüğünü dile getiren Yıldız, yetkililerin "her şeyi açıklığa kavuşturacağız" sözüne rağmen hiçbir şeyin ortaya çıkmadığını, bunun kendilerinde hayal kırıklığı yarattığını vurguladı.

Kendilerine verilen sözlerin unutulduğunun altını çizen Yıldız, "Alman istihbaratının bazı muhbirlerinin bu işin içinde olduğunu biliyoruz. Bunu ortaya çıkardık. Bu konunun açıklığa kavuşturulması için tüm dosyaların bize verilmesi gerekli ama Alman devleti, istediğimiz dosyaları vermiyor. Bu da çok sayıda soru işareti demek" dedi.

Halit Yozgat'ın öldürüldüğü kafede o sırada bir istihbarat çalışanı bulunduğunu savunan Yıldız, "Polisler söz konusu istihbarat çalışanının telefonlarını dinledi. Telefonda kendisine birinin, 'Böyle bir olayın olacağını bildiğin halde orada olmaman gerekirdi' dediği kayıtlara geçti" diye konuştu. 

"Bir hukukçu olarak Almanya'da böyle şeylerin olacağını düşünmüyordum. Onun için büyük hayal kırıklığı içindeyim. Sorularımızın cevaplarını vermiyorlar" diyen Yıldız, olayın ardından terör örgütüne üye kişilerin dosyalarının kaybolduğunu ama sorumluluğu kimsenin üstlenmediğini kaydetti.

Yıldız, NSU'nun 5 kişiden oluşan küçük bir örgüt olmadığını ancak Alman gizli istihbaratının örgüte üye kişilerin dosyalarını kendilerine vermediğini belirtti.

- "Yerel mahkemeden çok fazla beklentimiz kalmadı"

NSU tarafından öldürülenlerden Mehmet Kubaş'ın eşi Elif Kubaş'ın avukatı Carsten Ilius ise cinayetlerde Alman devletinin, özellikle gizli servislerinin rolünün bulunduğunu bildiklerini ancak davada bu noktalarda hiçbir ilerleme sağlanamadığını söyledi.

Tüm müştekilerin hayal kırıklığı yaşadığını vurgulayan Ilius, şöyle devam etti:

"Birkaç önemli nokta var. Birincisi, bütün dosyalara ulaşamıyoruz. Devletin bilgisi olduğunu biliyoruz ama bu bilgiler savcıdan bize teslim edilmiyor. Başvuruyoruz, verilmiyor. Bunun hukuk devletine aykırı bir davranış olduğunu düşünüyoruz. 2006'da Mehmet Kubaş'ın öldürüldüğü dönemde Nazi grupları oldukça güçlüydü. Bunlar NSU ile aynı şebekede çalışıyorlardı. Bunlar hakkında hiçbir etkili soruşturma yapılmamış. Bir sürü eksik var ama bunların kapanacağını düşünmüyoruz. Bundan dolayı yavaş yavaş uluslararası seviyeye gitmeyi düşünüyoruz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) gitmeyi düşünüyoruz. Yerel mahkemeden şu an çok fazla beklentimiz kalmadı." 

Ilius, "Birçok istihbarat bilgileri daha var, ortaya çıkarsa gerçekten devlet krizi gibi bir şey olabilir. Bundan dolayı bir şekilde bunun kapatılmasına çalışılıyor. Mesela savcılık hep küçük bir gruptan bahsediyor. Biz ise büyük bir şebekeden söz ediyoruz. O zaman çok farklı bir şey ortaya çıkıyor. Dava en azından bir yıl daha devam edecek, sonuçlara göre takip edeceğiz. Netice çıkmazsa AİHM'e gideceğiz" ifadelerini kullandı.

- "Davanın 200'üncü duruşması geride kaldı"

Enver Şimşek'in kızı Semiya Şimşek de kendisini olduğu gibi kabul etmediği için Almanya'dan ayrılarak Türkiye'ye geldiğini dile getirdi.

Babasının öldürüldüğü dönemde kamuoyunun olaya "uyuşturucu ve dönerci cinayetleri" şeklinde yaklaştığını anlatan Şimşek, ancak bu iddiları destekleyen hiçbir kanıt bulunmadığını söyledi.

Babası ve diğer kişilerin NSU tarafından öldürüldüğünü kardeşinin radyodan tesadüfen öğrendiğini anlatan Şimşek, şöyle konuştu:

"Polislerin evimize gelip bize açıklama yapmaları için bir hafta beklemek durumunda kaldık. Orada bir değerimiz yoktu. 'Sen Türksün, senin hiçbir değerin yok.' Alman öldürülmüş olsaydı o gün polis gelir, açıklamasını yapardı. Bu zaman içerisinde kimse bize sahip çıkmadı. Cinayetler işlenirken Türk ve Alman devleti gelip 'Bu cinayetler neden işleniyor' diye sormadı. 4 Kasım 2011'de olayın ortaya çıkmasıyla bir anda Türk ve Alman basını ile politikalarının ilgi odağı olduk. Mağdur olduk. Çünkü 11 yıl boyunca suçluyduk, 'Uyuşturucu sattı, vuruldu'. 11 yıl sonra mağduriyetimiz ortaya çıktı."

Şimşek, şimdi de 5 sanığın yargılanarak dosyanın kapatılmak istendiğini savunarak, kendilerinin ise sorularına cevap istediklerini kaydetti.

"Benim babam tesadüfen mi öldürüldü, takip mi ediliyordu, biz bunlara cevap arıyoruz" diyen Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Davanın 200'üncü duruşması olmasına rağmen hala cevap alamadık. Büyük ihtimalle de alamayacağız. Bu, bizi umutsuzluğa sürüklüyor. İlk başta çok umutluyduk. Çok motivasyonla davaları takip etmeye başladık. Böyle olaylar oldukça, üstünü kapatmaya çalıştıklarını gördüğümde üzülüyorum. Bütün dosyaların mahkemeye sunulmasını, Türk ve Alman devletlerinin mağdurlara sahip çıkmasını istiyorum."