"Askeri casusluk" davası sanığının hukuk mücadelesi

"Askeri casusluk" davası sanığının hukuk mücadelesi
"Askeri casusluk" davası sanığının hukuk mücadelesi
- Kamuoyunda "Askeri casusluk" olarak bilinen davanın iki numaralı sanığı emekli Albay Coşkun Başbuğ'un Fetullah Gülen ile davaya bakan hakim-savcı ve ev aramalarına katılıp tanıklık yapan polisler hakkında önceki yıllarda birçok kez yaptığı suç duyurularının dikkate alınmadığı ortaya çıktı - Hukuk mücadelesini yılmadan sürdüren Başbuğ: - "Suç duyurusunda bulunmaya devam ettim ve dilekçemi en sonunda dava dosyasına ekletebildim"

İZMİR (AA) - GÜLCAN KAPLAN - Kamuoyunda "Askeri casusluk" olarak bilinen davanın iki numaralı sanığı emekli Albay Coşkun Başbuğ'un dava sürecinde, Fetullah Gülen ile davaya bakan hakim-savcı ve ev aramalarına katılıp tanıklık yapan polisler hakkında önceden birçok kez yaptığı suç duyurularının dikkate alınmadığı ortaya çıktı. 

İzmir merkezli 18 ildeki "Paralel Devlet Yapılanması" operasyonuyla yeniden gündeme gelen ve kamuoyunda "Askeri casusluk" olarak bilinen "askeri gizli bilgi ve belge bulundurma" davasının iki numaralı sanığı emekli Albay Coşkun Başbuğ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dava sürecinde, evlerde gerçekleştirilen aramalar ve diğer usulsüzlüklere dikkati çekmek üzere savcılık ve mahkeme nezdinde girişimlerde bulunduğunu ancak başarılı olamadığını belirtti. 

Başbuğ, "Paralel Devlet Yapılanması" operasyonu kapsamında tutuklanmasına karar verilen ancak firari konumda olan eski İzmir Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdür Yardımcısı Emin Göktaş'ın "Askeri casusluk" davasının bir numaralı sanığı iş adamı Bilgin Özkaynak'ın Sapanca'daki evinde yapılan aramaya katıldığını, operasyon sonrası tutuklanan eski emniyet amiri Yaser Özoğlu'nun aynı davanın sanıklarından Narin Korkmaz'ın babasının evinde arama yapan ekibin başında bulunduğunu söyledi. Eski İzmir Mali Suçlarla Mücadele Büro Amiri Mehmet Emin Çakıcı'nın da sanıklardan Onur Süer'in Marmaris'teki evinde arama gerçekleştiren ekipte görev aldığını belirten Başbuğ, bu üç isim hakkında dava sürecinde "yalancı şahitlik" yaptıkları gerekçesiyle suç duyurusunda bulunduğunu kaydetti.

Soruşturmada aktif rol alan polislerin yanı sıra davanın iddianamesini hazırlayan savcı Zafer Kılınç ve hakim Atilla Rahman hakkında da suç duyurusunda bulunduğunu anlatan Başbuğ, 25 Şubat 2015 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ilk dilekçede söz konusu şahısların "silahlı terör örgütü üyesi olmak", "devlete ait gizli bilgi ve belgeyi temin etmek, bulundurmak", "devlete ait gizli bilgi ve belgeyi örgüt mensubu basın yayın organları vasıtasıyla umuma yayımlayarak ifşa etmek", "kişisel verileri kaydetmek ve umuma yaymak", "memuriyeti ve görevi kötüye kullanmak", "yargıyı yanıltmak ve yanlış yönlendirmek" suçlarını işlediğini iddia ettiğini anlattı.

- Fetullah Gülen hakkında da suç duyurusunda bulunmuş

Dava sürecinde suç duyurularına devam ettiğini anlatan Başbuğ, duruşmalarda kendisi hakkındaki suçlamalara "devlet ve kişi aklıyla alay eden olaylara tepki vermek ve inandığı şahsi değerleri korumak" adına savunma yapmadığını ancak iddianamedeki ve yargılamadaki hukuk dışı uygulamaları ve çelişkileri mahkemelere delilleriyle anlatmaya çalıştığını kaydetti.

Bu süreçte 12. Ağır Ceza Mahkemesi ve 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ne "Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması" ve Fetullah Gülen hakkında da suç duyurusunda bulunduğunu aktaran Başbuğ, şöyle konuştu:

"Bu davanın tüm safhalarında aktif görev alan örgüte mensup hukuk personeli ve polisler hakkında, bu davayla ilgili yaptığı yayınlarla kamuoyunu yanıltarak örgüt emelleri doğrultusunda kamuoyu oluşturmaya çalışan medya ayağı, Bugün TV, Samanyolu TV, Kanaltürk TV, Zaman, Taraf ve Bugün gazeteleri hakkında defalarca suç duyurusunda bulundum. Bu suç duyurularına rağmen mahkemeler ve savcılık tarafından hiçbir işlem yapılmadı. Mahkemelerin birkaç kez dilekçeyi başsavcılığa vermesini istemesi üzerine dilekçeyi sunduğum eski başsavcı, 'ben zaten gideceğim, benden sonra gelene verirsin' diyerek dilekçemi kabul etmedi." 

Sonraki dönemde suç duyurusunda bulunmaya devam ettiğini ve talebini en sonunda dava dosyasına ekletebildiğini belirten Başbuğ, kabul edilen suç duyurusunun da daha sonra gerçekleştirilen "Paralel Devlet Yapılanması" operasyonuna temel teşkil ettiğini söyledi.

- "Askeri casusluk" davası

"Askeri gizli bilgi ve belgeleri ele geçirme, bulundurma" suçlamasıyla 49'u muvazzaf asker, 357 sanık hakkında açılan dava TMK 10. maddesiyle görevli İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 16 Nisan 2013 tarihinde görülmeye başlanmış, sanıkların 44'ü Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından olmak üzere tutuklu 69 kişi tahliye edilmişti.

Daha sonra özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına ilişkin düzenlemenin ardından davanın İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesi kararlaştırılmış, 5'i asker 10 tutuklunun da bu mahkemece tahliye edilmesiyle davada tutuklu sanık kalmamıştı.

"Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "devletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin etmek" suçlamalarıyla hakkında müebbet ve 9 yıl hapis cezası istenen Coşkun Başbuğ ise 2,5 yıl tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilmişti.

İzmir merkezli 18 ilde Paralel Devlet Yapılanması'na yönelik operasyonda ise aralarında merkez valileri, mülkiye müfettişi, emniyet müdürü ve polislerin de bulunduğu 57 kişi hakkında yakalama kararı çıkartılmıştı. Gözaltına alınan 49 şüpheliden 17'si tutuklanmıştı. Soruşturma çerçevesinde hakkında yakalama kararı çıkarılan 8 şüpheli arasında örgütün bir numaralı ismi Fetullah Gülen de bulunuyor. 

İzmir Cumhuriyet Savcılığı, zanlıların, FETÖ/PDY yönlendirmesi ve talimatları doğrultusunda, "İzmir Askeri Casusluk Davası" olarak bilinen davaya ilişkin soruşturma sürecinde, taraflı ve kasıtlı usulsüzlükler yaptıkları, şüphelilerin kamuoyunda itibarsızlaştırılarak devlet bürokrasisinden ve TSK'dan tasfiyesini amaçladıkları yönündeki iddialar üzerine gözaltına alındıklarını bildirmişti.