Genel seçime doğru

Genel seçime doğru
Genel seçime doğru
- Eski Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Yıldırım: - "Kardeşlik, birlik, beraberlik söylemi ve eyleminin hızlı şekilde toplumumuzda yer alması lazım" - "Yapmamız gereken, artık terörün ülke gündeminde daha az yer alacağı şartların oluşmasıdır. Büyük kitlelere hükmeden, hitap eden onların sesi olan kişi ve kurumlar çok ama çok dikkatli olması lazım"

İZMİR (AA) - Eski Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, kardeşlik, birlik, beraberlik söylemi ve eyleminin hızlı şekilde toplumda yer almasının gerektiğini belirterek, "Yapmamız gereken, artık terörün ülke gündeminde daha az yer alacağı şartların oluşmasıdır" dedi.

Yıldırım, Kaya Termal Otel'de, gazetecilerle bir araya gelerek, seçim çalışmalarında güne bir bölgede kahvaltıyla başladıklarını, burada kanaat önderleri, hemşehri derneklerinin başkanları veya İzmir'de önemli çevreye sahip olan muhtarlar, meslek odaları, esnaf, sanatkarlarla buluştuklarını belirtti.

Bazen de rastgele caddeye çıkıp vatandaşlarla sohbet ettiklerini, dükkanları, taksi duraklarını, kahvehaneleri ziyaret ederek çay içtiklerini anlatan Yıldırım, "Bizi hafif keseliyorlar güzelce, derslerini veriyorlar. Kırıcı değil ama hep bilinen bir şey var. 'Vekilim, bakanım geliyorsunuz şimdi seçimden sonra da gelseniz.' En klasik sorudur bu. Benim şahsıma da oldu ama çok fazla değil. Belki böyle olduğundan değil ama baştan tembihi vatandaş iyi yapıyor. Bir şehrin vekili demek sadece seçim zamanı hemşehrileriyle buluşması demek değildir. Görev yaptığı süre boyunca onlarla iletişimi sürdürmesi demektir" diye konuştu.

Seçim çalışmalarında vatandaşların tek istediğinin kardeşliğin, huzurun, barışın sağlanması olduğunu vurgulayan Yıldırım, şunları söyledi:

 "Vatandaşlar seçilecek iktidardan, bütün partilerden bu konuda ortak söylemde buluşmaları, bir araya gelmelerini istiyor. Aslında seçmen, vatandaş bize ders veriyor. Ne yapmamız gerektiğini, hangi işlerin yanlış, doğrusunun ne olduğu konusunda sahada bire bir öğrenme fırsatı buluyoruz."

Sosyal medya ekibinin kampanyada kullanılan söylemleri daha fazla insana ulaştırmaya çalıştığını, gönüllüler ekibinin 300 bin haneye ziyarette bulunmayı hedeflediğini aktaran Yıldırım, il başkanlığında oluşturulan bir ekibin de bireysel taleplerin takibini yaptığını kaydetti.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun 24 Ekim'de İzmir'e geleceğini, Gündoğdu Meydanı'nda bütün ilçelerden vatandaşların, partililerin katıldığı bir miting yapmayacaklarını belirten Binali Yıldırım,  Davutoğlu'nun ilk olarak Bergama'da sonra Ödemiş ilçesinde vatandaşlara hitap edeceğini, daha sonra kent merkezine gelerek metropol ilçelerin bazılarında vatandaşlarla buluşacağını anlattı. 

- Ankara'daki terör saldırısı

Yıldırım, 1 buçuk yılda 3 seçimin yapıldığını, Ankara'da terör saldırısından sonra da insanlarda doğal olarak bir tedirginliğin oluştuğunu, terörün çirkin yüzünü gösterdiğine dikkati çeken Yıldırım, şunları söyledi:

"Ne kadar tedbirler alınmaya çalışılsa da hissedemeyeceğimiz bir terör planlaması her zaman her yerde olabilir. Özellikle canlı bombaların, hakikaten istihbarat takipleri dışında başka bir yöntemi yok. Önemli olan psikolojik ortamı zihinlerden yok etmek. Sürekli bir olay olacak endişesiyle bu sürdürülebilir bir hayat tarzı değil. Yapmamız gereken, artık terörün ülke gündeminde daha az yer alacağı şartların oluşmasıdır. Bu da kardeşlik söyleminin, birlik beraberlik söylemi ve eyleminin hızlı şeklide toplumumuzda yer alması lazım. Bunun öncülüğünü siyasetçiler yapacak. Zaman zaman çağrılar oluyor ama maalesef bu çağrılar tam anlamıyla karşılık bulmuyor. Ümit ederiz ki bu seçim atmosferi içinde yaşadıklarımız artık seçimden sonra değişmiş olur. Bir araya gelinir, konuşulur, temel ülke meselelerinde bir topluma uzlaşma mesajı verilmiş olur. Artık millet gerginlik istemiyor. Sürekli diken üstünde yaşamak istemiyor. Huzur içerisinde, işine gücüne gidip geleceğini daha iyi planlamak, daha güzel şeyler ülkede görmek istiyor. Daha iyi haberler duymak istiyor. 3. sayfa haberleri milletin psikolojisini artık bozmaya başladı. Sürekli olumsuzluk, sürekli olumsuzluk daha güzel şeyleri belki daha fazla ön plana çıkarmak, bu da bir anlamda sizin de yapabileceğiniz şey. Bir olayı gölgeleme, karartma değil de en azından küçük sonuçlar yerine yaptığınız her işte her eylemde hepimizin görevi ülkemizin, milletimizin yararı bunda ne kadar, toplumsal yarar ne kadar diye de düşünmemiz gerekiyor. Bunda sadece muhabirler sorumlu değil hepimiz sorumluyuz. Daha sonra keşke bunu yapmasaydım, bunu konuşmasaydım diyeceğimiz bir işin içinde olmamamız lazım."

- Gazetecilerin soruları

Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Binali Yıldırım, "Ankara'daki terör saldırısına yönelik yayın yasağına" ilişkin bir soru üzerine, olay olduktan sonra 2-3 gün her şeyin konuşulduğunu, işin duygusal boyutlarının da enine boyuna işlendiğini, yasağın, bir hukuki delil bulma, failleri ortaya çıkarmakla ilgili yapılan çalışmalarda bir zafiyetin oluşmaması için alınmış bir karar olduğunu düşündüğünü, bunu bir istisna olarak görmek gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 'ın parti liderlerine bir çağrısı olup olmayacağı yönünde bir bilgisin olmadığını, ancak Erdoğan'ın her zaman parti liderlerini çağırmak istediğini, zaman zaman da çağırdığını belirten Yıldırım, şöyle dedi:

"Ama davete icabet olmayınca bu sefer faydasız bir girişimde bulunmanın da anlamı yok. Hatırlayın birkaç sefer teşebbüs etti, bir ara 'Birlikte gelin, ayrı ayrı gelin' dedi. Muhalefet liderlerinden benim hatırladığım kadarıyla hiçbiri ziyarete gitmedi. 'Biz oraya ziyarete gitmeyiz' falan. Bu da çok kabul edilebilir bir şey değil." 

Cumhurbaşkanlığı danışmanlığının fahri bir görev olduğunu, orada maaşlı bir danışman bulunmadığını, sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendisine şifahi teklifiyle orada yer aldığını ve destek olmaya çalıştığını anlatan Yıldırım, seçimden sonra İzmirlilerin desteğiyle milletvekili olması halinde hemşehrilerinin işleriyle başka bir görev olursa, o görevin gereğini yapacağını belirtti.

Yıldırım, "Ama Cumhurbaşkanımızla her zaman istişare edip her zaman ona destek vermek bizim yine asli görevimiz olmaya devam edecek" dedi.

- AK Parti'li isimlerin "Sosyal medyadaki paylaşımları"

AK Parti'li bazı isimlerin sosyal medyadan yaptığı paylaşımlarla ilgili bir yaptırımın olup olmayacağı yönündeki soru üzerine Binali Yıldırım, seçimde İzmir kampanyasına çok fazla zaman ayırdığı için kimin nerede ne söylediğini birebir takip etmediğini, partide de merkez karar yönetim kurulu üyeliği dışında bir idari görevinin olmadığını ifade etti. 

AK Parti Merkez Yürütme Kurulu'nun kimin hangi esaslar çerçevesinde konuşacağı telkininde bulunduğunu ancak buna rağmen bireysel olarak bu kalıbın dışına çıkan kişilerin zaman zaman olduğunu aktaran Yıldırım, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bunlar uyarılıyor, uyarılar yapılıyor. Uyarılar şunun için yapılıyor; 'konuşmayın, etmeyin' tarzında değil de, bizim parti ilkelerimiz, ortak söylemimiz, ortak dilimizin gerektirdiği ölçülerde kalın tarzında söyleniyor, bunu biliyorum. Gayet tabi ki biz başkalarından beklediğimizi önce kendimiz yapmamız lazım. Kendimiz yapmıyorsak başkalarından 'şöyle şöyle davranın' diye bir istekte bulunma hakkımız yok. Türkiye'nin ihtiyacı olan hakikaten empati yapmak, kardeşliğimizi daha da arttırmak, ayrımcılık, ayrışma, kutuplaşma Türkiye'nin, milletin hayrına değil. Ancak ve ancak moral değerlerimiz zarar görür. En yakınımızdan en uzağımıza kadar herkes birbirine mesafeli durmaya başlar, tavır koymaya başlar. Bu yukarıdan başlıyor. Yukarıdan başlayıp aşağıya kadar sirayet eder. O yüzden ülke yönetiminde sorumluluk sahibi olanlar, büyük kitlelere hükmeden, hitap eden onların sesi olan kişi ve kurumlar çok ama çok dikkatli olması lazım. Bu medya için de siyasi partiler için de, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, herkes için geçerli. Bireyden bireye olan ilişkilerde de geçerli. Aynı fikri savunmak mecburiyetinde değiliz zaten böyle bir şey mümkün değil. Ne kadar insan varsa benim kanaatim o kadar fikir var. Ama fikirlerin benzeşmesine göre bir araya gelmesi var. Bir araya gelmesi gayet doğal ve bu fikirler karşılıklı görüşülebilir, sorunların çözümünde anlaşamayabiliriz bu gayet doğal bir şey. Ama bizim siyaset tarzımızda çözümde anlaşmazlığa daha gelmedik. Sorunların tanımında bile anlaşamıyoruz. Bu açıkçası çok istediğimiz bir şey değil."

Yıldırım, 1 Kasım'da AK Parti'nin kaç milletvekili çıkaracağı yönünde bir sayı telaffuz etmediğini ancak en son AK Parti'nin İzmir'de 947 bin oy aldığını anımsatarak, "Enflasyon farkını da koyarsak 1 milyonu geçiyor. İzmirli hemşehrilerimizin bu konuda desteklerini bekliyorum. Tabi ki ne kadar çok destek alırsak ne kadar çok İzmirli'nin güvenini kazanırsak sorumluluğumuz o kadar daha fazla olur. Şehre karşı, hemşehrilerimize karşı ve bunun da gereğini en iyi şekilde yapma gayreti içerisinde oluruz" diye konuştu.