Başbakan Davutoğlu canlı yayında

Başbakan Davutoğlu canlı yayında
Başbakan Davutoğlu canlı yayında
- Davutoğlu: (4) - "Bir hafta önce 'fuatavni' denilen ve paralel yapıyla irtibatlı olduğu besbelli bir twitter hesabından, 'Şanlıurfa'daki benim mitingim esnasında terör saldırısı yapılacağı' bilgisi dolaştı. Düşünün terör saldırısını DAEŞ yapacak ise paralel yapı bunun önceden servisini yapıyor" - "PKK da bunu istiyor, DAEŞ de DHKP-C de paralel yapı da bunu istiyor. Onun için asılsız söylentilerle halkta tedirginlik doğurmak istiyor. Görüyor musunuz perde gerisinde nasıl bir paslaşma var' - "Şu bir hafta içinde göstereceğimiz performansla tek başına iktidar olmak ya da olmamak arasında bir çizgide olduğumuzun farkındayız"

İZMİR (AA) - Başbakan Ahmet Davutoğlu, Şanlıurfa mitingi öncesi "fuatavni" isimli sosyal medya hesabından terör saldırısı yapılacağı bilgisinin yayıldığını belirterek, "Düşünün, terör saldırısını DAEŞ yapacak ise paralel yapı bunun önceden servisini yapıyor. PKK da bunu istiyor, DAEŞ de DHKP-C de paralel yapı da bunu istiyor. Onun için asılsız söylentilerle halkta tedirginlik doğurmak istiyor. Görüyor musunuz perde gerisinde nasıl bir paslaşma var" dedi. 

Davutoğlu, Habertürk TV, Show TV ve Bloomberg HT ortak yayınında, "Ankara'daki terör saldırısının ardından diğer partiler miting yapmayacaklarını açıklamalarına karşın AK Parti'nin mitinglere devam etmesinin nedenine" ilişkin soru üzerine, bunun hem psikolojik hem de siyasi nedenden kaynaklandığını söyledi. 

Terör örgütlerinin eylemleriyle normal hayat akışını değiştirmeyi, insanlarda karamsarlık havası oluşturmayı, gelecekle ilgili beklentilerini etkilemeyi ve gündemi değiştirmeyi amaçladıklarına dikkati çeken Davutoğlu, şunları kaydetti: 

"Ankara saldırısı da bu hedefe matuf bir eylemdi. Bizim toplumsal psikolojiyi tekrar doğru yerine oturmamız lazımdı. Hatta öylesine değişik yaparlar ki şimdi bunu söylediğimizde, 'kokteyl terör' dediğimizde, anlamına oturan bir şey var. Şanlıurfa'daydım dün. Şanlıurfa'da muhteşem bir miting yaptık ama bundan bir hafta önce 'fuatavni' denilen ve paralel yapıyla irtibatlı olduğu besbelli bir twitter hesabından, 'Şanlıurfa'daki benim mitingim esnasında terör saldırısı yapılacağı' bilgisi dolaştı. Hani her şeyi bildiğini iddia ediyor ya bu twitter hesabı. Düşünün terör saldırısını DAEŞ yapacak ise paralel yapı bunun önceden servisini yapıyor. Neredeyse felaket tellallığını yapıyor. Mesele ne, halkı korkutmak, halkın mitinge gelmesini engellemek. 'Türkiye'de olağanüstü bir hava var' intibası oluşturmak. PKK da bunu istiyor, DAEŞ de DHKP-C de paralel yapı da bunu istiyor. Onun için asılsız söylentilerle halkta tedirginlik doğurmak istiyor. Kayseri'deki miting için de söyledi aynı hesap. Görüyor musunuz perde gerisinde nasıl bir paslaşma var."

Davutoğlu, bu durum karşısında devlet olarak kendilerine düşenin hayatı normal akışına kavuşturmak olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti: 

"Bizim görevimiz ise devlet adamları olarak gerektiğinde risk almak ama halkı karamsarlığa, yeise düşürecek, panik oluşturacak tutumlardan kaçınmaktır. Psikolojik olarak hayatı normal akışına döndürmek lazım. Üç gün yas ilanını yapan başbakan olarak ben, bu sefer o yastan sonra da halkın hayatının normal ritmine dönmesini sağlamakla yükümlüyüm."

-"Bizim iktidar iddiamız var, onların yok"

Miting düzenlemeye devam etmelerindeki ikinci neden olan siyasi unsurun ise partiler arasındaki farktan kaynaklandığını ifade eden Davutoğlu, hemen tüm araştırma şirketinin anketlerine göre  CHP 'nin ikinci olacağını, birincilik iddiasının mümkün olmadığını,  MHP 'nin bir iki puan düşeceğinin söylendiğini, tek başına iktidar olma gibi bir motivasyonunun bulunmadığını, HDP'nin ise oylarının biraz düşeceğinin ifade edildiğine dikkat çekti.

Davutoğlu, kendileri dışında hiçbir partinin miting yapmaya, halkla buluşmaya motive edecek bir siyasi motivasyonunun bulunmadığını anlatarak, "Biz ise şu bir hafta içinde göstereceğimiz performansla tek başına iktidar olmak ya da olmamak arasında bir çizgide olduğumuzun farkındayız. O zaman onlar durabilir. Onlar durdu diye, ben niye durayım? Onların beklentisi yok ki zaten" ifadelerini kullandı.

Propaganda yasağının başlayacağı 31 Ekim Cumartesi saat 18.00'e kadar meydanlarda olacağını ve halkla buluşacağını söyleyen Davutoğlu, şöyle konuştu: 

"Halkla buluşacağım, çünkü benim yüzde 44 ile 45 almam arasında çok büyük fark var ama CHP'nin 25 ile 26 arasında almasında bir fark yok. Aradaki motivasyon farkı bu. Onlar bu seçime nihayet bir parti olarak giriyorlar, iktidar ümidiyle, 'hükümet kuracağız' diye girmiyorlar, var olanı muhafaza etmek için giriyorlar. Biz ise var olandan, onlardan, CHP'den yüzden 16 fazla olmamıza rağmen sahip olduğumuz şeyden mutmain değiliz, çünkü bizim tek parti iktidarı olma iddiamız var, onların iddiası yok. Aradaki temel fark bu."  

- İkili görüşmelerde anlatılanlar

Başbakan Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Ankara'daki terör saldırısı sonrası yaptıkları görüşmenin ardından yaptığı açıklamalara karşı, "Devletle ilgili hiçbir şeyin paylaşılamayacağı bir muhalefet yapımız olduğunu anladık" yönündeki sözlerinin, "gelecekte bir koalisyon potansiyeline de gölge düşürüp düşürmediği" yönündeki soruyu da yanıtladı.

Devlet Bahçeli 'nin de koalisyon görüşmelerine ilişkin "açıklarsam" tarzında benzer beyanları olduğunu hatırlatan Davutoğlu, "Vallahi neyi hesap ettiler bilmiyorum. Sayın Bahçeli ve Sayın Kılıçdaroğlu aralarında anlaştılar mı onu da bilmiyorum ama herhalde benim hakkımda bir şüphe uyandırabilecekleri düşüncesiyle her iki görüşmede de 'bazı şeyler konuşulduğunu ve bunu açıklayamayacaklarını' söylediler" ifadelerini kullandı. 

Davutoğlu, o günden bu yana "çıkın açıklayın" diye her yerde talepte bulunduğunu hatırlatarak, "Tekrar söylüyorum, 'çıkın açıklayın'. Hiç puslu hava oluşturmaya kalkmayın. Ben berrak zihinli, berrak gönüllü bir adamım, çıkın açıklayın. Ağzımdan çıkan hiçbir sözden pişman olmadım, hayatımda hiçbir sözü de yutmadım ama çıkmadılar, açıklamadılar, dikkat edin. Hiçbir şeyi açıklayamadılar. Mesele bir flu ortamda bir şey yapmak" diye konuştu.

- "Kılıçdaroğlu için artık mütereddidim" 

O gün CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na soruşturmanın sürmesi nedeniyle "şu mesele bu odada kalsın" dediğini, bunların da bir bölümünü zaten daha sonra savcılığın açıkladığına dikkati çeken Davutoğlu, şöyle devam etti: 

"Bırakın hükümet başkanını, başbakanla anamuhalefet partisi başkanı kimliklerini, herhangi iki dost arasında, hatta birbirine hasım ama ahlaklı iki insan arasında, 'ya ben söyleyeyim de sen bunu dışarıda söyleme' dense, bir sır paylaşılsa, Allah aşkına, ahlak bu sırrın dışarı söylenmemesini gerektirir. Bir de devlet sırrıysa şahsi sır da değil, nasıl paylaşırsınız. Ben şimdi üç ay önceki koalisyon görüşmesi yaptığım Kılıçdaroğlu'na güveniyordum, sır paylaşılabileceğini düşünüyordum ama şimdi mütereddidim. Ne zaman, ne şekilde kullanacak bir devlet sırrını, nasıl değerlendirecek? Yarın... Milli Güvenlik Kurulu'nda konuşulan her şey devlet sırrıdır. Koalisyon kurulsaydı da Mili Güvenlik Kurulu'nda olsaydı demek ki bir hafta sonra aklına estiğinde beni veya Milli Güvenlik Kurulu'nda Cumhurbaşkanı, başkan olduğu için ya da genelkurmay başkanımızı zora sokmak icab etse belki onu da açıklamayı düşünürdü. Şimdi ben artık Kılıçdaroğlu ile bir daha rahat konuşabilir miyim?" 

-"Bahçeli üzülür, ben üzülmem"

 Davutoğlu, hiçbir saklısının gizlisinin olmadığını, hiç çekincesiz şekilde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin de istediğini açıklayabileceğini dile getirerek, şu ifadeleri kullandı: 

"Bahçeli de açıklasın. O üzülür, ben üzülmem. Bahçeli'nin söylediği bazı sözler nedeniyle o üzülür, ben üzülmem. Benim tutumum, açık ve net. Şimdi demek ki, birileri onlara 'Davutoğlu ile ilgili şöyle bir şey yaparsanız, onun toplum nezdindeki dürüst ya da açık konuşan lider imajını sarsabilirsiniz' dedi herhalde ama yok güçlendi imajım işte. Meydanlarda günlerdir söylüyorum, 'çık ne varsa söyle, ne varsa.' Eğer yanlarında bir dinleme kaydıyla geldilerse onu da açsınlar, bunu da söylesinler. Bu kadar demek ki birbirimize güvenemeyecek durumdayız. Böyle devlet ahlakı olur mu? Dolayısıyla burada kaybeden Sayın Kılıçdaroğlu olur, Sayın Bahçeli olur. Ben hiçbir şey bu anlamda kaybetmem.

Eğer bana, bütün bunlardan, yaşananlardan sonra Sayın Bahçeli veya Sayın Kılıçdaroğlu, bir gün sır verirlerse o sır mezara kadar gider. Ayna duymasın diye, aynaya, kendime karşı bile o sırrı söylemem. Benim devlet anlayışım bu, benim dostluk anlayışım, sır saklama anlayışım bu. Nitekim zihnimde ve gönlümde tuttuğum o derece devlet sırları var ki önemli. Ben normalde teorik şeyler yazmayı seven bir insanım ama yazmıyorum. Ola ki, birisi şey olur diye. Soruyorlar, 'günlük yazıyor musun' diye, yazmaya kalksam analiz yaparım, yanlış anlaşılır ileride diye yazmıyorum." 

(Sürecek)