İzmir merkezli "Paralel Devlet Yapılanması" operasyonu

İzmir merkezli "Paralel Devlet Yapılanması" operasyonu
İzmir merkezli "Paralel Devlet Yapılanması" operasyonu
Savcılık sevk evrakından: (2) - "Şüpheli ifadelerinde adli soruşturma kısmında bütün sorumluluğun sadece başkomiser rütbesinde görev yapmakta olan Y.Ö'ya ait olduğu şeklinde beyanlarda bulunduğu, Y.Ö.'nun ise ifadesinde 'Her işin başında olduğu gibi bu işin başında da ben vardım' dediği, bu şekilde gösterilen örgütsel refleks sayesinde elemanlarından bir tanesinin suç üstlenmek suretiyle feda edildiği, diğer şüphelilerin ise sorumluluktan ısrarla kaçınmaya çalıştıkları görülmüş, 2 yıl boyunca zincirleme olarak ve sistemli şekilde işlenmiş olan eylemlerin bir kişi tarafından gerçekleştirilmiş olmasının imkansız olduğu dikkate alınarak tüm ifadeler aslında örgütlü olarak işlenmiş bu suçu ve mevcut terör örgütünü ispat etmektedir"

İZMİR (AA) - İzmir merkezli 18 ilde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 36 kişinin tutuklanmaları talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildikleri savcılık evrakında, şüpheli ifadelerinde bütün sorumluluğun bir başkomiserin üzerine bırakılmak istendiği, gösterilen örgütsel refleksle elemanlarından bir tanesinin suç üstlenmek suretiyle feda edildiği , "2 yıl boyunca zincirleme olarak ve sistemli şekilde işlenmiş olan eylemlerin bir kişi tarafından gerçekleştirilmiş olmasının imkansız olduğu dikkate alınarak tüm ifadeler aslında örgütlü olarak işlenmiş bu suçu ve mevcut terör örgütünü ispat etmektedir" denildi.

Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca, hazırlanan ve şüphelilerin "tutuklanmaları" talebiyle mahkemeye sevk edildikleri evraka göre, "İzmir Askeri Casusluk" davasına ilişkin ilgili birimlerden bilgi ve belgeler, arama kayıtları ve tutanakları, dinlemelere ilişkin kararlar ve adli bilişim raporlarının istenerek incelendi.

İncelemeye dayanak şüphelilerin, gerçek dışı bilgilerle bilgi notunu hazırlamak suretiyle "resmi belgede sahtecilik" suçunu işledikleri, kişisel verileri hukuka aykırı elde ettikleri, özel hayatın gizliliğini ihlal ettikleri, suç uydurdukları, il dışında ikamet eden birçok kişinin adresini İzmir'de gösterip adli makamları yanıltarak önleme dinlemesi kararı alınmasını sağladıklarının ve usulsüz dinleme yaptıklarının tespit edildiği kaydedildi. Bu çalışmalardan yıl boyunca verim alınamadığı, ancak şüphelilerin, soruşturmanın en önemli sözde delili ve içerisinde 'Pandora' adı verilen dijital materyalin bulunduğu söylenen Sapanca'daki aramalara katıldıkları aktarıldı.

Şüphelilerin; soruşturma kapsamında yaklaşık 17 ay dinleme kararı alınmasına neden olan raporları gerçek dışı bilgilerle hazırlayarak "evrakta sahtecilik" yaptıkları, kişiler arasındaki görüşmelerden alıntı yapılarak anlam bütünlüğünü bozdukları ve buna dayanarak düzenledikleri raporlarla adli makamları yanılttıkları belirtildi. Şüpheliler ayrıca, kişilerin hürriyetinden yoksun bırakılmasını sağlamak, özel hayatın gizliliğinin ihlal etmekle suçlandı. Üst rütbeli görevlilerin ise gerçek dışı bilgilerle hazırlanan raporları doğruluğunu sorgulamadan, teyit etmeden adli makamlara gönderdikleri, böylelikle raporları düzenleyenlerin suç faaliyetlerinin zincirleme olarak işlenmesine neden oldukları kaydedildi.

Savcılığın sevk evrakında, "Askeri Casusluk" soruşturmasına konu olan elektronik postayla gönderilen ihbarın, ismi geçenler hakkında yeterli bilgi bulunmadığı ve İstihbarat Şubeden bilgi gelmediği halde "adli dinleme" talebinde bulunulduğu, evrakın önce Mali ardından Organize Büroya gönderildiği, sözde "insan ticareti" olarak başlayan soruşturmanın TSK üzerine genişletildiği, aynı kişilerin daha önce de önleme dinlemesine alındığının tespit edildiği belirtilerek, soruşturmaya ilişkin normal prosedürün dışında kalan uygulamalardan örnekler gösterildi. 

Bu verilerin, aynı kişilerin geçmişten gelen bir suç birlikteliği ile hiyerarşik yapı içerisinde hareket ettiklerini gösterdiği vurgulandı. İşlemlerin daha önceden planladığı ve şüphelilerin, ileride muhtemel bir inceleme veya şikayet sonucu geride delil bırakmamak, deşifre olmamak için tedbir aldıkları anlatıldı. Soruşturma tarihinin öncesinde örgütün çıkarları doğrultusunda usulsüz elde edilen kişisel verilerin, arşivlenerek daha sonra dijital materyaller içerine konulduğu, bu suretle çok sayıda TSK mensubu ve Türkiye Cumhuriyeti bakanlıklarına ait bürokratlar hakkında adli işlem yapıldığı kaydedildi.

Şüphelilerin birbirleriyle olan ilişkileri ve katıldıkları toplantılara ilişkin bilgiler ile soruşturma dosyasındaki dinleme, süre uzatmaya ilişkin sorumlulukların aktarıldığı evrakta, İstihbarat Şube Müdürlüklerince düzenlenen ve adli kolluk birimlerine gönderilen bilgi iletim formlarının "güvenilirliğinin olmadığı" belirtildi.

Sevk evrakında, "Adli dinleme yapıldığı için suça doğrudan müdahalenin söz konusu olduğu halde aynı şahıslar hakkında suçların işlenmesinin önlenmesi bahanesiyle ve kanunda aksine hüküm bulunmadığı gerekçesiyle eş zamanlı önleme dinlemesi yapıldığı, bu bahaneyi ileri sürenlerin ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin istihbarat biriminde görev yaptığı, istihbarat kimliği bulunmayan birçok kolluk görevlisi tarafından bilinen Fetullahçı yapı ve cemaat hakkında bilgi sahibi olmadıkları, usulsüz olduğu tespit edilen yapılan iş ve eylemlerin ortaya çıkartılması neticesinde birbirlerine iftira attıkları" öne sürüldü.

- "Sorumluluğu bir kişinin üzerine bırakıyorlar"

Evraka göre, şüpheliler ifadelerinde, adli soruşturma kısmında bütün sorumluluğun başkomiser rütbesinde görev yapan Y.Ö'ye ait olduğu beyanında bulundular. Y.Ö'nün de "Her işin başında olduğu gibi bu işin başında da ben vardım" dediği, bunun örgütsel refleks olduğu ve elemanlardan bir tanesinin suç üstlenmek suretiyle feda edildiği, diğer şüphelilerin ise sorumluluktan kaçınmaya çalıştıkları vurgulandı. Evrakta, "büro amirinin bile sorumluluğun Y.Ö'ye ait olduğunu beyan ettiği, 2 yıl boyunca zincirleme olarak ve sistemli şekilde işlenmiş olan eylemlerin bir kişi tarafından gerçekleştirilmiş olmasının imkansız olduğu" vurgulanarak, tüm bu ifadelerin suçun örgütlü işlendiğini ve terör örgütünü ispat ettiği belirtildi.

- Operasyona, "Kırık testi" kitabından alıntı yapılarak "testi" adını koydular

Elde edilen delillerin değerlendirilmesi sonucunda ise "Fetullah Gülen'in kurmuş olduğu ve yöneticiliğini yaptığı FETÖ/PDY terör örgütü ile Anayasa'da belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, kamu düzenini bozmak, bu çerçevede Türkiye Cumhuriyeti bakanlıklarına ait bürokratların ve TSK mensuplarının tasfiye edilmesini sağlayarak, tasfiye edilenlerin yerlerine kendi örgüt mensuplarının yerleştirmek amacıyla kendi menfaatine hizmet etmek üzere devlet içerisinde oluşturduğu yapıyı harekete geçirerek, sözde adli soruşturmanın başlatıldığı" bildirildi.

Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca şüphelilerle ilgili hazırlanan ve "tutuklanmaları" talebiyle mahkemeye sevk edildikleri evrakta, "İzmir Askeri Casusluk" operasyonuna, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın lideri Fetullah Gülen'in "Kırık testi" kitabından alıntı yaparak "testi" ismini koydukları kaydedilen şüphelilerin, yasa dışı dinlemeler yaparak birbirleriyle irtibatı olmayan birçok kişiyi, örgütsel bir ilişki içerisinde hareket ediyormuş gibi gösterdikleri belirtildi. 

İncelenen deliller ve alınan ifadelere doğrultusunda, terör örgütünün amacı doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti bakanlıklarına ait bürokratların ve TSK mensuplarının tasfiye edilmesine yönelik usulsüz dinlemesi yapıldığı, elde edilen bilgi ve belgeleri dijital materyallere yükleyerek ileride yapılacak aramalarda adreslerde bulunmasını sağladıkları vurgulandı. İsimsiz ve kaynağı belli olmayan ihbar mailinin FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarınca gönderildiğinin anlaşıldığı bildirilen evrakta kişilere hangi suçlamaların yöneltildiği tek tek aktarıldı. 

Sevk evrakında dikkati çeken suçlamalardan biri ise FETÖ/PDY mensuplarından bazılarının, "gerçek dışı bilgilere dayanılarak düzenlenen raporlar doğrultusunda tutuklanan kişilerden tahliye olmaları için, örgüte para vermelerini istemeleri" oldu.

Gözaltına alınan mülkiye müfettişleri de "Askeri Casusluk" soruşturmasında ele geçirilen bazı belgelerin "suç delili niteliği kazanması" hedefiyle, "gizli" ve "çok gizli" belgeler olduğu yönünde raporlar hazırlamakla suçlandı.

(Bitti)