Biyokaçakçıların "sınırdan kuş kaçırma'' yöntemi şaşırtıyor

Biyokaçakçıların "sınırdan kuş kaçırma'' yöntemi şaşırtıyor
Biyokaçakçıların "sınırdan kuş kaçırma'' yöntemi şaşırtıyor
- Uluslararası kuş kaçakçılarının, yırtıcı kuşların göç yolu üzerinde bulunan Türkiye'de yakaladıkları kuşları, şaşırtıcı yöntemlerle sınır dışına çıkardığı belirtiliyor - Özellikle Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde, görünmez ağlarla yakaladıkları kuşları sınır hattında salıveren kaçakçılar, Suriye tarafına kurdukları ağlarla tekrar yakaladıkları kuşları gümrüğe takılmadan yurt dışına kaçırıyor - Çankırı Karatekin Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yorulmaz: "Biyokaçakçılık faaliyetlerini durdurmak için hayvanların yakalandığı nokta ve sınırdan geçirildiği noktada daha yoğun önlemler alınmalı"

İZMİR (AA) - Kelebek, kaplumbağa, yılan ve geyik böceği... Anadolu'da her yıl binlerce hayvan doğadan toplanarak yurt dışına kaçırılıyor ve yüksek fiyatlara satılıyor. Biyokaçakçılığa maruz kalan canlı türleri arasında yırtıcı kuşlar, avlanma ve kaçırılma yöntemleriyle diğerlerinden farklılaşıyor. Doğu Karadeniz'de görünmez ağlarla yakalanarak sınır ötesine "uçurulan" şahin ve doğan gibi kuşlar, uyuşturucu kaçakçılığında dahi kullanılabiliyor.

AA muhabirine açıklamalarda bulunan Çankırı Karatekin Üniversitesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Tarkan Yorulmaz, Anadolu topraklarının yüz yılı aşkın süredir bitki ve hayvan kaçakçılarının uğrak noktası olduğunu belirtti. 

İngilizlerin 1800'lü yıllarda Anadolu topraklarındaki birçok türü ülkelerine taşıdığını, o dönemde kayda alınan çok sayıdaki türe bugün ulaşılamadığını anlatan Yorulmaz, biyokaçakçılığa karşı ancak son dönemlerde farkındalığın artmaya başladığını, bu konuda sıkı güvenlik tedbirlerinin kaçınılmaz hale geldiğini ifade etti.

Anadolu'da özellikle Artvin ve Erzurum'dan toplanan kelebeklerin Avrupalı koleksiyonculara, Hatay'dan toplanan geyik böceklerinin Japonya'ya, zehirli yılanların bilimsel araştırmalar için gelişmiş ülkelerdeki teknoloji merkezlerine gönderildiğini anlatan Yorulmaz, ülkenin güney sınırlarından kaçırılan hayvanlar arasında yırtıcı kuşların ise özel bir yerinin olduğuna dikkati çekti.

Yorulmaz, Anadolu'nun ulu doğan, şahin, atmaca ve kerkenez gibi yırtıcı kuşların göç yolları üzerinde olduğunu, bu türlerin hayatlarının büyük bölümünü burada geçirmesi nedeniyle de kaçakçılarının Türkiye 'ye özel önem verdiğini ifade etti.

Yırtıcı kuşların bir çok kültürde güç sembolü olduğunu, hobi olarak yırtıcı kuş besleyen ve buna çok para harcamaya hazır insanların bulunduğunu anlatan Yorulmaz, şunları söyledi:

"Kuşların yüksek bedellerle satılması kaçakçılık olaylarını cezbediyor. Genelde Suriye'den gelen kaçakçılar Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu'da, özellikle Artvin ve Kars taraflarında, bu kuşların yoğun olarak göç ettiği bölgelerde 'sis ağı' denen görünmeyen ağları geriyor. Yere bağlanan küçük kuşları yakalamak üzere alçalan yırtıcılar, ağlara takılıyor. Bu kuşlar, uzun süre aç bırakılarak Suriye sınırına getiriliyor. Burada da sınırın öte yanına yine aynı ağ düzeneği kuruluyor. Serbest bırakılan kuş, sınırın hemen karşı tarafında yem olarak bırakılan kuşa doğru uçuyor ve ağa tekrar yakalanıyor. Yırtıcı kuşları sınırdan 'uçuranlar' da gümrükte hiçbir sorun yaşamadan çıkıp gidiyor. Maalesef bu kaçakçılığa yardım eden çok sayıda vatandaşımız da var. Hepsi aynı yöntemi anlatıyor."

Sınırdan geçirilen yırtıcı kuşların, Arap ülkelerinde kuş besleyen zenginlere satıldığı, bazı kuşların diğer kuşları avlamakta kullanıldığının bilindiğini ifade eden Yorulmaz, uluslararası raporlarda tespit edilen diğer bir kullanım alanının da uyuşturucu kaçakçılığı olduğuna, Afganistan ve Pakistan'da şahin ve doğanın uyuşturucu kaçakçılığı için kullanıldığının tespit edildiğine dikkati çekti.

Anadolu'daki kaçakçılık olaylarının yırtıcı kuşların popülasyonunu tehlikeye düşürecek boyutta olduğunu ileri süren Yorulmaz, bu konuda rakam vermenin mümkün olmadığını kaydederek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biyokaçakçılık faaliyetlerini durdurmak için hayvanların yakalandığı nokta ve sınırdan geçirildiği noktada daha yoğun önlemler alınmalı. Özellikle kırsal kesimdeki halkın bu konuda bilinçlenmesi şart. Biyokaçakçılıkla mücadele için Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nün  ülke genelinde başlattığı bilgilendirme toplantılarının olumlu sonuçlar vereceğini düşünüyoruz.

Halen bir çok vatandaşımız, köyüne gelen bir yabancının kaçakçı olduğunu tahmin edemediği için misafir gözüyle bakıp ona yardımcı oluyor. 'Sen zahmet etme ben yakalar getiririm' dahi diyen var. Gümrük noktalarında ise biyokaçakçılık konusunda yetişmiş personelin istihdam edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. 15 bin türde böcek, 500'e yakın türde kuş ve 151 türde memeli hayvanımız var, bu konuda eğitimi olmayan kişinin kaçakçılık olayını tespit etmesi mümkün değil."   

Yorulmaz, biyokaçakçılık mücadele ve bilinçlendirme çalışmalarında yurt dışına kaçırılan hayvanların parasal değerlerine yönelik açıklama yapmanın kaçakçılık olaylarını tetiklediğini de ileri sürdü.

Kaplumbağalara maddi bir değer gözüyle bakmayan insanların basında bu hayvana biçilen değeri görünce pazar arayışına girdiğini vurgulayan Yorulmaz, cezai yaptırımın düşük olmasının da kaçakçılığı tetiklediğini savundu. 

Yorulmaz, biyokaçakçılık olaylarının engellenmesi amacıyla bilimsel araştırmaların izin süreçlerinin kolaylaştırılması gerektiğini de ifade etti. Çok sayıda yabancı bilim adamının kendisini turist gibi göstererek Anadolu'yu dolaştığını, çok sayıda türü yanına alarak yurt dışına çıktığını anlatan Yorulmaz, "Türkiye'de araştırma yapmaya çalışan bilim insanları ise bir mağaraya girmek için günlerce izin bekliyor. İzin süreci tek bir komisyonda toplanırsa herkes kontrollü şekilde araştırmasını yürütebilir" dedi.