Başbakan Davutoğlu canlı yayında

Başbakan Davutoğlu canlı yayında
Başbakan Davutoğlu canlı yayında
- Davutoğlu: (5) - "Biz, 'Oslo'da görüşme yapılmadı' demiyoruz ki, ama bu şekilde anlatıldığı şekliyle bir görüşme yok" - "(Paralel yapıyla mücadele) Devletin meşru güçleri varken o güçleri by-pass ederek paralel yapılar kurarak kendi güç odaklarını oluşturmaya çalıştılar. Buna izin veremezdik" - "Devlet bütün bu örgütlerden arınıncaya kadar bu mücadele sürmek zorunda. Başka türlü olmaz ya da birisi dini cemaat olarak kendi sathı mahalline çekilecek ve hiçbir şeye karışmayacak, diğeri de silahları gömecek, HDP ile aralarındaki bağ malum, 'ben HDP üzerinden siyasi mücadele yapıyorum' diyecek" - "DAEŞ terör yapıyor, o terörün lojistiklerini hazırlayanlar arasında ciddi PKK irtibatlı şahıslar var. Bu elimizde olan veriler, hususlar. O terör olayıyla ilgili bilgi anlamında, ön alıcı birtakım kamuoyu algısı oluşturan tweet hesaplarında PKK ve DHKP-C'li birtakım bağlantılar var ve nihayet terör olayından sonra halkı paniğe sevk etmek için yayın yapan paralel tweetçiler var"

İZMİR (AA) - Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Oslo görüşmeleri ve mutabakat" tartışmalarına ilişkin, "Biz, 'Oslo'da görüşme yapılmadı' demiyoruz ki, ama bu şekilde anlatıldığı şekliyle bir görüşme yok" dedi. 

Davutoğlu, Habertürk TV, Show TV ve Bloomberg HT ortak yayınında, "Oslo görüşmeleri ve mutabakat" tartışmalarını değerlendirdi. 

Oslo ile ilgili iddiaları "safsata" olarak nitelendiren Başbakan Davutoğlu, "İstihbarat örgütleri bu anlamda devlet menfaati için gereken adımları atar ama safsata, yok böyle bir şey" diye konuştu. 

Davutoğlu, Abdulkadir Selvi'nin AK Parti 'nin Afyonkarahisar kampından bahsettiği bir köşe yazısında, "Eski İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın o kampta çözüm sürecine ilişkin 'sorun PKK 'dan kaynaklanıyor, Oslo'da anlaşmıştık oysa' şeklinde sözler sarf ettiği ve HDP Sözcüsü Hakan Bilgin'in, (bölgesel yönetimlerin güçlendirilmesi konusunda hükümetle anlaşmıştık)" açıklamalarının hatırlatılması üzerine ise şunları söyledi: 

"Ben bütün oturumlarda vardım; Efkan Ala'nın öyle bir şey dediğini hatırlamıyorum. Ama hani diyelim ki böyle bir söz... Görüşmeler sürünce tabi bazı konularda mutabık kalınabilir, bazı konularda anlaşmazlığa düşülebilir. Görüşmeyi niye yaparsınız, nihayet bir sorunu çözmek için. Biz, 'Oslo'da görüşme yapılmadı' demiyoruz ki, ama bu şekilde anlatıldığı şekliyle bir görüşme yok."

-"Silah bırakma üzerine anlaşılmıştı"-

Programı yöneten gazetecilerin, "yani anlaşma yok" sözlerine, "hayır, hayır" diye karşılık veren Davutoğlu, şöyle devam etti: 

"Ama Türkiye 'de, 2013 Mayıs'ında vardı. Silahların bırakılması, mutabık kalınan bir husustu, yapmadılar gereğini. Bölgesel yönetimler ise zaten biz eskiden beri... Türkiye'de yerel yönetimlerin güçlendirilmesini yeni savunmuyoruz ki, 2003 yılında Kamu Reformu Yasa Tasarısı çalışmalarına baktığınızda hep var. Bunu PKK veya HDP, şu bu istedi diye değil, Türkiye için doğru olan neyse onu yaparız. Böyle bir husus yok ama silah bırakma konusunda mutabakat vardı ve bunu ilan da ettiler. Kendileri niye bırakmadılar?"  

- Paralel yapı ve terörle mücadele

Başbakan Davutoğlu, "Paralel yapı olarak adlandırılan cemaatle bir dönem sorun yaşanmamasına karşın mücadele içine girişilmesi ve çözüm sürecinin sonlanarak yeniden terörle mücadele noktasına gelinmiş olmasının AK Parti iktidarlarının yaptığı hatalardan mı kaynaklandığı" yönündeki soruya da yanıt verdi. 

Siyasette de insan hayatında olduğu gibi hata yapılabileceğini, birisi "ben hiç yanlış değerlendirmedim" derse bunun doğru olmayacağını ifade eden Davutoğlu, "İnsanoğlu da hata yapar, siyasi hareketlerde de hata, eksik değerlendirmeler olabilir. Onları her zaman tartışabiliriz ama AK Parti ilkesel hata yapmamıştır" dedi.

- "Ya onların ya devletin olmaması gerekiyordu" 

Davutoğlu, hem paralel yapı hem de PKK ile mücadelenin başlamasında benzer yönler olduğunu belirterek, şunları kaydetti: 

"AK Parti siyasi meşruiyet içinde iktidara gelen bir siyasi parti. İşte görüyorsunuz, gecemiz yok, gündüzümüz yok, halktan birer birer oy toplamaya çalışıyoruz. Bizim başka bir yerden güç alma şansımız var mı, arkamızda silahlı bir gücümüz yok; AK Parti olarak söylüyorum. Türk Silahlı Kuvvetleri, devletin gücüdür. Dışarıdan irtibatlı, orada burada, Pensilvanya'da, şurada burada oturan birileri de yok. Nerede bizim gücümüz, Buca Meydanı'nda, Bergama Meydanı'nda, Şanlıurfa'da...

1 Kasım'da halk bize güç verirse o gücü kullanırız, meşruiyet çizgisi içinde. Vermezse bir dahaki seçime hazırlanırız. Başka güç kaynağımız yok bizim ama bunlar ise devletin normal meşru güçleri varken o güçleri by-pass ederek paralel yapılar kurarak kendi güç odaklarını oluşturmaya çalıştılar. Onu yapmadıkları dönemde bu paralel yapı, bizimle bir sıkıntıları yoktu ama onu yapmaya başlayınca bir yerde iki otorite olamayacağı için ya onların ya devletin olması gerekiyordu. Yani meşru hükümet seçilecek, ben başbakanım benden önce Sayın Erdoğan başbakan. O başbakan olarak hesabı verecek ama onlar esas politikayı belirleyecek. Hesabı biz vereceğiz, politikayı onlar belirleyecek. Buna izin veremezdik."

Terörle mücadelenin hiçbir zaman askıya alınmadığını ama PKK ve çözüm sürecinde de benzer durumun söz konusu olduğunu anlatan Davutoğlu, şöyle devam etti: 

"Terörle mücadeleyi, çözüm sürecinde de durdurmadık biz. Başka bir düzlemde devam etti. Durdurmuş olsaydık çok kısa sürede, 2-3 ay içinde, mutlak alan hakimiyeti kazanacak şekilde bu kadar etkin bir operasyon sürdüremezdik. Her ihtimale hazırlıklıydık ama nihayet bir şans verildi, silahların bırakılması için. Onlar ise ne yaptı,  devletin meşru mahkemesi, meşru otoritesi varken, onlar gidip kendilerince insanları yargılamaya kalktılar, işkence yapmaya kalktılar, hesap sormaya kalktılar. 'Öz savunma birlikleri' diye ne idüğü belirsiz bir yapı oluşturmaya kalktılar. O zaman dersin ki, bir bakarsın, iki bakarsın, sonra 'bir dakika burada hesap veren bir meşru güç var, ben hesap vereceğim sen orada başka yapılar kuracaksın olmaz.' Yani şu anda onun için dikkat ederseniz, 'kamu düzeni' dedim, 'devlet otoritesi' demedim. Kamu düzeni hepimizin düzenidir. Onlar, kamu düzenindeki meşruiyetin, seçimler yoluyla gelen meşru iktidar yerine, kendileri otoriteler, küçük otoritecikler oluşturmaya çalıştılar.

Orada çatışma kaçınılmazdı. Çatışma orada başladı ve bu çatışmada da ikisi birden ayakta kalamaz. Dini cemaatse dini cemaatliğini bilecek. Hayır işi, eğitim işi yapacak. Bugün birçok cemaatin yaptığı gibi. Müslim, gayrimüslim yapıyor hayır işi, cemiyet işi. Kimseye karışan var mı? 'Sen niye şunu yapıyorsun' diyen var mı, yok. Ama 'yargıyı ben yöneteceğim, yargıda Danıştay'a kimlerin seçileceğinin listesini ben vereceğim, bürokraside kim müsteşar olacak ben tanımlayacağım, KPSS sınavlarının sorularını çalıp geleceğin bürokrasisini ben belirleyeceğim' dedin mi, 'bir dakika sen bu yetkiyi nereden alıyorsun' diye adama sorarlar. Sorduk biz. Soru bu, soru, 'yetkiyi nereden alıyorsun?"

- "Bu darbenin ta kendisidir" 

Davutoğlu, bürokraside örgütlenerek siyasi otorite kullanmaya çalışmanın darbenin ta kendisi olduğunu belirtti. 

Bunu fark ettikleri 17-25 Aralık girişimi sonrası söz konusu yapıya çok açık bir çağrıda bulunduğunu hatırlatan Davutoğlu, "Derhal bürokrasiden çekilsinler, eski yapmaya çalıştıkları şeyi yapsınlar diye çok net çağrıda bulundum. Onu yapsalardı, o an bile bunu deklare edip hesap vermedikleri bir gücü kullanmaya kalkmasalardı, farklı olurdu" dedi.

- "Çözüm sürecine dönülecekse..." 

Davutoğlu, PKK için de durumun farklı olmadığını, bir ülkede iki silahlı güç olamayacağı için onların da silah bırakması gerektiğini belirterek, şunları söyledi: 

"Bir yerde nasıl iki bürokrasi olmazsa iki silahlı güç olmaz. Ya PKK olacak ya Türk Silahlı Kuvvetleri, yani ordu olacak, polis olacak. Polis adına da hesabı veren bizsek bir yerde iki silahlı yapı olmaz. Burada yapılacak şey, eğer çözüm süreci vesaire o mantığa döneceklerse silahlı bütün yapılar Türkiye'de tasfiye edilecek. Bu konuda kararlılığımızdan hiç şüphe edilmesin."

Terörle mücadelede en büyük gücü şehit anne babalarından, ailelerinden aldıklarını belirten Davutoğlu, şöyle devam etti: 

"Her birinin ellerinden öpüyorum. Bakın dün bir şehidimizin evindeydim Gaziantep'te. Ne mübarek bir anneydi o anne. Öylesine bir ders verdi ki oradaki herkese. 'Benim evladım şehit' dedi. 'Dünyanın en melek insanıydı ve ben onu bugünler için yetiştirdim'. Yine bir gün önce Trabzon'da şehit düşen oradaki kardeşimizin babası, annesi. Samet biri, Ömer biri. Samet aynı şekilde. Bu şehit ailelerinden biz güç alıyoruz ama birileri bu şehit ailelerini bize karşı kışkırtacaklarını düşündüler ama o aileler biliyorlar ki, biz bu mücadelede samimiyiz."

Davutoğlu, mücadelelerinin, ister paralel yapı isterse KCK gibi terörü kullanan yapılar olsun, hepsi tasfiye olana kadar süreceğini vurgulayarak, "Tabiri caizse 'bağırsakları temizlemek' diye eski bir tabir vardır. Devlet bütün bu örgütlerden arınıncaya kadar bu mücadele sürmek zorunda. Başka türlü olmaz ya da birisi dini cemaat olarak kendi sathı mahalline çekilecek ve hiçbir şeye karışmayacak, diğeri de silahları gömecek, HDP ile aralarındaki bağ malum, 'ben HDP üzerinden siyasi mücadele yapıyorum' diyecek. O siyasi mücadeleye de kimseye karışmaz o zaman."  

- Ankara 'daki terör saldırısı 

Başbakan Davutoğlu, Ankara'daki terör saldırısında ikinci canlı bombanın kimliğine ilişkin soruya ise bu konuda savcılık açıklama yapmadan bir şey söylemesinin doğru olmayacağını belirtti. 

Saldırının tam bir "kokteyl terör" olduğunun altını çizen Davutoğlu, şunları kaydetti: 

"DAEŞ terör yapıyor, o terörün lojistiklerini hazırlayanlar arasında ciddi PKK irtibatlı şahıslar var. Bu elimizde olan veriler, hususlar. O terör olayıyla ilgili bilgi anlamında, ön alıcı birtakım kamuoyu algısı oluşturan tweet hesaplarında PKK ve DHKP-C'li birtakım bağlantılar var ve nihayet terör olayından sonra halkı paniğe sevk etmek için o terör olayını kullanarak, 'şu, şu mitinglerde yeni saldırılar olacak' diye yayın yapan paralel tweetçiler var. Bunları birbirinden ayırt etmek mümkün değil. Hepsinin hedefi bir. Türkiye'de kaos oluşturmak, Türkiye'de bir güvensizlik hali oluşturmak. Bunlar tümüyle ortak bir çizgide buluşuyorlar ama bunların hepsiyle ya da topluca hesaplaşmayı da biliriz."  

(Bitti)