Başbakan Yardımcısı Babacan İzmir'de

Başbakan Yardımcısı Babacan İzmir'de
Başbakan Yardımcısı Babacan İzmir'de
- Babacan (3): "Yargıya güven bir ülkede zayıflarsa Allah korusun bunun hem olumsuz etkilerini ekonomide görmek mümkün hem de demokrasinin sıhhatli işleyememesi gibi çok başka bir sıkıntıyı da beraberinde getirebilmesi mümkün" - "Güven ve istikrar ortamı olmadığı zaman Allah korusun bizim bu çarkları çevirmemiz çok çok zor. Dışardan taze kaynak çok zor. Bırakın dışardan taze kaynağı içerdeki birikimin memlekette tutulması çok zor olabilir" - "Eğer Türkiye ileri bir demokrasi olacaksa, eğer Türkiye gelişmiş bir ekonomi olacaksa bunun en önemli unsurlarından bir tanesi gelişmiş insan gücü olacak"

İZMİR (AA) - Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, yargıya güvenin önemine işaret ederek, "Yargıya güven bir ülkede zayıflarsa Allah korusun bunun hem olumsuz etkilerini ekonomide görmek mümkün hem de demokrasinin sıhhatli işleyememesi gibi çok başka sıkıntıyı da beraberinde getirmesi mümkün" dedi.

İzmir Ticaret Odasının Genişletilmiş Meclis Toplantısı'na konuk olan Babacan, burada yaptığı konuşmada, mali disiplinin, sağlam bankacılık sisteminin önemini vurguladı.

Merkez bankası para politikalarının son derece önemli olduğunu, buradaki güvensizlik, belirsizliğin tüm sistem üzerinde olumsuz sonuçları beraberinde getireceğini dile getiren Babacan, tek başına bankacılıktaki bir zafiyetin tüm sistemi ciddi şekilde sarsabileceğini kaydetti.

Hükümet olarak 25 tane dönüşüm programı açıkladıklarını, bunların 66 ayrı komisyonda 10 bin kişinin katkısıyla hazırlandığını belirten Babacan, dönüşüm programlarının altında bin 248 eylemin bulunduğunu, ilk 3 ayda bunlardan 40 tanesinin tamamlandığını anlattı.

Güvenin ancak söz verip yapmakla, taahhüt edip o taahhüdü yerine getirmekle oluştuğunu dile getiren Babacan, şöyle konuştu:

"İtibar, güven iş dünyasında nasıl oluşuyorsa ekonomi , devlet yönetiminde de aynen öyle oluşuyor. İş dünyasında ne yapıyorsunuz? Sipariş aldınız, onunla ilgili sevkiyat tarihi veriyorsunuz. Eğer söz verdiğiniz gününde malınızı sevk ettiğinizde, her defasında müşteri memnuniyeti artıyor. 'Şu gün bedelini ödeyeceğim' diyorsunuz. Eğer 3 ay, 3-20-30 sene bütün taahhütlerinizi yerine getirirseniz en büyük sermaye sizin. Para bir tarafa itibar bir tarafa. Siyasette de ekonomi yönetiminde de tamamen aynı esaslar geçerli.

İşte bu önümüzdeki dönemle ilgili 25 dönüşüm programının yanına artı bir olarak ifade edeceğimiz yargı, yine artı bir olarak söyleyeceğimiz eğitim konusunu da eklediğinizde Türkiye 'nin ihtiyacı olan reformların gerçekten önemli kısmını burada belirlemiş oluyoruz. 

17 Nisan'da Başbakanımız yargı reformu stratejimizi de açıkladı ki Türkiye'nin eksiklerinin maalesef çok olduğu bir alan. Hukuk güvenliği ya da hukuki güvenlik, ekonomik büyümenin de, iyi bir demokratik sistemin de temelinde. Eğer bunlar örselenirse, bunlar sıkıntıya girerse, yargıya güven bir ülkede zayıflarsa Allah korusun bunun hem olumsuz etkilerini ekonomide görmek mümkün, hem de demokrasinin sıhhatli işleyememesi gibi çok başka bir sıkıntıyı da beraberinde getirebilmesi mümkün. Bunun içindir ki bu da çok çok önemli bir alanımız."

- Gelişmiş insan gücü

Babacan, eğitimin önemine değinerek, "Eğer Türkiye ileri bir demokrasi olacaksa, eğer Türkiye gelişmiş bir ekonomi olacaksa bunun en önemli unsurlarından bir tanesi gelişmiş insan gücü olacak" dedi.

Eğitim seviyesi düşük bir ülkenin yüksek gelir seviyesine ulaşmasının hayal olarak kalacağına dikkati çeken Babacan, öğrenmenin artık yaşının olmadığını, ekonominin çok hızlı değiştiğini, 20 sene önce çok geçerli bir sektörün bugün geçerliliğini yitirebildiğini ifade etti.

İnsan ömrünün, emeklilik yaşının uzadığını, artık insanların okul çağlarında seçtiği mesleği ömrü boyunca yapamayacağını, hayat boyunca birkaç mesleğin değiştirilebileceğini dile getiren Babacan, "Muhtemelen insanlar hayat boyunca birkaç meslek değiştirecek. Belli bir mesleği belli bir yaşa kadar yapıp baktı ki o alan kapandı, başka alana kolayca adapte olup başka alanda çalışıyor, iş yapıyor olmaya uygun bir sistemi bugünden kurmamız gerekiyor" diye konuştu.

- Güven ve istikrar

Türkiye'nin cari hareketlerinde döviz kaybının olduğunu, döviz dengesinin doğrudan sermaye girişi ve yurt dışından sağlanan finansmanla sağlandığını belirten Babacan, "Kamunun biliyorsunuz artık borç sorunu yok çok şükür kalmadı. Dış borcu net anlamda sıfırlandığı gibi artıya geçti. Kamunun o sorunu yok ama reel olsun, finans kesimi olsun özel sektörün dış borcu var ve artıyor. Bunun da en önemli sebebi cari açığımızın olması ve cari açığın da dışardan sürekli finansmanla çarkların dönüyor olması" diye konuştu.

Tasarrufların şu anda mevcut ekonomik büyüklüğe ve refah seviyesine yetmediğini kaydeden Babacan, "Bunu nereden anlıyoruz. Sadece bankacılığa bile baksak bankalarda 100 lira mevduat varsa bankalarımız 121 lira kredi kullandırmışlar. Dışarıdan borçlanıp içeriye borç vermişler. Bu yüzde 121 yüksek bir oran. Onunla ilgili tedbirler almak durumunda kaldık. Biraz yavaşlattık çünkü dış borcun döndürülme riskine de dikkat etmek gerek" dedi.

Kısa vadede Türkiye'nin illa ki döviz girişini sağlamasının gerektiğini, aksi takdirde mevcut refah seviyesinin bile kaybedilebileceğine dikkati çeken Babacan, şu anda Türkiye'de çalışan kesimin okula gittiği sürenin 7,2 yıl olduğunu söyledi.

- "Alnımızın teriyle, bileğimizin gücüyle ekonomimizi büyütmüşüz"

Türkiye'de 7. sınıfı bitirmiş, 8. sınıfı bitiremeden okuldan ayrılmış bir ortalama eğitim seviyesinin olduğunu, petrol, doğalgazı olan ülkeler bir kenara bırakıldığında bu eğitim seviyesiyle kişi başına düşen geliri 10 bin doların üzerine çıkan dünyada bir başka ülkenin olmadığını vurgulayan Babacan, şöyle devam etti:

"Zaten mevcut eğitim seviyemizle artık kapasitemizi, ekonomik büyüklük kapasitemizi biraz zorlamaya başlamışız. Sömürgeci olmamışız ki servetimiz olsun. Petrolümüz maalesef çok az, doğalgazımız yok. Biz ne yapmışız Türkiye olarak. Alnımızın teriyle, bileğimizin gücüyle ekonomimizi büyütmüşüz. Özel sektörümüzün gayretiyle, sizlerin oluşturduğu istihdamla Türkiye bu noktaya gelmiş. Bu çarkların dönmeye devam etmesi, bu refah seviyemizi korumamız, yükseltmemiz, Türkiye'de ekonomik büyümenin sağlanması, istihdamın artması ancak ve ancak güven ortamıyla mümkün. Güven olmazsa, istikrar olmazsa o zaman elin adamı tasarrufunu, finansmanını niye buraya getirsin. Niye parasını riske atsın? Bu ancak güven ve istikrar olursa olur. Güven ve istikrar ortamı olmadığı zaman Allah korusun bizim bu çarkları çevirmemiz çok çok zor. Dışardan taze kaynak çok zor. Bırakın dışardan taze kaynağı içerdeki birikimin memlekette tutulması çok zor olabilir. Çünkü bizim bugün belli bir seviyenin üzerindeki şirketlerimiz, iş adamlarımız, iş kadınlarımız onlar için Türkiye yatırım yapılacak ülkelerden bir tanesi. Tek seçenek değil, bir yere kadar. Bir noktadan sonra 'Ben gideyim bari başka ülkede ne yapabilirim onu araştırmaya başlayayım' diyebilir. Çok çok dikkat etmemiz gerekir."

(Bitti)