Bitkisel hayattan "anne seni seviyorum" diyerek uyandı

Bitkisel hayattan "anne seni seviyorum" diyerek uyandı
Bitkisel hayattan "anne seni seviyorum" diyerek uyandı
- İzmir'de, dengesini kaybedip 5'inci kattan düşen ve kaldırıldığı hastanede 3,5 ay yoğun bakımda kalan 33 yaşındaki Emel Adar, doktorlarının bile umudu kestiği anda hayata yeniden "merhaba" dedi - Bitkisel hayattan uyanan Adar: "Annemin emeği ve doktorların çabası sayesinde kurtulduğumu biliyorum" - Anne Nedime Adar: "Doktorlar her şeye hazırlıklı olmamızı istemişti. Kızım da ellerimden kayıp gidiyordu. Bir gün hareketsiz yattığı yerde 'Anne seni seviyorum' dedi. İnanamadım, deliriyorum sandım"

İZMİR (AA) - EFSUN YILMAZ - İzmir'de, dengesini kaybedip 5'inci kattan düşen ve kaldırıldığı hastanede 3,5 ay yoğun bakımda kalan 33 yaşındaki Emel Adar, doktorlarının bile umudu kestiği anda, "anne seni seviyorum" diyerek yeniden hayata gözlerini açtı.

Kentteki bir alışveriş merkezinde ürün sorumlusu olarak çalışan Adar, 11 Ekim 2014 gecesi, yalnız yaşadığı Çiğli Evka 5 mahallesindeki apartmanın 5'inci katındaki dairesinin balkonuna çıktı. Dengesini kaybederek düşen Emel Adar'ı, hareketsiz yattığı beton zemin üzerinde, olaydan 4 saat sonra komşuları fark etti. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılan Adar'ın, kafa travması geçirdiği ve böbrek yetmezliği yaşadığı tespit edildi. 

Hastanede 3 kez ameliyat edilen Emel Adar, 3,5 ay boyunca bitkisel hayatta kaldı. Adar'ı hayatta tutabilmek için mücadele veren doktorlar, diğer taraftan da ailenin her şeye hazırlıklı olmasını istedi ve genç kadını, Seferihisar Devlet Hastanesinin nöroloji alanında hizmet veren palyatif bakım merkezine sevk etti.

Annesi Nedime Adar ve hastane personelince adeta "bebek" gibi bakılan Emel Adar, 11 Ekim 2014'te girdiği bitkisel hayattan, 22 Ocak 2015'te, "anne seni seviyorum" diyerek uyandı. 

- 3,5 ayı hiç hatırlamıyor

Balkondan düştüğü anla ilgili hatırladıklarını, AA muhabirine, ailesinin Çeşme'deki evinde anlatan Emel Adar, İzmir merkezde çalıştığı için Çiğli ilçesinde tek başına yaşamak zorunda kaldığını belirtti.

O gece uykudan uyandığını ve balkona çıkmaya karar verdiğini anlatan Adar, yaşadığı kazaya ilişkin hatırladıklarını şöyle anlattı:

"Sigara içmek için balkona çıkmıştım. Tansiyon sorunum vardı. Balkonun demirlerine tutunduğumu hatırlıyorum, sonrası kayıp. Bir sabah uyandığımda, çevremde beyaz gömlekli insanlar vardı. Hatta 'öldüm galiba' diye düşündüm. Su istedim. Kollarımı, bacaklarımı oynatamıyordum. 'Ben nasıl tuvalete gideceğim' dedim. Zaten 3,5 ay hiç kıpırdamamışım. O süreyi hatırlamıyorum. Annemin emeği ve doktorların çabası sayesinde kurtulduğumu biliyorum. Hayata bakışım da değişti. Ailenin ve sağlığın değerini biliyorum artık."

Ölümle hayat arasında gidip geldiğini dile getiren Emel Adar, bir daha ölüm riski yaşamamak için çok sevdiği motosikletine bile veda ettiğini belirtti.

Tek isteğinin, doktorların şimdilik yasakladığı kızartmayı yiyebilmek olduğunu anlatan Adar, "Artık sigara bile görmek istemiyorum. Bir de bundan sonra sadece zemin katta yaşamak istiyorum. Kendime geldiğim ilk zamanlarda yükseklik korkum oluşmuştu, şimdi daha iyiyim ama yine de üst katlara çıkmayı tercih etmiyorum" dedi.

- "Doktorlar her şeye hazırlıklı olmamızı istemişti"

Kızının eve gelmesini beklerken balkondan düştüğü haberini aldığını ve hastaneye koştuğunu anlatan anne Nedime Adar (62) ise oradaki günlerinin acı ve üzüntü içinde geçtiğini, doktorlardan çoğu kez "her an kaybedebiliriz" sözlerini işittiklerini dile getirdi.

Bir oğlunu 15 yaşındayken trafik kazasında kaybettiği için evlat acısını iyi bildiğini belirten anne Adar, "Doktorlar her şeye hazırlıklı olmamızı istemişti. Kızım da ellerimden kayıp gidiyordu. Bir gün hareketsiz yattığı yerde 'Anne seni seviyorum' dedi. İnanamadım, deliriyorum sandım" ifadelerini kullandı.

- Doktorların "mucize" benzetmesi 

Seferihisar Devlet Hastanesi Palyatif Bakım Merkezi Sorumlusu Nöroloji Uzmanı Dr. Can Candan, yüksekten düşmeye bağlı kafa travması geçiren Emel Adar'ın sağlık durumuna ilişkin şunları söyledi:

"Emel, 'Bitkisel hayattan çıkar mı, yaşar mı yaşamaz mı' dediğimiz bir noktaydı. Şimdi ise yürür, nefes alır hale geldi. Bilincinin kapalı olduğu bitkisel hayattaki dönemi atlattıktan sonra bazı hastalarda mucizeler olabiliyor. Emel'in durumunu da öyle görüyorum. Bundan sonra daha iyi yaşayacak. Sağlığının, ailesinin, hayatının değerini bilecek."

Başhekim Yardımcısı Dr. Şebnem Gönen Yağcı da Emel Adar'ı ilk gördüğünde yatağında hareketsiz yattığını, bir süre sonra yatakta otururken görüp şaşırdığını anlattı. 

Günler geçtikçe "mucize hastanın" ayağa kalktığına şahit olduklarını kaydeden Yağcı, "Sonraki ziyaretlerim sırasında bizden kuaför istedi. Çok azimli bir hastaydı ve bir mucizeyi başardı" şeklinde konuştu.

Merkezdeki doktorların çok yetenekli ve deneyimli olduklarını, büyük özveriyle çalıştıklarını söyleyen Yağcı, palyatif bakım merkezindeki yatak sayısını Emel Adar'da yaşanan "mucize"nin ardından artırdıklarını da sözlerine ekledi.