"Casusluk davası" sanıkları "FETÖ" ile mahkemede hesaplaşacak

"Casusluk davası" sanıkları "FETÖ" ile mahkemede hesaplaşacak
"Casusluk davası" sanıkları "FETÖ" ile mahkemede hesaplaşacak
- İzmir'deki "askeri gizli bilgi ve belge bulundurma" davasında yargılanan sanıklar, "Paralel Devlet Yapılanması" soruşturmalarına ve açılacak davalara "mağdur ve şikayetçi" sıfatıyla katılma talebinde bulundu - Avukat Kaçmaz: "Dilekçe sayısı toplamda 100'ü buldu ve devamı gelecek. Başvuruda bulunanların savcının talimatıyla KOM Şube ve savcılıkta mağdur sıfatıyla ifadeleri alınmaya başlandı" - Avukat Güleşen: "Dilekçelerde 'askeri casusluk' soruşturmasının ve ardından açılan davanın TSK içindeki tasfiye amacına hizmet ettiğini, davanın sanıklarının kurulan kumpas sonucu gerek tutuklanarak gerekse mesleki ve özel yaşamları açısından mağdur edildiklerini belirttik ve bahsi geçen paralel yapının ortaya çıkarılması için soruşturmanın genişletilmesi talep ettik"

İZMİR (AA) - GÜLCAN KAPLAN - Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik İzmir merkezli operasyonlarla yeniden gündeme gelen "askeri casusluk" davasında yargılanan sanıklar, FETÖ ile ilgili yürütülen soruşturmalara ve açılacak davalara mağdur sıfatıyla katılma talebinde bulundu.

Aralarında muvazzaf askerlerin de bulunduğu 357 kişi hakkında "askeri gizli bilgi ve belge bulundurma" suçlamasıyla açılan davada yargılanan sanıkların yaklaşık 100'ü, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe vererek, İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın soruşturma ve yargılama aşamalarında görevlendirilen kişiler hakkında yürütülen soruşturmaya "mağdur ve şikayetçi" olarak katılma talebini iletti.

Sanıklar, avukatları aracılığıyla verdikleri dilekçelerde, Cumhuriyet Savcısı Okan Bato tarafından yürütülen 2014/93685 soruşturma numarasına kayıtlı dosyada mağdurlar arasında bulunduklarını ifade ederek, "Fetullahçı Terör Örgütü" tarafından "sözde İzmir askeri casusluk davası" kapsamında birtakım kumpaslar kurulması nedeniyle tutuklu kaldıklarını ve mağdur olduklarını, bu nedenle soruşturmaya ve açılacak davaya mağdur sıfatıyla katılmak istediklerini belirtti.

Sanık avukatlarından Aykanat Kaçmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçen sene İçişleri Bakanlığına dilekçe vererek, müvekkillerine kurulan kumpasla ilgili tahkikat yapılması talebinde bulunduklarını, bunun üzerine bir müfettiş görevlendirilerek rapor hazırlandığını, bu raporun cumhuriyet savcılığına, HSYK'ya ve kamu kurumlarına gönderildiğini, ardından bu yapılanmaya karşı operasyon ve soruşturma başlatıldığını dile getirdi.

Cumhuriyet Savcısı Okan Bato'nun soruşturmayı başlatmasının ardından ise hem 17 müvekkilinin hem de diğer sanıkların soruşturmaya ve davaya mağdur ve şikayetçi sıfatıyla katılma talebini içeren dilekçeleri İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına ilettiklerini aktaran Kaçmaz, dilekçe sayısının toplamda 100'ü bulduğunu ve devamının geleceğini bildirdi.

Kaçmaz, ülkede işleyen adalet mekanizmasının temeli ve başlangıcında yer alan kolluğun, birtakım kirli hesaplaşmaların içinde olup olmadığının ve dolayısıyla kolluk görevlilerinin soruşturmaya dair delilleri kendilerinin yaratıp yaratmadığının, iddiaya konu askeri belgelerle hiçbir irtibatı bulunmayan TSK mensuplarını ve diğer sivil şahısları bu soruşturmaya kendi amaçları doğrultusunda dahil edip etmediklerinin tespitine yönelik soruşturmanın genişletilmesini de talep ettiklerini söyledi.

Aykanat Kaçmaz, başvuruda bulunanların savcı Bato'nun talimatıyla KOM Şube ve savcılıkta mağdur sıfatıyla ifadelerinin alınmaya başlandığını söyledi.

- "Sonuna kadar takipçisi olacağız"

Avukat Nevzat Güleşen de 3 Kasım'da ilki gerçekleştirilen "Paralel Devlet Yapılanması" operasyonunun hemen ardından 31 müvekkili adına Karamürsel Savcılığı aracılığıyla İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe göndererek, soruşturmaya mağdur sıfatıyla katılma talebinde bulunduklarını söyledi.

Dilekçelerde, "askeri casusluk" soruşturmasının ve ardından açılan davanın TSK içindeki tasfiye amacına hizmet ettiğini, davanın sanıklarının kurulan "kumpas" sonucu gerek tutuklanarak gerekse mesleki ve özel yaşamları açısından mağdur edildiklerini belirttiklerini aktaran Güleşen, bahsi geçen "paralel yapı"nın ortaya çıkarılması için soruşturmanın genişletilmesi talep ettiklerini dile getirdi.

Güleşen, kurulan "kumpas"ların her yönüyle açığa çıkarılması için hem soruşturmanın hem de açılacak davanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını sözlerine ekledi.

- "Sadece emniyetle sınırlı kalmayacaktır"

Avukat Murat Ergün ise müvekkillerinin soruşturma ve davaya katılma talebini içeren dilekçeleri önümüzdeki günlerde savcılığa ileteceklerini söyledi.

"Paralel Devlet Yapılanması" operasyonlarının sadece emniyet ayağıyla kalmayacağını, bunun yargı ve TSK boyutunun da beklenebileceğini belirten Ergün, "Sadece emniyet içinde 15-20 polisin usulsüz dinlemeler ve hukuk dışı delillerle böylesine hukuki sonuçlar doğurabilmesi imkansız görünüyor. Bu nedenle soruşturmanın emniyetle sınırlı kalmayıp diğer alanlara da genişleyeceğini tahmin edebiliriz" dedi.

Ergün, TSK'dan birtakım belgelerin "birilerine" sızdırılmış olduğunu, bunu kimlerin nasıl yaptığının da araştırılmasının muhtemel olduğunu ifade ederek, "Bu ilk de değil. Balyoz davasında 1. Ordu Komutanlığının üç legal ses kayıtları çalındı. Bu kayıtlar Mehmet Baransu'ya verildi. Baransu, bu üç legal kaydın yanına 16 tane de sahte CD kaydını yargıya verdi. İşin ilginç yanlarından biri ise yargılamanın o sahte 16 kayıt üzerinden yapılmış olmasıydı. Sonuçta birileri o üç legal ses kaydını çaldı ve birilerine verdi. Bu kayıtlar ordudan nasıl çalındı? Dolayısıyla, sadece emniyet personeliyle yapılacak işler değil bunlar" diye konuştu.

- İzmir merkezli PDY operasyonları 

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, örgütün yönlendirmesi ve talimatları doğrultusunda, "İzmir Askeri Casusluk Davası" olarak bilinen davaya ilişkin soruşturma sürecinde, taraflı ve kasıtlı usulsüzlükler yaptıkları, şüphelilerin kamuoyunda itibarsızlaştırılarak devlet bürokrasisinden ve TSK'dan tasfiyesini amaçladıkları yönündeki iddialar üzerine operasyon başlatılmıştı.

Operasyonların 3 Kasım'da 18 ilde gerçekleştirilen ilk dalgasında haklarında gözaltı kararı verilen 57 kişiden 49'u gözaltına alınmış, 13'ü ifadelerinin ardından savcılık talimatıyla serbest bırakılmıştı. Gözaltındaki 36 kişi emniyetteki işlemlerinin ardından İzmir Adliyesine sevk edilmiş, 3. Sulh Ceza Hakimi Dilek Çeliktaş tarafından ifadeleri alınan zanlılardan aralarında eski İzmir Emniyet Müdürü Ali Bilkay, KOM Şube Müdürü Mehmet Ali Şevik, mülkiye müfettişleri Ferda İleri ve Ahmet Kaya'nın da aralarında bulunduğu 17'si tutuklanmış, 15'i adli kontrol şartıyla olmak üzere 19'u serbest bırakılmıştı. Firari durumdaki örgüt lideri Fetullah Gülen'in de aralarında bulunduğu 8 kişi hakkında yakalama kararı verilmişti.

İzmir merkezli 14 ilde 3 Kasım'da gerçekleştirilen ikinci dalga operasyon kapsamında aralarında emniyet mensupları ile TÜBİTAK çalışanlarının da bulunduğu 25 kişi hakkında gözaltı kararı çıkartılmış, 18 kişi gözaltına alınmış, 5'i savcılık talimatıyla serbest bırakılmıştı. 

Sulh Ceza Hakimliğinde 13 kişinin ifadelerinin alınmasının ardından zanlılardan 10'unun tutuklanmasına, diğer 3 kişinin ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verilmişti. 

Operasyonun ikinci dalgasında 3'ü TÜBİTAK çalışanı 7 şüpheli aranıyor. TÜBİTAK'ta görevli 3 uzmanın yurt dışına çıktıkları belirlenmişti.