CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu canlı yayında

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu canlı yayında
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu canlı yayında
- Kılıçdaroğlu: (2) - "(Paralel yapı) Devletin içinde ikinci bir paralel devlet olmaz" - "Onlar ne derlerse desinler biz hiçbir zaman terör örgütünün yanında durmadık, terör örgütüne övgüler düzmedik, 'PKK bir terör örgütü değildir' de demedik. Onlar dediler" - "Bütün siyasi partilerin parlamentoda olsun olmasın teröre ve terör örgütlerine karşı çok açık, net tavır koymaları lazım"

İZMİR (AA) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu , devletin içinde ikinci bir paralel devlet olamayacağını söyledi.

Kılıçdaroğlu, Habertürk TV, Show TV ve Bloomberg HT ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Irak ve İran'ın 8 yıl savaştığını, bu süre içinde Türkiye'nin tarafsızlığını koruduğunu dile getiren Kemal Kılıçdaroğlu, bu konumuyla Türkiye'nin Ortadoğu'da en saygın ülkelerden birisi olduğunu ifade etti. 

Bugün durumun tersine döndüğünü vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Bütün Arap halkları hep Türkiye'ye özenirlerdi. Türkiye'deki demokrasiye, insan ilişkilerine, hukukun üstünlüğüne özenirlerdi ve 'Türkiye gibi biz de olmalıyız' derlerdi. Şimdi tam tersi oluyor, Arap halkları Türkiye'deki demokratik yapıya özeniyor, bizim yöneticilerimiz de Arap yöneticilerine benzemeye özeniyorlar. Böyle bir paradoksumuz var" dedi. 

Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti ile aralarındaki asıl uyuşmazlık konusunun dış politika olduğunu vurguladı.

- Eğitim vaatleri

CHP'nin seçim bildirgesinde yer alan eğitim vaatlerini anlatan ve ara eleman açığını kapatmayı hedeflediklerine değinen Kılıçdaroğlu, "Bu açığın 28 Şubat'ta meslek yüksekokullarının zafiyete uğratılmasından kaynaklandığı" yönündeki iddiaları şöyle değerlendirdi:

"Onlara hiç inanmayın. Fakat o dönemde imam hatip okullarına haksızlık yapmış olabilirler. Ayrı tutmuş olabilirler, o dönem yanlıştı. Ama siz iş garantili eğitim verin bütün anneler, babalar, çocukları kısa sürede iş sahibi olsun diye oraya gönderirler. Biz o çocuklara üniversite yolunu da açacağız, onlara bazı özel ayrıcalıklar tanıyacağız."

- Ekonomik vaatler 

Ekonomik vaatlerine ilişkin kaynak tartışmalarına da değinen Kılıçdaroğlu, devlette 27.5 yıl çalıştığını, verginin nasıl toplandığını, bütçenin nasıl yapıldığını, kaynağın nasıl harcandığını iyi bildiğini kaydetti.

Düne kadar "parayı nereden bulacaksınız" diye soranların bugün aynı vaatleri dile getirdiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Biz asgari ücreti net bin 500 yapacağız diyoruz vergisiz, onlar bin 300 yapacağız diyorlar ama vergili. Onların işverene getirdiği yük bizim getirdiğimiz yükten daha fazla. Yaptığımız bütün vaatler kuruşu kuruşuna hesabı yapılan vaatlerdir. Biz emekliye 3 maaş da diyebilirdik ama bütçe kaldırmıyor. Ben emekliye 2 maaş ikramiyeyi bunun için veriyorum. Biz öğretmene Öğretmenler Günü'nde bir maaş ikramiye diyebilirdik, diyemiyoruz neden, bütçeyi görmemiz lazım, bir toparlanmamız lazım. Biz onu yapabilirsek, kaynak yaratabilirsek öğretmene yılda bir kez Öğretmenler Günü'nde maaş, ikramiye de verebiliriz. Yani 13'üncü aylığı verebiliriz, eğer bu gücü yakalayabilirsek..."

Bütçenin şeffaf olmadığını, Meclis'e geldiğini ancak kaynakların nereye harcandığına ilişkin mali raporların gelmediğini anlatan Kılıçdaroğlu," AKP elini indirip kaldırarak bütçeyi geçiriyor. Biz de bundan rahatsızız" dedi. 

AK Parti'nin seçim vaatleri arasında "işsizlik sorununu çözmenin" bulunmadığını savunan Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'nin ise iş garantili eğitim, sıfır faizli kredi, atama bekleyen öğretmenlerin tamamını alarak işsizlik sorununun çözmeyi vadetti.

Kılıçdaroğlu, kısa sürede sorunları çözümlemeyi hedeflediklerini, "Ama onlar yapmıyorlar, yapamazlar. Düşünemiyorlar çünkü onlar yorgunlar ve sadece sorun üretiyorlar" ifadelerini kullandı. 

- Terör sorunu

Türkiye'de 2002 yılında terör olmadığını dile getiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Nasıl bu hale geldi? Zaaflarından. Silah depolarına döndü, hükümetin hepsinden haberi var. Konuştum, ben bu işle ilgili kamu görevlileriyle konuştum. Örgütün nerede bulunduğu, nasıl silah depoladığını valiye yazıyorlar, 'Terör örgütü şurada konuşlandı, izin ver operasyon yapacağız' diye. Vali operasyona izin vermiyor, hükümet istemiyor. Vali görevini savsakladıysa niye valiyi görevden alamıyor. Alsın o valiyi, alabiliyor mu, alamaz. Vali diyecek ki 'Talimatı sen verdin, ben de yerine getirdim'.  Bütün bunların tamamının devlet bürokrasinin arşivlendiğini de biliyorum. Bu talimatlar belgeli olduğundan kimsenin tereddüdü olmasın, çünkü vali kendisini ateşe atmaz."

Terör örgütünün bu süreçte asker alma daireleri kurduğunu, vergi daireleri, mahkemeler kurduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, "Bunları Davutoğlu çıktı söyledi, 'kimse bunu yapamaz' dedi. Yaptığını sen söylüyorsun ama kendisi Başbakan olduğunun farkında değil. Sorunu çözmek için belli ilkelerden yola çıkmak lazım, samimi ve dürüst olmanız lazım. İki tarafta da bu yok" şeklinde konuştu. 

- "Açıklamıyorlar tutanakları, niye açıklamıyorlar"

Oslo'da da İmralı'da da AK Parti hükümetinin bazı vaatlerde bulunulduğunu savunan Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdü:

"Açıklamıyorlar tutanakları, niye açıklamıyorlar. Kandil, 'Sözünüzü niye yerine getirmiyorsunuz' diyor. Pek çok internet sitesinde bunların belgesi var. Benim gördüğüm bazı belgeler var, bu kadarını söyleyeyim size. Bazı taahhütler var. O taahhütlerin altında eziliyor ve bunu kamuoyuna nasıl açıklayacaklarını bilmiyorlar. Şu anda bir mücadele yapıyorlar, yetki verildiği için güvenlik kuvvetlerine yapıyorlar. Daha önce açık ve net, 'yapmayın' diyorlardı."

- "Terör örgütünün yanında durmadık"

Bazı basın organlarında "CHPKK" olarak anılmalarını da değerlendiren Kemal Kılıçdaroğlu, "Onlar ne derlerse desinler biz hiçbir zaman terör örgütünün yanında durmadık, terör örgütüne övgüler düzmedik, PKK bir terör örgütü değildir de demedik. Onlar dediler. Onların yayın organlarında yazan gazeteciler dediler. Onlara da bir şey demediler, sadece alkışladılar. Abdullah Öcalan'ı yere göğe koymadılar. Bakanları söyledi bunları. Şimdi CHP'yi suçlayamazlar" ifadelerini kullandı. 

Kılıçdaroğlu, "Fetullah Gülen cemaatine nasıl bakıyorsunuz, cemaatle mücadeleye nasıl bakıyorsunuz" sorusunu, "Devletin içinde ikinci bir paralel devlet olmaz. Biz de bunu defalarca söyledik eğer bir paralellik varsa şu soruyu sormamız lazım, 'Bu paralel yapı kimin zamanında oluştu', biz iktidarda değildik. Onlar iktidardaydı, onlar kol kolaydı" dedi. 

Hukuk içinde mücadeleye kimsenin itiraz edemeyeceğini kaydeden Kılıçdaroğlu, "Benimle aynı görüşü paylaşır paylaşmaz o ayrı bir şey. Eğer ben hukukun üstünlüğünü savunuyorsam, demokrasiyi savunuyorsam, demokratik kurallar içinde bir şeyler yaparsınız buna da kimse bir şey demez" dedi. 

- "Baykal'ın da benim de savunduklarımız doğru çıktı" 

Silivri davalarında da benzer durumun yaşandığını, dönemin Başbakanı'nın çıkıp 'Ben o davaların savcısıyım' dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, "Partinizin eski genel başkanı ben de avukatıyım" şeklindeki sözlerinin hatırlatılması üzerine, "Mazlumların avukatı olunur ama savcı farklı bir güçtür ama her olayda bir avukat olunur. Sayın Baykal'ın da benim de savunduklarımızın tamamı doğru çıktı" dedi. 

-"CHP'ye oy verebilirim diyenlerin oranı yüzde 52"

Kılıçdaroğlu, yaptıkları çalışmaların meyvelerini ağır ağır aldıklarını, "CHP'ye oy verebilirim" diyenlerin oranının yüzde 52'leri bulduğunu, son 2 seçimde açıkladıkları bildirgelerinin kamuoyunda geniş yankı bulduğunu belirtti.

Türkiye'de yıllardan bu yana kemikleşmiş bir siyasal yapının olduğunu, bu yapının en azından 'CHP ne söylüyor' diye kulak kabartmasının bile çok önemli olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, 7 Haziran öncesi açıkladıkları ve 'Olur mu olmaz mı' denilen tartışmaların şimdi diğer partilerin de aynı yönde açıklamalarıyla olabileceğini, kaynak sorununun artık tartışılmadığını kaydetti.

Şanlıurfa'dan milletvekillerinin olmadığını ancak bu seçimde çıkaracaklarını, bu kentte işsizlerin olduğu bir sabahçı kahvesinde yaşadığı diyaloğu aktaran Kılıçdaroğlu, bir kişinin günlük 60 liraya çalıştığını, Suriyeliler'in gelmesiyle birlikte günlük çalışma bedelinin 20 liraya düştüğünü söyledi.

Bu kişilerin CHP'ye neden oy vermediğinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, "Biz onlarla diyaloğu kurmakta çok gecikmişiz. Bunu da açıklıkla ifade ediyorum. O insanların derdini dinlememişiz" diyerek öz eleştiride bulundu

Daha önceden kendilerine hiç oy çıkmayan Afyonkarahisar'dan bir köye gittiğini, insanların sorununu dinlediğini, buradan önce partisine 2 oy çıktığını, sonra 8 kişinin CHP'ye üye olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, "Oturup biz sadece Beyoğlu'nda yürüyüş yapalım, Urfa'daki kişi bize oy versin. Yürüyüş yapmakla oy alınmıyor. Konuşacaksınız, gideceksiniz, vatandaşın derdini sabırla dinleyeceksiniz" dedi.

Yaptıkları çalışmaları "İğneyle kuyu kazmak" olarak nitelendiren Kılıçdaroğlu, "Geçmişte CHP'ye yönelik farklı bir algı vardı. Aslında bu algıyı oluşturan da bizdik. Gerçeği söylememiz lazım. Şimdi bunu ters yüz etmeye çalışıyoruz. İnsanlara gidiyoruz, konuşuyoruz, dertleşiyoruz" ifadesini kullandı.

Etnik köken ve din üzerinden siyaset yapılmaması gerektiğine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, bu iki alanın siyaset alanını, topluma hizmeti daralttığını, ibadetin siyaset için değil Allah için yapılacağını söyledi.

Her inanca saygılı olduklarını, insanların kendi inandıkları değerleriyle beraber yaşayabilmesi gerektiğine değinen Kılıçdaroğlu, "Eğer siz ibadeti Allah için değil de siyaset için yapacaksanız o zaman farklı bir Müslüman anlayışı çıkıyor ortaya. Ben öyle bir şey öğrenmedim, öğrenmedik de biz. Kimlik üzerinden de siyaset yanlış. Ben kendi anne babamı seçme özgürlüğüne sahip değilim ki ama annemle babamla gurur duyarım. O zaman etnik kimlik siyasete konu olamaz" dedi.

-"HDP'ye ödünç oy"

CHP'li bazı seçmenlerin 7 Haziran'da HDP'ye oy verdiği yönünde algının, inancın olduğu yönündeki soru üzerine Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmede bulundu:

"Öyle söyleniyor. Biz yardım kuruluşu değiliz. Partiliysek, inanıyorsak, programına, ilkelerine inanıyorsak, 'evet' biz bir şeyler yapabiliriz, gücümüz de var, kafamız, ortak aklımız var, Türkiye'nin sorunlarını çözebiliriz. O zaman gelip partiye oy vermek durumundayız. Biz diğer muhalefet partilerine de özel bir tavır takınmıyoruz. Her partinin amacı iktidar olmak. Saadet Partisine de, Vatan Partisi'ne de karşı özel bir karşıtlığımız olmadı tam tersine biz her siyasal partinin yüzde 1 dahi oy alsa genel başkanının gelip paralamentoda temsil edilmesini isteriz. Yüzde 10 seçim barajının kaldırılmasını isteriz. Demokrasinin bir gereği bu. Yüzde 10 seçim barajının kaldırılması için defalarca kanun teklifi verdik ama reddedildi. Arzu ederlerse, istiyorlarsa yarın sabah kaldırırız. Yüzde 10 seçim barajı, parlamentonun meşruiyet alanını daraltıyor. Oysa meşruiyet alanını genişletmemiz lazım. 3 olur, 5 olur, 2 olur sonuçta bir uzlaşmayla bir baraj bulunur ve o çerçevede sorun çözülür."

Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal döneminde gündeme gelen "Türkiye milletvekilliği" fikrini desteklediklerini belirten Kılıçdaroğlu, "Türkiye milletvekilliğine varız. 450 normal seçim yasasına göre, 100 milletvekili de yüzde 1 oy alan bir kişiyle temsile yol açacak bir düzen gelebilmeli. Anayasa Mahkemesi bunu iptal etti. İptal gerekçeleri ortadan kaldıralabilir. İptal gerekçeleri dikkate alınarak yeni bir düzenleme yapılabilir ve parlamento daha geniş bir meşruiyet alanına kavuşabilir. Biz buna varız zaten" şeklinde konuştu.

-"Teröre ve terör örgütlerine karşı net tavır koymak lazım"

Terörden çok can yandığını, buna karşı net tavrın konulması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Bütün siyasi partilerin parlamentoda olsun olmasın teröre ve terör örgütlerine karşı çok açık, net tavır koymaları lazım. Bir terörü uygun öbürü mesafeli koyamazsınız. Hepsine açık net tavır koymak lazım. AKP'nin IŞİD konusunda çok net tavır koyması lazım, HDP'nin de PKK konusunda çok açık net tavır koyması lazım" dedi.

Bu iki partinin net tavır koyup koymadığı yönündeki soru üzerine, "IŞİD'e nasıl tavır koyuyorsa aynı tavrın burda da konulması lazım ki parlamentoda en azından bir ortak payda alanı olarak 'Biz teröre karşıyız, kimden gelirse gelsin, amacı, düşüncesi ne olursa olsun' topluma getirdiği bütün zararlar konusunda artık net tavır koymamız lazım. Fakat, lakin, ama bunların hiçbirisinin olmaması lazım. Bunu HDP koyduğu ölçüde çok daha rahat bir güç alanı kazanmış olacaktır. AKP'nin de IŞİD konusunda çok net tavır takınması lazım. Niye tavır takınmıyor?" ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Çavuşoğlu'nun CHP'nin DHKP-C'ye karşı tavır takınması gerektiği, bazı CHP'li milletvekillerinin DHKP-C'yi desteklediğini söylediğine yönelik soru üzerine Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Biz nerde destekledik. Bu partinin genel başkanı olarak gayet açık, net söylüyorum. Terör kimden gelirse gelsin, unvanı adı, sanı ne olursa olsun hepsine karşıyız. Bizim bir milletvekilini kastediyorlar. Düne kadar öğretmendi, devlet görevlisiydi. Varsa öyle bir şey gözaltına alıp tutuklamadıysan, hesabını sormadıysan kabahat sende kardeşim. IŞİD konusunda gayet açık ve net AKP'yi suçluyorum. Emniyet Genel Müdürlüğü canlı bombaları biliyor, fotoğraflarını bulmuş, yayınlamış. Bu adam kalkıp Güneydoğu'dan Ankara'ya kadar geliyor, bombayı patlatıyor. Görüntüler var elinizde hiçbir şey yapmıyorsunuz."

Kılıçdaroğlu, CHP iktidarında böyle bir olay olduğunda kendisinin istifa edip etmeyeceğinin sorulması üzerine, geçmişte de Maraş olayları olduğunu, o dönemki CHP'li İçişleri Bakanı'nın istifa ettiğini, birisinin siyasi sorumluluğu üstlenmesi gerektiğini kaydetti.

Dünyanın her yerinde böyle olduğunu Suudi Kralı'nın bile İçişleri Bakanı'nı azlettiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu'na iki bakanın istifa etmesi, etmiyorlarsa da azledilmesi gerektiğini söylediğini anlattı.

Başbakan Davutoğlu'nun, kendisiyle yaptığı görüşme sonrasında bazı özel konuları açıklamasından dolayı rahatsız olduğunun sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, kendisinin özel bir konu açıklamadığını, Star Medya Yönetim Kurulu Başkanı Murat Sancak'a düzenlenen silahlı saldırının faillerinin yakalandığını Başbakan Davutoğlu'nun söylediğini savundu.

Bir gazetenin CEO'suna yapılan saldırıda faillerin yakalanmasından memmuniyet duyacağını, olaydan sonra Sancak'ı arayarak geçmiş olsun dileğini ilettiğini, İzmir'de yayınlanan ve saldırıya uğrayan bir gazetenin yayın yönetmenini de aradığını, Sabah gazetesini de aradığını kaydeden Kılıçdaroğlu, bu seçimde daha iyi sonuçlar beklediğini söyledi.

Üzerlerine düşeni yaptıklarını, partilerinin değil Türkiye'nin çıkarlarını düşündüklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, önemli olanın önce Türkiye, insanların huzuru, refahı olduğunu, artık siyasi gerginliklerden, kavgadan, dövüşten bıkıldığını, ülkenin bu kadar sorunu varken kısır çekişmelerin içerisine siyasetin sokulmasının kendisini rahatsız ettiğini kaydetti.

"Ben bu ülkeye huzuru, barışı getirmek istiyorum" diyen Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin çözülemeyecek bir sorununun olmadağını, ayrışma, kutuplaşmanın kaldırılabileceğini, başbakan olması halinde kendisine en sert eleştiren kişilerin yanına, kapısına gideceğini ve ne yapması gerekiyorsa onu yapacağını söyledi.

(Bitti)